İstanbul Üniversitesi’nde 28 Şubat Programı Yapıldı!

07.03.2013 00:50
İstanbul Üniversitesi’nde 28 Şubat Programı Yapıldı!
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde 28 Şubat programı düzenledi.

Amine ALTINIŞIK / Haksöz-Haber

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin kurmuş olduğu Adalet ve Erdem Öğrenci Kulübü 28 Şubat programı düzenledi. “Bin Yıllık Darbe: 28 Şubat” ismi ile afişe edilen programa Rıdvan Kaya, Cevat Özkaya ve Av. Gülden Sönmez konuşmacı olarak katıldı. Panelin ardından İkna Odaları belgeseli, yapımcısı Fatma Aydın Ataş’ın sunumu ile gösterime sunuldu.

Program kulübün üyelerinden Amine Altınışık’ın sunumu ile başladı. 28 Şubat programını İstanbul Üniversitesi’nde yapılmasının oldukça önemli olduğunu söyleyen Altınışık, kulüp adına 28 Şubat bildirisini okudu ve moderatörlüğünü Kader Koç’un yaptığı panele geçildi. Panelde ilk konuşmayı 28 Şubat’ı darbeler düzleminde inceleyen Cevat Özkaya yaptı. Türkiye’nin ilk sistematik darbesinin meşrutiyet darbesi olduğunu belirten Özkaya, darbe anlayışını şu şekilde açıkladı. ”Türkiye’nin ilk sistematik darbesi meşrutiyet darbesidir. Dolayısıyla bu sistematiğe insanları uydurmak için de eğitimi de dili de dini de benzer bütün şeyleri kurgularsın. Peki, tabii olmayan yukardan bir mühendislik projesi olarak giden bu çizgi, bu anlayış kabul edilmediği zaman ne olur, yani insanlar bunu kabul etmediler hayatlarını başka türlü yaşamaya devam edecekler. İşte o zaman darbeler ortaya çıkar. Yani rayından çıkmaya doğru giden lokomotifi devrilmesin diye tekrar rayına oturtmak darbelerin yaptığı bir iştir.”

Özkaya, 1961 yeni anayasasının, 50’de, 54’de ve de 57’de kaybetmesi dolayısıyla seçilmeyeceğini anlayan statüko insanları tahrik ederek biraz da korkutarak hazırlandığını ve böylece net bir darbe yapıldığını söyledi.  28 Şubat ile ilgili son olarak ise “genel seçimleri 1995’de resmi söylemin dışında kazanan siyasi partiyi iktidara getirmemenin bin bir çeşit yolu arandı. Çünkü bu partinin İslami söylemi daha baskındı ama sistemi kökünden değiştirecek misyonu da yoktu. Buna karşı medyasıyla olsun çeşitli sendikaları ile olsun psikolojik harekat başladı ve Müslümanların üzerinden silindir gibi geçti. Çünkü 28 Şubat öncesi Müslümanlar AB’ye karşıydı fakat şimdi çoğu destekliyor” dedi.

Konuyu teorik boyutunu anlatan konuşmacı Rıdvan Kaya ise üniversitelerde 28 Şubat’ı konuşmanın kendisine mutluluk verdiğini belirterek, zalimlerin zulmünün devam ettirememesi bakımından ortaya çıkan bu tablonun Müslümanların bir kez daha haklı olduğunu ifade etti. Kaya: “28 Şubat’ı sadece 1997 darbesi olarak görmemek gerekiyor. Bu, halkın inancını, kimliğini ya da halkın kendisini sorun olarak gören bir iktidar anlayışının neticesinde ortaya çıkmış bir araçtır, darbeler. Ve bu darbelerin genel merkezi TSK yani genelkurmaydır” dedi. Türkiye’deki 28 Şubat sürecini ABD’deki 11 Eylül sürecine benzeten Kaya, o dönemde ABD ile yakın ilişkilerin kurulduğunu dile getirdi.

“28 Şubat darbesi neticesinde sindirilmiş bir toplum yapısı ortaya çıktı” diyen Kaya, darbeciliğin son tahlilde başarısız olduğunu ifade etti. Ayrıca Yakamoz, Balyoz, Ergenekon darbelerine cesaret edememelerini 28 Şubat sonrası sürecin başarısız geçmemesine bağladı. Sadece bu bakımdan da 28 Şubat’ın olumlu bir tablo çıkardığını söylemek mümkündür. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin dekanlarının o dönem Yaşar Nuri Öztürk ve de Zekeriya Beyaz olması süreci eğitimi ve de darbeciliği özetlemeye yeter, dedi.

28 Şubat’ın genel manada Müslümanların direngen olmadığını söyleyen Kaya, bedel ödemeyen Müslümanlık algısının maalesef camiamızda çokça yaygın olduğunu ifade etti. Sonuç itibari bundan itibari bundan sonraki için darbelerin ve darbecilerin yargılanması olumlu bir tablo, bu noktaya gelmek kolay olmadı diyen Kaya; “Yargıda hala askeri uygulamalar ve askeri mahkemeler var bunların kaldırılması gerekiyor. Ayrıca TSK’nın Milli Savunma Bakanlığına bağlanması gibi taleplerin karşılanması gerekiyor. Ve daha da önemlisi askerin karşısındaki zayıflık duygusunun tamamen kalkması gerekiyor. Bu bağlamda resmi ideoloji ile hesaplaşma da mutlaka yapılmalıdır” şeklinde konuştu.

Son konuşmacı olarak sözü olan Av. Gülden Sönmez, dönemin pratik yansımaları üzerine konuştu. “28 Şubat’ı anlamak için yaşayanlar ölmeden dinlenmeli, zira 28 Şubatlar bitmez. Niye 28 Şubat darbesi yapıldı? Çok genel birkaç yargı var. Sanki 28 Şubat başörtülü kızların üniversitelerde okumaması, çalışma hayatında yer almaması, devletteki bazı görevlere noktalara gelmemesi için yapılmış darbe gibi anlaşılıyor.  Türkiye’nin kendine has bir yapısı var. İslami hareketlerin bir şekilde bir daha canlanmaması için hiçbir iddiasının kalmaması için bir gecede düzenin değişmesi, dini kaynakların değişmesi, şekilsel insanların görünümünün değişmesiyle ilgili kanunların çıkarılması bütün bunların elbette bir sebebi var. Bunlar Müslümanların ya da İslam’ın bir şekilde bu coğrafyada aktör rolünden vazgeçirmekle gerçekleşti yani başörtülü kızların okuması muhabbeti değil bu. Bu, Müslümanlar söz sahibi olup olmamasıdır” şeklinde konuşarak aslında 28 Şubatların bitmeyeceğini çünkü hedefin aslında İslam’ı unutturmak olduğunu ifade etti.

Sönmez, Türkiye’deki Müslüman kadınların 28 Şubat sürecinde destansı bir mücadeleye imza attığını söyleyerek, onların diploma değil ilimi hedef alarak kariyer makam mevki yerine kimliğinin farkında olan bir Müslüman Hanım olmayı tercih ettiklerini belirtti.  Ve son olarak isimsiz dünya kadar kahramanın var olduğunu ve onların emekleri sayesinde bugün konuşulabildiğini ifade etti.

Yaklaşık üç buçuk saat süren program İkna Odaları belgeselinin gösterime sunulması ile sona erdi.

 

iu_28subat_programi-20130306-2.jpg

iu_28subat_programi-20130306-3.jpg

iu_28subat_programi-20130306-4.jpg

iu_28subat_programi-20130306-5.jpg

  • Yorumlar 3
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim