İtiraf mevsimi

15.03.2008 04:09

Taha Kıvanç

Siz bu işte bir bit yeniği bulmasanız da şu sıralarda olan ve askerleri bir biçimde ilgilendiren her şeyden ben bir hayli kuşkuluyum. Enişte öpüyor da, bayram değil seyran değil, neden öpüyor? Yoksa bayram değilse de 'seyran' söz konusu da biz mi farkında değiliz.

Türkiye'de askerler konuşmaz değil, konuşurlar, hem de bayağı çok konuşurlar. Ancak kendilerini ilgilendiren konularda ketumdurlar; Ne kadar zorlanırlarsa zorlansınlar, verecekleri en aşırı tepki, “Ya, demek öyleymiş; ben yine de konuşmayayım olur.” Tıpkı, selefi Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun Genelkurmay Başkanı oluşunu engellemek için lobi faaliyeti gerçekleştirdiğini işittiğinde Org. Hilmi Özkök'ün verdiği tepki gibi...

Peki de, Org. Kıvrıkoğlu kendisini pek de ilgilendirmeyen bir konuya neden aşırı tepki verdi, o konuya açıklık getireceğim derken neden kendisinde kalması, birlikte mezara götürmesi beklenen bazı gerçekleri fâş etti? Neden, neden, neden?

Olayın gazetecilik yönü parlak. Hürriyet'ten Şükrü Küçükşahin önce Mesut Yılmaz'la 12 Mart'ı görüştü ve ondan “Keşke bizim dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök olsaydı” sözünü aktardı... Ertesi gün de, o sözü geliştirerek Org. Kıvrıkoğlu'nun yerini Org. Özkök'e devretmesi sürecine açıklık getirecek tanıklıkları aktardı Hürriyet yazarı...

2002'in Temmuz ayında Başbakan Bülent Ecevit, yanında yeni dışişleri bakanı Şükrü Sina Gürel olduğu halde makamında kabul etmiş Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu'nu. Hoş beş ve bazı devlet konularından sonra, “Görev sürenizi uzatalım” demiş.

Düşünün, 67 yaş sınırını ve dört yıllık görev süresini tamamlamış bir komutana “Devam et” deniyor. Bunun için Meclis'ten yasa çıkarmak lâzım; oysa dönemin Meclis'i parça bölük. Konuyu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e de taşımışlar… Herhalde bakmış olmuyor, Org. Kıvrıkoğlu, “Sizlere ben yeni bir Genelkurmay Başkanı öneriyorum” demiş...

Bütün hiyerarşik yapıyı bozacak bir 'öneri' yapmış sonra.

Türk Silâhlı Kuvvetleri'nde Jandarma Genel Komutanlığı başka bir komutanlığa geçiş için bir 'sıçrama tahtası' değildir. Bu konuyu o günlerde yazan Sedat Ergin'e göre, geçmişte sadece iki defa yapılmış böyle bir atama. Org. Semih Sancar ve Org. Nurettin Ersin Jandarma Genel Komutanı iken Kara Kuvvetleri Komutanı olmuşlar... İlki 197o'de, ikincisi 1976'da.

Org. Kıvrıkoğlu, Jandarma'nın başındaki Org. Aytaç Yalman'ın KK Komutanı olacağını bildirmiş Cumhurbaşkanı Sezer ile Başbakan Ecevit'e. “Yeni komutan” demiş “30 Ağustos'ta göreve başlayacak. Bu arada siz Genelkurmay Başkanlığı'na atama yapmazsınız, yeni kuvvet komutanı da 30 Ağustos'ta görevi aldıktan sonra eylül ayının ilk haftasında onu Genelkurmay Başkanı atarsınız.”

“Yeni komutanın ismini vermedim” diyor Org. Kıvrıkoğlu, ama karşısındakiler ben değil ki, Aytaç Yalman'ı kast ettiğini hemen anlamışlardır.

Şu işe bakın: Jandarma'nın başındaki komutanı iki hamlede Genelkurmay Başkanı haline getiriyor Org. Kıvrıkoğlu. KK Komutanı olacağına mutlak gözüyle bakılan Org. Edip Başer'i ve KK Komutanlığı'ndan Genelkurmay Başkanlığı'na geçmesi beklenen Org. Hilmi Özkök'ü emekliye göndererek...

Kendisinin görev süresinin uzamayacağı anlaşılınca ordu hiyerarşisini altüst edecek bu formülü öne sürebilmiş... Hayret ki, ne hayret!

Bunu yapabilmek için Org. Özkök için ne dediğini de bu vesileyle öğrenmiş olduk: “İrtica ile yeterince mücadele edemez...” Acaba Org. Edip Başer için ne demiş olabilir? 'İrtica' konusundan daha vahim bir şey söylemiş olmalı ki Org. Kıvrıkoğlu, Sezer-Ecevit ikilisi Org. Özkök'ün harcanmasını engellerken Org. Başer'i emekliye sevk eden kararnameyi imzalamışlar...

Askerde terfi ve atamaların yapıldığı yer Yüksek Askeri Şura (YAŞ). Dikkat ederseniz bu konuşmalar, ağustosta yapılan YAŞ toplantısından çok önce, temmuz ayında geçiyor. Genelkurmay Başkanlığı koltuğunda oturan devlet görevlisi, kendisinden bir-iki yıl daha az kıdemli silâh arkadaşları arasında ayırımcılık yapıyor ve yaptırıyor. Taşları yerinden oynatıyor.

Akıl alır gibi değil gerçekten...

İyi de bugün bunları neden anlatıyor? Kime, hangi mesajı vermek için yapılıyor bu itiraflar? Org. Kıvrıkoğlu, Şükrü Küçükşahin'e bu şaşırtıcı itiraflarda bulunurken, “Bir-iki eski bakan arkadaşıyla konuştuğunu” da söylüyor. Kendisini konuşmaya teşvik etmiş o eski bakanlar...

Encümen-i Daniş'ten arkadaşları olmalı o eski bakanlar... Belki de, bu tarzda bir çıkışı Encümen-i Daniş olarak planlamışlardır...

Yoksa hiç duymadınız mı Kıvrıkoğlu'nun da içinde yer aldığı, bazı eski politikacılar ve akademisyenlerden oluşan Encümen-i Daniş'i...

Ben onu anlatmaya başlayana kadar “Neden?” sorusu üzerinde düşünün derim.

Yeni Şafak gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim