1. YAZARLAR

  2. Şahin Alpay

  3. İsrail'de de rejim değişikliği gerekiyor
Şahin Alpay

Şahin Alpay

Yazarın Tüm Yazıları >

İsrail'de de rejim değişikliği gerekiyor

A+A-

Geçen hafta İsrail-Filistin barışı için çalışan Amerikalı bir aktivist olan Joseph Steinfeld ile tanıştım.

Steinfeld, önce Ankara'dan telefonla aradı, sonra İstanbul'da bir öğlen yemeğinde buluştuk. Hikâyesini anlattı: 1929'da Almanya'da doğmuştu. Babası Nazi iktidarı altında Yahudilerin başına gelebilecekleri görmüş ve 1936'da ailesini alıp ABD'ye göç etmişti. Steinfeld, yedi yaşında yerleştiği Chicago'da anti-semitizmin her türlüsüne maruz kalmış, Yahudi kimliğine sarılmış, bundan her zaman da onur duymuştu.

Ne var ki Yahudiliğin onuruyla İsrail hükümetlerinin izlediği politikaları bağdaştırmakta güçlük çekiyordu. Avrupa'da ırkçı zulme uğradıkları için İsrail'i kuran Yahudilerin, başlarına gelenlerde hiçbir sorumluluğu olmayan Filistinlilere ırkçı zulmü reva görmesini vicdanı kabul etmiyordu. İsrail'e ve Filistin'e gitmiş, Filistinlilerin maruz kaldıkları baskı ve aşağılanmayı yerinde görmüş, emekli olduktan sonra tüm zamanını barışa adamıştı. "Yahudiler geçmişte dünyanın her yerinde özgürlük fikrinin öncülüğünü yaptılar; ne yazık ki İsrail'in izlediği politikalara verilen destekle durum tersine döndü... Avrupa'da gettolara mahkum edilen Yahudiler, şimdi Filistinlileri gettoya hapsediyor..." diyordu.

Steinfeld geçen hafta başında Ankara'ya "Ortadoğu Barış Sponsorluğu" adını alan sivil toplum kuruluşunun girişimini (www.middleeastpeacesponsorship.org) temsil amacıyla gelmişti. Girişim şu: Barış yapmaları halinde gerek İsrail, gerekse Filistin'e bütün dünyada özel ve tüzel kişilerden toplanacak ve şeffaf bir şekilde yönetilecek bir fondan 40'ar milyar dolar verilecek. Paranın yarısı barış anlaşması imzalanıp onaylandıktan, geri kalanı Filistin devleti BM üyesi olduktan sonra ödenecek. Steinfeld, Ankara'ya Türkiye hükümetinin girişime siyasi destek vermesini sağlamak amacıyla gelmiş. Davutoğlu'na, Erdoğan'a, Gül'e mektuplar göndermiş fakat, beklenebileceği üzere, yetkililerle görüşme imkânı bulamamış. Kendisine İsrail, Mavi Marmara baskınında öldürülen Türk yurttaşları için özür dileyip, ailelerine tazminat ödemedikçe iki ülke ilişkilerinin normalleşmesinin güç olduğunu hatırlattım.

Tabii Steinfeld'e peşinden koştuğu projenin ne kadar gerçekçi olduğunu da sordum. "İsrail hükümetinin barış yapmaya niyetli olmadığını biliyorum; bugüne kadar çıkan bütün fırsatları geri çevirdi. Çünkü İsrail, çoğu asker kökenli siyasiler tarafından yönetilen türden bir askeri demokrasi... İsrail güvenliğini silah zoruyla sağlayabileceği düşüncesinden vazgeçmedikçe, barış bir hayal. Yine de elimizden geleni yapmalıyız. Benim ve arkadaşlarımın elinden gelen de bu..." dedi.

Vedalaşırken Steinfeld elime, İsrailli tanınmış barış aktivisti Jeff Halper'in 2006'da yazdığı "İsrail'in Sorunu" başlıklı makaleyi tutuşturdu. Şu satırların altını çizmişti: "Hiç değilse bir kez dürüst olalım: Ortadoğu'da sorunun kaynağı ne Filistin halkı, ne Hamas, ne Araplar, ne Hizbullah, ne İranlılar ya da Müslümanlardır... Sorun, son yüz yıldır Filistin halkının ulusal varlığını ve kaderini tayin hakkını inkar eden... bütün barış fırsatlarına 'hayır' diyen İsrail'den kaynaklanmaktadır."

Bunları okuduğumda, geçen gün İsrailli bir barış yanlısının yazdıklarını hatırladım: "Yahudilerin tarihte maruz kaldıkları şiddet nedeniyle, İsrail'in dünyada şiddete karşı çıkışın önderliğini üstlenmesi gerekirdi, ama tersini yaptı. Bugün İsrail'de geçerli rejimin saçmalığı ve adaletsizliği karşısında, her İsrail yurttaşı ve sınırları dışındaki -Yahudi veya değil- İsrail'in bütün dostlarının, Bağımsızlık Bildirgesi doğrultusunda, 1967 sınırları dahilinde demokratik bir İsrail'e destek vermeleri gerekir. İsrail'i devralmakta olan ırkçılığa karşı çıkılmalıdır. Bu rejimin de devrilmesi gerekir." (Sefi Rachlevsky, Haaretz, 27 Şubat)

İsrail'de ve her yerde vicdan sahibi Yahudiler haksızlığa karşı seslerini yükseltme cesaretini gösterdikleri sürece, İsrail-Filistin barışı için umut var.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT