İsrail'in postalları Kıble Mescidi'nde

06.11.2014 13:37

Merve Şebnem Oruç

Dün sabah saatlerinde İsrail polisi Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi. Camide ibadet eden Filistinlilere biber gazı ve plastik mermiyle müdahale etti. İçeride sıkılan plastik mermilerin ve caminin içinin nasıl bir savaş alanına döndüğünün delili, Facebook'ta dün yayınlanan videolar ve Kıble Mescidi'nin son halinin fotoğrafları... 'Türkiye eşittir biber gazı' diye bir denklem üretip sabah akşam bunu Twitter'a yazar, uluslararası medyaya yorumlarken bitap düşen Cihangir-Telaviv arası gönüllü elçilerinden tık yok.

Dün caminin çevresini ablukaya alan İsrail polisi camide bulunan, camide namaz kılan Filistinlilere müdahalede bulundu. Yirmi yediden fazla kişi yaralandı. Fotoğraf ve videolar yaşananların gerçekliğini ortaya sererken, bugüne kadar denk getirdiği her fırsatta, silahlı İsraillilere karşı elindeki taşlarla Mescid-i Aksa'yı korumaya çalışan Filistinli Müslümanları 'teröristler' diye haberleştiren paralel yapının medyası, hem kel hem fodul derler ya, aynen o şekil, yine boş durmuyor ve olanları 'iddia' diye, İsrail askerinin yaptıklarını ise 'gerginlik' diye haber yapıyor.

Dün geleneksel ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde Mescidi Aksa'nın avlusundan silah sesleri yükseldi. Öte yanda yükselense İsrail Başbakanı Netanyahu'nun açıklamalarıydı: 'Aksa olaylarının arkasında İhvan-ı Müslimin var. Arap ülkeleri bu yapıyı çökertmemiz için bize destek versin.'

Arap ülkelerinin ne yapacağı herhalde son yaşadığımız İsrail saldırısında apaçık şekilde anlaşılmıştı. Suudi Arabistan Kralı Abdullah İsrail Gazze'yi bombalarla dümdüz eder ve yüzlerce Filistinliyi çoluk çocuk demeden öldürürken, Hamas'ı ve İsrail'e karşı direnenleri 'teröristlerin ve terör örgütlerinin yaptığı İslam ile bağdaşmaz' deyip suçu Hamas'a ve direnişçilere atıvermişti. Eskiden en azından cümle içinde bir kez 'Siyonizm' ifadesi geçer ve kuru sıkı da olsa birkaç tehdit serpiştirilirdi, artık buna da gerek duyulmuyor. Hiç bu kadar açık olmamıştı herhalde ortaklık. Hiç bu kadar alenen yapılmamıştı ittifaklar.

Bu sırada, Suudi rejiminin kanatları altındaki Mısır'ın Sisi'si, Refah Sınır Kapısı'nda tampon bölge oluşturmak imacıyla binaları imha etmeye başladı bile. Darbe sonrası hareketlenen ve sakinleşmeyen Kuzey Sina'da Mısır Ordusu, IŞİD'e bağlılığını açıklayan Ensar Beyt-el Makdis'i dahi bir kenara bırakmış, Gazze'nin İsrail işgali dışında kalan ve dışarıya tek erişimi olan kapısını kapatırken tünelleri yok etmek için var gücüyle uğraşıyor.

Dün yaşanan gelişmeler öncesi, aşırı sağcı ve aşırı dinci Yahudiler, Haham Yehuda Glick'in saldırıya uğramasının üzerinden bir hafta geçmiş olmasını bahane ederek eylem çağrısı yapmış ve Mescid-i Aksa'ya yürüyüş düzenlemişti. Amerika doğumlu Glick Haliba inisiyatifinin lideri. Tapınak tepesi için canla başla çalışan, yani Mescid-i Aksa'yı yıkıp yerine Süleyman Mabedi'ni yeniden inşa etmek için girişimlerini aralıksız sürdüren biri. 'İsrail'in Süleyman Mabedi'ne dönüşü' adlı konferanstan döndüğü sırada onu silahla yaraladığı iddia edilen Filistinli aynı gün öldürülmüştü. İsrail boş durmamış, toplu cezalandırma alışkanlığıyla Mescid-i Aksa'yı süresiz olarak kapatmıştı. Bunun üzerine, Mahmud Abbas 'Bu bir savaş ilanıdır' demiş... ve susmuştu. Çünkü bu yeterliydi. Bir kişi de çıkıp 'Madem savaş ilanı neden gereğini yapmıyorsun?' demeyecekti.

Dün Mescid-i Aksa'nın Burak Duvarı'na (kendi verdikleri adla Ağlama Duvarı) bakan El Meğaribe kapısından içeri giren 100 kadar Yahudi yerleşimciye, işgalci İsrail güvenlik güçlerinin güvenlik çemberi oluşturarak destek vermesine karşı çıkan Müslümanları bastırmak için İsrail askerleri göz yaşartıcı bomba, ses bombası ve plastik mermiyle müdahale etti. Dün Mescid-i Aksa'nın 144 dönümlük avlusu savaş alanına döndü.

Dün Kıbleteyn Camisi'ndeki Kur'an-ı Kerimler yerlere atılıp parçalandı. Nurettin Zengi'nin yaptırdığı mihrab, Selahaddin-i Eyyübi'den bugünlere kalma mimber harap edildi. Bir tane Müslüman da çıkıp 'Hop, noluyor?' demedi. Belki birkaç tweet attı, belki kendi kendine söylendi.

Evvelden beri böyle aslında. 'Süleyman Mabedi kalıntılarının külliye alanının altında olduğuna' inanan Yahudi yerleşimciler, kazı çalışmaları adı altında Mescid-i Aksa'nın altını oyuyor. UNESCO Dünya Kültür Mirası Komitesi dahi yapılan kazı çalışmalarının Mescid-i Aksa'ya zarar verdiğini ve bu kazılar sonucu Mescid'in yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylüyorken bizim Müslümanlarımız dahi bunun 'Komplo teorisi olduğunu zannediyor.

Dün İsrail bir kez daha Müslümanların ilk kıblesine saldırdı. Dün İsrail ilk kez Kıble Mescidi'nin içine saldırdı. Başkaları ıslık çalarken yine bir tek İHH İnsani Yardım Vakfı ve İHH Başkanı Bülent Yıldırım sesini çıkardı. 'Göz yumanlar da suça ortak" Üç kuruşa imanını satıp neyi sattığını fark etmeyenlere 'O doğalgaz paranız başınıza çalınsın' dedi.

Dün İsrail yine tüm Müslümanların gözünün içine baka baka, kutsalımızı postallarıyla çiğnedi. Bir tane Müslüman da çıkıp 'Hop, noluyor?' demedi.

Bir sabah uyanacağız ve bir önceki gün Mescid-i Aksa'nın yıkılmış olduğunu göreceğiz haberlerde. Belki bir yürüyüş yapacağız, belki bir kaç tweet atacağız... Bir iki de hash tag... Sonra... Birkaç Bülent Yıldırım daha çıkmazsa yutup susacağız.

Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim