1. YAZARLAR

  2. Yasin Aktay

  3. İsrail: Kusursuz cinayet makinesi
Yasin Aktay

Yasin Aktay

Yazarın Tüm Yazıları >

İsrail: Kusursuz cinayet makinesi

A+A-

BM'nin acil ateşkes çağrısı, bu çağrıyı ABD'nin sürpriz bir biçimde veto etmeyerek çekimser kalması bile İsrail'i saldırılarından alıkoymaya yetmedi. İsrail insanlık tarihinin kaydettiği en iğrenç cinayetlerini işlemeye devam ediyor.

Kesintisiz saldırılarındaki inatçı ısrarıyla bir şeyleri ispatlamaya, kendince belirlemiş olduğu bir eşiği, birçok eşiği aşmaya çalışıyor gibi…

Canilik eşiğini çoktan aştı İsrail. İnsanlığın düşebileceği en sefil dereceyi çoktan buldu. İnsanın insana yapabileceği en büyük kötülükler, en büyük canilikler konusunda şu ana kadar kaydedilmiş olan en emsalsiz örnekleri verdi bile. BM'nin acil ateşkes çağrısı yapan kararını çekimser kalarak veto etmediği için ABD'yi azarlarken "bizim hiç kimseden ahlak dersi almaya ihtiyacımız yok" diyor İsrail temsilcisi. Etiğin başı "öteki"nin sorumluluğudur ya. Öteki insan yani. İsrail kendi dışındaki hiç kimseye karşı bir sorumluluk duymuyor. O yüzden Dışişleri bakanı Lyvni "Gazze'de insani bir sorun yok" diyor, çünkü ona göre Gazze'de zaten insan yok.

Bir İsrail vatandaşının burnu kanamasın, uykusu kaçmasın, kulağı kaşınmasın diye gerekirse bütün dünya bebeklerini de bütün insanlığı da iğrenç katliamlarına maruz bırakabileceğini kanıtlıyor. Gerçekten de ihtiyacı kalmamıştır böyle düşünenlerin, hiçbir derse. İsrail için insanlık dersi de ahlak dersi de bitmiştir artık. Hiçbir dersin hiçbir fayda vermediği sınıra çoktan ulaşmıştır.

İsrail elindeki teknolojinin kendisine kazandıracağı fiziki gücün, öldürme ve yok etme gücünün insanlıktan çıkaran şehvetine gark olmuş durumdadır. Leyla İpekçi'nin Taraf Gazetesindeki dokunaklı ifadeleriyle "Hareket eden her şeyi imha etmek, hatta bunu bir bilgisayar programına emanet etmek, insanlığın düştüğü yerdir. Hiçbir ayırım yapmadan yok etmeyi meşru müdafaa olarak görenler, (nihayetinde bol bol bebek katletmelerine rağmen) kendi katliamlarını giderek daha fazla kutsuyorlar" (Taraf, 10 Ocak 2009).

Mehtap TV'de Ferhat Kentel'le birlikte sunduğumuz Tersi ve Yüzü programında bu hafta konuk ettiğimiz, Kocaeli Üniversitesinden Orta Doğu uzmanı Prof. Samir Salha İsrail'in bu etik-ötesi, her türlü insanlık eşiğini fersah fersah aşan çabalarıyla İsrail'in neyi göstermeye, neyi görmeye çalıştığı sorusuna ışık tutacak şekilde ilginç bir noktaya işaret etti. 2006 yılında Lübnan'a yönelik 34 günlük bir işgalin sonunda hezimetle kaçmak zorunda kalan İsrail'de, başbakan Ehud Olmert'in talimatıyla Winogard Raporu olarak bilinen ve geçtiğimiz yıl Ocak ayında sonuçlanan bir çalışma hazırlandı.

600 sayfalık bu raporun amacı 34 gün süren 2. Lübnan Savaşı esnasında politik ve askeri yönetimin tüm icraatlarının incelenmesi ve bu çerçevede yenilgiye yol açan nedenlerin ortaya çıkarılmasıydı. Yenilgiye yol açan askeri taktik veya teknolojik nedenlerin yanı sıra ulusal veya uluslar arası düzeyde bu yenilgiyi hazırlayan hazırlık tedbirleriyle ilgili kusurlar da değerlendirildi. En önemli soru İsrail asker ölümlerinin sebepleri üzerinde yoğunlaşıyordu. Ancak amacın sadece geçmiş bir savaşın değerlendirmesi olmadığı, bu rapor yoluyla aslında yapılacak bir savaş için muhtemel tedbirlerin tespit edildiği bugün çok daha iyi anlaşılıyor.

İsrail'in devam etmekte olan Gazze saldırısı Winogard Raporu ile ortaya konulan Lübnan yenilgisindeki bütün kusurların çözümlenmesinden sonra, tamir edildiği düşünülen savaş makinesinin bir denemesinden ibaret. İsrail bu kıyım makinesinin yeterince iyi çalışıp çalışmadığını kontrol ediyor.

Bu makinenin nerelerde aksayabileceğini görmek için yeterince emin olmaya çalışıyor. Hiç kayıp vermeden ne kadar çok sayıda insanı öldürebileceğini görmeye çalışıyor. Uluslar arası vicdanın neyi kaldırabileceğini, sabırların nereye kadar dayanabileceğini test ediyor. Saldırdıkça yol açtığı inanılmaz katliam görüntülerine insanlığı alıştırıyor.

O yüzden saldırmadan önce hem alabildiğine karmaşık teknolojileri geliştiriyor hem de bu saldırganlıkta devleti ve orduyu zaafa düşürebilecek siyasi muhalefet, medyadaki yansımalar ve uluslar arası diplomatik operasyonları da, rapordan alınan dersler doğrultusunda tamamlıyor veya tamamladığını düşünüyor.

Tam da neo-modernistlerin "düşünümsellik" dedikleri şeyi bir cinayet makinesi olarak kendi savaş aygıtının üzerinde deniyor. Bu yolla kusursuz ve hiç boşluk bırakmayan, hiç açık vermeyen bir ölüm makinenesini yaratmaya çalışıyor. İnsanın düşebileceği en düşük ve sefil mertebeye akıl ve teknolojinin en yüksek kullanımıyla ulaşıyor İsrail.

Ne var ki, ulaştığı bu mertebede yine korkularından arınması mümkün olmuyor. Hâlâ bir zaafı olabileceği ihtimali onun bütün uykularını kaçırmaya yetiyor. Davut ve Calut'un hikâyesini çok iyi biliyor ve İntifada'nın esmer çocuklarının attığı taşlara karşı konumuna bakarak Davut rolünü kaptırmış olduğunu görüp çıldırıyor.

Bu saldırganlık ne kadar teknoloji ile ne kadar akılla dolu olsa da, bir yanı da çaresiz bir ecel korkusuna dayanıyor.

* * *

KONYA'DA KATİL İSRAİL PİLOT VE UÇAKLARINI TEL'İN MİTİNGİ

İsrail zulmüne karşı Türkiye halkı ayakta. Her gün Türkiye'nin her yanında yapılan anlamlılarından birisi Cumartesi günü Konya'da düzenlendi. Türkiye'nin her yanından gelen binlerce kişinin katılımıyla, İsrail pilotlarının eğitildiği hava üssü yakınlarında gerçekleşen mitinge katılanların mesajı doğrudan hükümete oldu. İsrail'in Türkiye'de eğitilen pilotlarıyla çocuklara misket bombaları atarak, hastaneleri ve sivil hedefleri bombalayarak yüzlerce kişinin ölümüne yol açarak hem savaş suçu hem de insanlık suçu işlediği ifade edildi. Bu suça Türkiye'nin daha fazla ortak olmaması gerekiyor. Bu anlaşmanın vebalini taşımak her geçen gün daha fazla zorlaşırken feshetmek için hükümet hâlâ neyi bekliyor?

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT