1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. İstanbul İlahiyat'ta "Türkiye'nin İlahiyat Sorunu" Konuşuldu
İstanbul İlahiyat'ta "Türkiye'nin İlahiyat Sorunu" Konuşuldu

İstanbul İlahiyat'ta "Türkiye'nin İlahiyat Sorunu" Konuşuldu

9 Aralık Çarşamba günü İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Adalet ve Erdem Kulübü’nün düzenlediği “Türkiye’de İlahiyat Sorunu” başlıklı konferans gerçekleştirildi.

A+A-

Haksöz Haber / Amine Altınışık
Fotoğraf: İ. Hakkı Karagüzel

Prof. Dr. Adnan Demircan’ın konuşmacı olduğu programın sunuculuğunu Meryem Sofuoğlu ifa etti. Adalet ve Erdem Kulübü adına bir giriş konuşması yapan Sofuoğlu, Ankara Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi gibi üniversitelerde sol güruh tarafından müslümanlara yapılan saldırıları lanetlemek için “Üniversiteli Müslümanlar” olarak Beyazıt Meydanı’nda 8 Aralık Salı günü tertip edilen eyleme kulüp olarak katıldıklarını ifade etti.

“Zulme Maruz Kalan Kardeşlerimizin Dertlerine Bigâne Kalamayız”

Konuşmasına devamla “Bizler fakültemizde sol-sosyalist gruplarla çok fazla karşı karşıya kalmıyor olabiliriz ama bu gruplar tarafından üniversitelerde zulme ve engellemelere maruz kalan kardeşlerimizin dertlerine bigâne kalamayız.” diyen Sofuoğlu, katılımcılara “İzzet ancak Allah’ın, resûlünün ve mü’minlerindir.” âyetini hatırlattı.

Sofuoğlu, daha sonra “İlahiyat fakülteleri neden ve nasıl kuruldu?”, “Şu an ilahiyat fakültelerinin bulunduğu durum ve aslında olması gereken yer nedir ve bizim üzerimize düşen sorumluluklar nelerdir?” gibi soruları dile getirerek mikrofonu Adnan Demircan’a devretti.

“İlahiyatlar Medreselerin Düşmanı veya Alternatifi Değildir”

Sözlerine İlahiyat meselesinin son dönemlerde içeriden ve dışarıdan tartışılan bir konu olduğunu belirterek başlayan Demircan, ilahiyat fakültelerinin medreselerin düşmanı veya alternatifi olmadığını, bir ilahiyat mensubu olarak medreselerin aktif olarak açılmasını ve medreselerde kabul edilebilir bir eğitim verilmesini desteklediğini fakat oralarda yetişen kişilerin hassaten ilahiyatlarla ilgili olumsuz bir anlayışı empoze etmeye çalıştığını müşahede ettiklerini belirtti.

“Yaşar Nuri Öztürk ve Zekeriya Beyaz Üzerinden Oluşturulmuş Bir İmaj Var”

Sözlerine özellikle 28 Şubat döneminde sıkça televizyon kanallarında olması nedeniyle Yaşar Nuri Öztürk ve Zekeriya Beyaz üzerinden bir ilahiyat imajı oluştuğunu, bunun da çok sıkıntılı bir durum olduğunu söyleyerek devam eden Demircan, “Bunlar üzerinden bir camia, yapılan iş değerlendirildiği zaman bu sefer olumsuz bir noktaya getiriliyor.” dedi.

“İlahiyat Fakülteleri Modern Eğitim Kurumlarıdır”

Demircan, “İlahiyat fakülteleri modern eğitim kurumlarıdır, geleneksel eğitim çerçevesinde eğitim yapan bir kurum değildir. Fakülte hocalarının ve öğrencilerinin bunu kabul etmesi gerekir. İlahiyat fakülteleri, öğrenciyi sekiz yarı yılda âlim yapan kurumlar değildir aynı şekilde medreselerde eğitim gören herkes de âlim olmaz.” diyerek sözlerini sürdürdü.

“Son Dönem İlahiyat Sürecimiz 1949’da Ankara İlahiyat’ın Açılmasıyla Başlamıştır”

Son dönem ilahiyat sürecinin 1949 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin açılmasıyla birlikte başladığını söyleyen Demircan, “Aslında ilahiyatın serüveni 1900 yılında İstanbul’da ‘ilahiyat’ ismiyle modern tarzda eğitim yapan bir fakültenin açılmasıyla başladı. Medreselerin eğitim tarzı dışında eğitim veren bir kurum olarak açıldı. Bugün konuştuğumuz ilahiyat fakültesi, tek partili dönemden çok partili döneme geçtiğimiz sıralarda Demokrat Parti’nin ve Cumhuriyet Halk Fırkası’nın iki yüz elli oyu ile açılmıştır. Bu dönemlerde Türkiye’de din eğitimi yapılmadığı için buralarda ders verecek bir hoca bulmak mümkün değildi, bu nedenle farklı bölümlerden hocalar getirtilmişti ve Temel İslâm Bilimleri dersleri de çok azdı.” diye ekledi. Sözlerinin devamında, bugün gelinen noktanın artık çok farklı olduğunu, o günün şartlarıyla değerlendirmemek gerektiğini belirtti.

“12 Eylül Döneminde İslam Enstitüleri İlahiyat Fakültelerine Dönüştürüldü”

“12 Eylül İhtilali’ni yapanlar üniversite öğrencilerini standart bir yapıda eğitmek istiyordu, bunun için de on dönem boyunca İnkılâp Tarihi ve Türkçe dersleri zorunlu olarak verildi. Türk insanı güzel Türkçe konuşsun ve Atatürk ilke ve inkılâplarını iyi bilsin istiyorlardı.” dedi. Bugünkü İlahiyat programının iskeletinin de yine o dönemde oluşturulduğuna değindi.

“İlahiyat Fakülteleri Dinî Hayatta Bir Denge Unsurudur”

İlahiyat fakültelerini bir bütün olarak düşündüğümüz zaman burada verilen eğitimin bir denge unsuru olduğunu ifade eden Demircan, “Bu toplumun bunlara ihtiyacı var. Bu nedenle ilahiyatların sayısının artmış olması iyi bir unsurdur bunun yanında farklı kültürlerle tanışma noktasında her ilde ilahiyat fakültesinin olması da olumsuz bir yöndür, üniversitelerin az olduğu dönemlerde bu kurumlar kültür taşıyan bir unsurdu.” diye ekledi.

“Eğitim Müfredatının Gözden Geçirilmesi Gerekli”

Son olarak Bologna Süreci çerçevesinde eğitim müfredatının değiştirilmeye, dönüştürülmeye çalışıldığına değinen Demircan, sürecin eğitime, öğrenciye kötü etkilerinden ve bunun yerine uygulanabilecek, toplumda alınan eğitimin karşılığı olabilecek bir modelden bahsetti.

Konferans katılımcıların katkıları ve Adnan Demircan’a yöneltilen soruların cevaplandırılmasıyla son buldu.

turkiyenin_ilahiyat_sorunu-(1).jpg

turkiyenin_ilahiyat_sorunu-(3).jpg

turkiyenin_ilahiyat_sorunu-(4).jpg

turkiyenin_ilahiyat_sorunu-(2).jpg

HABERE YORUM KAT