1. YAZARLAR

  2. Sibel Eraslan

  3. İsrail’in diplomasi diye bir derdi var mı?
Sibel Eraslan

Sibel Eraslan

Yazarın Tüm Yazıları >

İsrail’in diplomasi diye bir derdi var mı?

A+A-

İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ayalon, Türkiye’deki bir televizyon dizisini bahane ederek, Telaviv Büyükelçimiz Oğuz Çelikkol’u Meclis’teki odasına çağırtarak “alçak koltuğa” oturttu...

Tam bir sonradan görmelik, sokak çetelerinin bile prim vermeyeceği saçma sapan bir iş. Ne ki Ayalon’un bağlı olduğu Dış İşleri Bakanı Lieberman’ın şimdiye kadar gördüğü işlev de bundan çok farklı değildir... İsrail Dış İşleri Bakanı Lieberman, Gazze’ye atom bombası atmaktan bahsedebilen, Filistinlilerin soykırımı hak eden bir topluluk olduğundan sözeden, İsrail vatandaşı olmuş iki milyona yakın Filistin’liyi sürgüne yollamayı ciddi öneri olarak sunan başka bir “yüksek koltuk” düşkünü... Yani sonradan görmelik, devlet ciddiyetinden uzaklık, sokak çetelerinden bile aşağı dilin ağababası olmaklık zaten Lieberman’dadır, ki Ayalon onun tetikçi tilmizlerinden sadece birisi...

“İsrail’in diplomasi zafiyeti” denemez buna.

İsrail’in diplomasi diye bir derdi yok zaten...

Açık işgal...

Açık hukuk ihlali...

Açık soykırım...

Allah aşkına söyleyiniz hangi “yüksek koltuk” kurtarır İsrail’i işlediği bu pervasız cinayetlerden?

Bunların hangisiyle devlet olunur?

Bunların hangisiyle diplomasi kurulur...

Sokak çeteleri arasında bile onur kaideleri vardır, yer altı dünyasında, ormanda, vahşi hayvanlar arasında bile kaideler olur... Adam, işgal ettiği toprağın insanlarına atom bombası atmaktan bahsediyor, öbür yandan avazı çıktığı kadar yaygarayı basıyor, Ortadoğu’da nükleer silahlanma var diye... Yalancı çoban hikayesindeki gibi, artık kimse inanmıyor İsrail’in feveranlarına. Böyle densiz, böyle arsız, böyle tutarsız bir diskuru, tüm dünyaya “İsrail Diplomasisi” diye yutturmaya kalkıyor ondan sonra da...

Herkesin yaka silktiği bu “kibirli cinayetler listesi”ni İsrail acaba hangi “yüksek koltuk” altına saklayacak?

Ayalon ve Lieberman’ın birlikte oturdukları o “yüksek koltuk” altından, oluk oluk akan insanlık kanı, artık bir deniz olup taşmaktadır... Kan ve gözyaşı denizinde tek başına çalkalanan bu eskimiş gazap gemisi, insanlık adına bir utanç yüküdür...

İsrail’in İran’ı yalnızlaştırmak adına çıktığı “sertlik süreçleri politikası”, artık geri tepmektedir. Zaten bölgesel yalnızlığı, özellikle Gazze’de işlediği son çılgınlıklardan sonra kendisini gezegen nazarında hepten yapayalnız kılmaktadır.

Hırçınlığı boşa değil...

Çünkü İsrail, kaybediyor...

Yüksek koltuğa değil... Tur Dağı’na çıksa, eteklerindeki soykırım, işgal ve katliam yükü onu yükselteceği yerde, aşağı ve aşağıların aşağısına çeker...

Lieberman ve tetikçisi Ayalon’un provokatif ataklarının bir de iç yüzü var. Koalisyondaki çatlakları, sertlik yanlısı ve ırkçı jargon lehine derinleştirmek gibi... İsrail, son zamanlarda yaşadığı yalnızlaşmayı ve dünyada kaybettiği krediyi kendi iç tribününe oynayarak dağıtmaya çalışıyor. Bu da İsrail’in kendi içine kapanarak zaten ırkçı olan dilini, daha da sertleştirmesi sonucunu getiriyor. Kendi içlerinde de birbirini yiyen bir yuvarlanmadır bu... Nitekim Ayalon’un tertip ettiği son terbiyesizlik, Savunma Bakanı Barak’ın Türkiye’ye gelmesini engellemek olarak da değerlendirildi...

Kısacası İsrail, panik atak yaşıyor...

Haaretz gazetesinin haberine göre: İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Ayalon’un, Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’dan özür dilediği bildirildi.

Ankara’dan gelen çok sert açıklamalar üzerine Ayalon 12 Ocak’ı 13 Ocak’a bağlayan gece, geç saatlerde bir bildiri yayınladı.

Gazetenin haberine göre İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı bildirisinde, “Türkiye’deki İsrail’e yönelik saldırıları protesto etmeyi sürdürüyorum. Ancak, yabancı diplomatlara hakaret etmek benim tarzım değildir” dedi. Ayalon, ileriki günlerde, görüşlerini daha kabul edilebilir diplomatik araçlarla ifade edeceğini belirtti. Özür dilerken bile kabahat işleyen bir densiz

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT