İsrail kendi kendini 'diplomatik fosfor bombası'yla vurdu

19.01.2010 11:38

Muhammed Nureddin

Türkiye'nin özür dileme âdeti bulunmayan İsrail'den özür koparabilmesi büyük bir diplomatik zafer. İsrail Türkiye'yi alçaltıp 'diplomatik fosfor bombalarıyla' yakmak istedi ama kendi kurduğu tuzağa düştü.

İsrailliler 60 yıl boyunca Araplara ve Filistinlilere karşı ‘içlerini boşaltırken’, Batı’dan hiç kimse onlara karşı koymadı ve ‘yeter’ demedi. Bugünse İsrail 60 yıllık müttefiki Türkiye’den bile gelen eleştirilere katlanamadı. Türkiye maalesef bu gaspçı oluşumu tanıyan ilk Müslüman ülke olarak, Araplara ve özgürlüklerine karşı İsrail’le birlikte bir kıskaç oluşturdu. Ankara ABD, NATO ve İsrail’in elinde kolay bir araç haline gelmişti.  Türkiye kendi derisinden, kimliğinden, tarihinden, coğrafyasından ve medeniyetinden çıkıp, Müslüman komşularına karşı İsrail’in kölesi olmaya rıza gösterdi. Ancak bütün bunlara rağmen, İsrail bu ülkeye asgari düzeyde bile vefa göstermedi. Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’un yaşadığı ‘alçak koltuk’ olayı bunun göstergesi.

Tel Aviv, İsrail’deki Araplara veya Mısır ve Ürdün elçilerine karşı bile böyle bir kin ve öfke sergilemedi, böylesine bir küstahlıkta bulunmadı. Söz konusu küstahlık, elçinin şahsında bütün Türk halkının aşağılanmasını temsil ediyor. Araplara yönelik uzun zamandır bilinen ‘Siyonist gerçek’, Arap olmayan ve İsrail’le ittifak içindeki bir ülkeye karşı ilk kez ortaya çıkıyor. Belki de AKP’nin bütün politikalarının, liderlerinin tarihi tutumlarının ve özellikle de Tayyip Erdoğan’ın duruşunun en önemli meyvesi, İsrail’in uyumunu kaybetmesinin yanı sıra Siyonist varlığının içyüzünü ve insani olmayan yapısını Arap olmayan bir ülkeye göstermesi. İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon’un Türkiye’nin elçisine yaptığından daha anlamlı bir ırkçılık ve küstahlık dersi olmaz. Erdoğan ve Türkiye’nin tutumları İsrail gerçeğini su yüzüne çıkardıysa Türkiye ve liderleri bununla övünebilir.

Dahası, Türkiye açık ve yazılı bir özürden daha hafifine razı olmadı ve istediğini aldı. İsrail diplomasisi bitirici bir darbeyle düştü, Türk uyarısına boyun eğdi ve özür diledi. Özür dilemek küstah İsrail’in adeti değildir. Dolayısıyla bu, 2006’da Hizbullah karışısındaki ilk tarihi askeri yenilginin ardından İsrail’in Müslüman bir ülke tarafından uğratıldığı ilk tarihi diplomasi yenilgi sayılabilir.

Araplar ve Türkler düşman İsrail’in yenildiği konusunda hemfikir. Ortaklar, dostlar veya müttefikler değil, sadece kendisine bağlı kimseler isteyen bu kanserli oluşumun ilaçlarla ve psikolojik tedaviyle iyileşmesi mümkün değil. Öte yandan İsrail’in yenilmesi mucize de gerektirmiyor. Davaya inanç, akılcı planlama ve ümmetin birliği bu kanserli oluşumu yenilgiye uğratabilir. Güney Lübnan’dan Gazze’ye savaşçıların ve Tahran’dan Ankara ve Şam’a direnişçilerin birleşmesi, Arap ve İslam bölgesini İsraillilerin cezalarından, bozgunculuklarından ve saldırganlığından temizleyebilir.

Büyükelçinin salonu terk etmemesi iyi oldu

Çelikkol Ayalon’un İbranice sözlerini anlayamazken, Türkiye’de elçinin toplantıyı terk etmiş olması gerektiği söylendi. Ancak Çelikkol toplantıyı terk etmeyerek oyunu sonuna kadar devam ettirdi. Kameralar gelmeden önce ayrılsaydı, İsrail’in küstahlığını ve ırkçılığını ifşa edemeyecekti. İsrail Türkiye için kurduğu tuzağa düştü; kendisi küçüldü, Türkiye büyüdü. Türkiye küstah İsrail’le ilk fiili çatışmadan zaferle çıktı.

Gazzeli çocukları fosfor bombalarıyla yakmasının ardından çıplak bırakan İsrail, Türkiye’yi alçaltmak, kininin ve fosforlu ırkçılığının bombalarıyla bu ülkenin saygınlığını yakmak istedi. Fakat Allah İsrail’in diplomatik fosforunun Türkiye’yi değil kendisini yakmasını sağladı. İsrail kendi gerçeğini milyonuncu defa ortaya koyuyor. (Katar gazetesi Şark, 17 Ocak 2010)

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim