1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. İstanbul İlahiyat'ta ”İran ve Yemen” Konuşuldu
İstanbul İlahiyat'ta ”İran ve Yemen” Konuşuldu

İstanbul İlahiyat'ta ”İran ve Yemen” Konuşuldu

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde ”Dünü ve Bugünü ile İran ve Yemen” paneli düzenlendi.

A+A-

İ.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde faaliyet gösteren Adalet ve Erdem Kulübü “Ümmet Coğrafyası ve Birikimimiz” başlıklı panel serisinin üçüncüsü olarak “Dünü ve Bugünü ile İran ve Yemen” panelini gerçekleştirdi.

Konuşmacılarının Özgür-Der Genel Sekreteri Musa Üzer ve İ.Ü. İlahiyat Fakültesi İlahiyat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Mustafa Tekin olan program moderatör Cengiz Acar’ın sunumuyla başladı.

Bugün ümmet coğrafyasının birçok yerinde savaşlar ve katliamlar var, bunun yanında bu savaş ve katliamlara direnen halklar da var. İran ise bu gelişmeler üzerine dış politikasını belirleyen bir ülke. İşte bu politikanın tezahürlerinden biri de Yemen’dir. Bu nedenle bugün İran ve Yemen’i konuşuyoruz diyerek panelin gerçekleştirilme amacını açıklayan Acar, daha sonra sözü Musa Üzer’e bıraktı.

“1979’dan önce Türkiye toplumu İran’ı bilmezdi”

Musa Üzer sözlerine: “Bizim bir İran hikayemiz vardır. 1979’dan itibaren dini duyarlılığa sahip insanların müspet kategoride olan bir İran algısı söz konusuydu. Bu algı İran politikalarına göre dönemsel olarak azalsa da 2010’a kadar müspet olan yerini koruyordu. 1979 devriminden önce Türkiye toplumu İran’ı bilmezdi fakat İran’da sırf “Allahu Ekber” denildiği ve zalim bir yönetimi devirdikleri için toplumumuz İran’a sahip çıktı. Dönemin önemli iki sloganı olan “ Büyük Şeytan Amerika” ve “Ne Şii ne Sünni yalnızca İslam” sloganlarının etkisinde kalan toplumun sonraki süreçte işin aslının farklı olduğunu anlamaya başladığını söyleyen Üzer İran’ın Türkiyeli Müslümanların gündemine nasıl girdiğine değindi.

“Sol-sosyalistler yakarlar, yıkarlar, katlederler fakat kendilerini müthiş bir şekilde sempatik göstermeye çalışırlar. İslam dünyasında da bunun izdüşümü İrani çizgidir.”

Irak’ta çoğunluğu Sünni olan Bağdat şehri 2003’ten  bu yana azınlığı Sünni olan Bağdat şehri haline gelmiştir. Tamamı Sünni olan Samarra şehrinde bugün tek bir Sünni kalmamıştır. Bu duruma ise İran’ın baskı, katliam ve faili meçhul cinayetleriyle gelindiğine dikkat çeken Üzer, bu realite “mezhep savaşının çıkmasını istememe” söylemleri üzerinden Türkiyeli Müslümanlar tarafından takip edilmemekte görmezden gelinmektedir. Bizler ise Müslümanlar olarak, daima hakkı söylemekle mükellefiz, vakıanın müsebbibi kim bunu anlamamız gerekir diyerek sözlerini sürdürdü.

“Yemen’deki Temel Sorun İran’dan kaynaklanıyor!”

Konuşmasının devamında Yemen’de Husiler’in Şiilikle alakası olmadığı ve Zeydiliğin Şiilikten kopuk, farklı akaidlere sahip olduğu iddiasına cevaben Üzer, ’Bunlar kitabi bilgilerdir, İran’ın Kum şehrinde Zeydi Müslümanlara ait medreseler vardır ve bu medreseler Yemenlilerin gittiği medreselerdir. Ayrıca Yemen’deki Ensarullah Hareketi’nin kadroları da Kum’da eğitim görmüştür. Dolayısıyla kültürel geçmiş itibariyle Zeydi veya Husi olabilirler fakat İran’ın 1979’dan sonra yürütmüş olduğu propaganda neticesinde Şii havza içerisine girmişlerdir. Aynı şey Nusayrilik ve Suriye havzası için de geçerlidir.’ Dedi.

“Tam Bir Akıl Tutulmasıyla Karşı Karşıyayız!”

Son olarak “Bugün Şii dünyada bağımsız hareket edebilme potansiyeline sahip bir güç görünmüyor, tam bir akıl tutulmasıyla karşı karşıyayız. Hamas kendisine biat etmiyor diye Hamas’ın yenilmesini isteyen, Sana’yı işgal ettiklerinde İhvan’ın partisi olan Islah Partisi’nin binasını yakan, Suriye’deki Müslümanları öldüren, Türkiye’de sistematik olarak Erdoğan aleyhine kampanya yürüten bir çizgi ile  karşı karşıyayız. Bu nedenle bizler direngen, uyanık ve hareketli olmalıyız” diyerek sözü Mustafa Tekin’e bıraktı.

“Her şey Bir Hayalle Başlar.”

Mustafa Tekin sözlerine: “Altını çizmemiz gereken temel parametre ümmet olma şuurudur. Bazıları; ‘İslam dünyasının içinde bulunduğu durum ortadadır. Buradan bir ümmet çıkarmak ne kadar mümkündür, bu aslında bir ütopyadır’ diye düşünüyorlar. Her şey bir hayalle başlar ve bu tahayyülden hiçbir zaman vazgeçmememiz lazım. Benim tahayyülümde pasaportların olmadığı, ortak para biriminin kullanıldığı, vize almadan gezilebilen sadece bir İslam dünyası değil kocaman bir dünya var. Bunun olabilmesi için de büyük bir derdimiz olmalı.” diyerek başladı.

Daha sonra İHH aracılığıyla Yemen’e gittiğini belirten Tekin halkın sosyal yaşam şartlarını görseller üzerinden anlattı. Son olarak devrik diktatör Ali Abdullah Salih’in adını taşıyan görkemli camii üzerinden “bu diktatörleri anlatan bir şey, böyle göstermelik şeyler yaparak halkı mazlumluğa ittiler.” Sözleriyle konuşmasını bitirdi.

Panel Musa Üzer ve Mustafa Tekin’in kendilerine yöneltilen soruları cevaplamalarıyla son buldu.

panel1.jpg

panel2.jpg

panel3.jpg

HABERE YORUM KAT

2 Yorum