1. YAZARLAR

  2. Salih Tuna

  3. İşte YSK krizinin arkasındaki gizli el
Salih Tuna

Salih Tuna

Yazarın Tüm Yazıları >

İşte YSK krizinin arkasındaki gizli el

A+A-

Kazasız belasız bir seçimin ardından herkes yeni anayasanın yollarını gözlerken YSK çıkageldi.

Gelmesiyle de ortalık karıştı.

Ve, "Kürt siyasal hareketinin" temsilciliğine soyunan malum eşhas Meclis'i boykot edeceklerini ilan etti.

Sokaklar hareketlendi; mayınlar, şehitler, gösteriler... Biliyorsunuz işte.

Ardından da Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal'ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Kılıçdaroğlu da esip gürledi tabii.

"Bu yargı kararı halkın iradesine vurulan darbedir" diye de oldukça revnaklı bir laf serdetti.

Gerçi seçimden önce daha revnaklısını söylemişti: "Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay hapisten çıkamayabilir. Bunu Sabih Kanadoğlu da açıklamıştı. Sonuçta yargının takdirine bağlı..."

Sizi bilmem ama bu bana "Dün dündür bugün bugündür" sözünü fena halde hatırlattı.

Eh yani, tevekkeli dememişler "Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan" diye.

Neyse ki İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal'ın çağrısına uyup da Meclis'i boykot kararı almadı.

Bu Kocasakal da çok enteresan bir "insan kişisi."

Dün YSK'nın12 BDP'li milletvekili adayını veto kararını haklı bulmuştu; bugün kalkmış Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay'ın tutukluluk halinin devamına karar verildiği için CHP'yi Meclis'i boykota çağırıyor!

YSK'nın çark ettiği mahut veto kararını haklı bulmakla yetinmemiş, terör suçu işlediği için Hatip Dicle'nin milletvekili olamayacağını da ileri sürmüştü. (Yanlış hatırlamıyorsam Leyla Zana hakkında da aynı mülahazayı dile getirmişti.)

Maksadım İstanbul Baro Başkanı'nı eleştirmek değil.

Doğrusunu isterseniz Sayın Kocasakal'ın ne düşündüğü o kadar da umurumda değil

Benim umurumda olan şu:

Askeri darbe marifetiyle Meclis'in topyekûn ilgasına onay verebilecek tıynetteki bir insan nasıl oluyor da Meclis'i boykot çağrısında bulunabiliyor?

Nerden mi çıkarıyorum?

Buyurun birlikte okuyalım: "Kocasakal bombayı patlattı: 'Açık söylüyorum bana şu an sorsalar, şu anki AKP hükümeti mi yoksa bir askerî darbeyi mi tercih edersiniz, ben darbe hükümetini tercih ederim'..." (Rasim Ozan Kütahyalı, 10.11.2010, Taraf)

Ümit Kocasakal bu iddiayı yalanlamadı.

Dahası, (Rasim'in zikrettiği) şahitlerden Ufuk Uras ve Ahmet Tulgar bir televizyon kanalına telefonla bağlanarak söz konusu iddiayı doğruladılar.

Yanlış anlaşılmasın; Meclis'in boykot edilmesi mesele değil; kim kimden neyi boykot etmesini istiyor, mesele bu!

Şuraya bakın:

Askeri darbeyi AK Parti'ye tercih edeceğini söyleyen İstanbul Baro Başkanı, "CHP ve MHP derhal Meclis'ten çekilsin..." diyerek Meclis'in boykot edilmesini istiyor!

BDP'li Bağımsız Mardin Milletvekili Sayın Ahmet Türk de CHP'li Süheyl Batum'a boykot çağrısı yapıyor: "Gitmeyelim, Meclis AKP'ye kalsın..."

Dikkat isterim:

"TSK kağıttan kaplanmış" diye hayıflanan CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum'dan istiyor bunu.

Başımızdan aşağı kaynar sular boca etsek yeridir.

Darbecilerine sahip çıkamadığı veya halkları kodu mu oturtamadığı için TSK'yı "kağıttan kaplan" tesmiye eden birine, "Diyarbakır Cezaevi"nde TSK'nın demir yumruğunu en korkunç şekilde görmüş, tecrübe etmiş biri işbirliği çağrısı yapıyor!

Neye karşı peki?

Ümit Kocasakal'ın askeri darbeyi tercih ettiği AK Parti'ye karşı değil mi?

Engin Alan'ın tutukluluk haline hazır mahkeme karar vermişken MHP'yi de Meclis'i boykot etmeye çağırın da tam olsun bari.

Maksat: "Gitmeyelim, Meclis AKP'ye kalsın..."

Hayır yani, gitmeyeceksin de kimlerle kalacaksın; Engin Alanlarla mı, Süheyl Batumlarla mı?..

Ben size gizli eli söyleyeyim mi?

Kim siyasetin işletilmesine takoz koyuyor, demokratik anayasanın (Prof. Süleyman Seyfi Öğün'ün yerinde ifadesiyle "Kurucu yasa"nın) yapılmasına şu veya bu şekilde engel oluyorsa gizli el odur!

NOT: Sevgili Orhan Miroğlu ve Mehmet Ali Birand'a acil şifalar diliyorum.

YENİ ŞAFAK 

YAZIYA YORUM KAT