İsrail için hesap vakti

09.11.2012 10:16

Hilal Kaplan

Serin bir Mayıs sabahıydı. Mevsim bahardan yaza, vakit seherden fecre doğru ilerlemekteydi. Ehli Kitap duadaydı. Müminler namazlarını edâ etmiş, nöbeti diğerlerine devretmeye hazırlanıyordu.

Geminin dış dünyayla olan iletişimini kesmek için ellerinden geleni yapmışlardı. Saatlerdir dünyaya "İsrail bize saldırabilir" diye seslenmek fayda etmemişti. Uluslararası sulardayken cesaret edemeyeceklerini düşünenler vardı ama öyle olmadı. Önce hücum botları karanlığı yırtarak göründü. Ardından helikopterlerden ateş edilmeye başlandı. Bu yüzden o sırada güvertede bulunan iki kişi şehadet makamına erişmişti bile. Gerçek kurşun kullanıldığı ancak o sırada fark edildi. Zaten Netanyahu da gemi hareket etmeden önce yaptığı basın toplantısında "Vururuz" diye tehdit etmemiş miydi? Ağır silahlı komandolar güverteye ayak bastı. Ve İsrail devleti, gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi. Sonuç 9 şehit ve onlarca yaralıydı. Beyaz gömlekler sallansa da ateş edilmeye devam edildi. Sağlık hizmeti sunanlara engel olundu, kiminin elleri bağlandı. Gemi ele geçirildikten sonra bile kötü muamele son bulmadı. Mavi Marmara'lılar susuz bırakıldı, tuvalet ihtiyaçlarını bile karşılamalarına izin verilmedi, içlerinden 'one minute' denilerek dayak yiyenler oldu.

Kan akıtmaya gelmişlerdi, istedikleri oldu. Kan akıtarak gözdağı vermeye gelmişlerdi, olmadı.

Türkiye hükümet yetkilileri, İsrail'in suçunu uluslararası alanda tescil ettirmeyi başardı. Gazze ablukasının gayri hukukî ve gayri insanî olduğunun önce Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ve sonra Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nca kabul edilmesine vesile oldu.

Çarşamba günüyse, ulusal hukuk çerçevesindeki hak arayışı başladı; bugün üçüncü celse devam ediyor. Türkiyeli avukatların yanı sıra Güney Afrika'dan Belçika'ya, Bahreyn'den Endonezya'ya kadar pek çok avukatın takip ettiği, onlarca farklı milletten müştekinin hakkını aradığı bir davadan söz ediyoruz.

Kimilerinin değersizleştirmeye çalıştığı bu dava sonucu kasten adam öldürme, hırsızlık ve yağma, adam yaralama suçlarından yargılanan ve haklarında 9 kez ağırlaştırılmış müebbet istenen İsrail Genelkurmay Başkanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanı ve İstihbarat Başkanı ceza almaları hâlinde Interpoll vasıtasıyla herhangi bir ülkede yakalanıp, cezalandırılabilecek. Ayrıca tazminat davalarının kazanılması durumunda, İsrail'in Türkiye'de bulunan mal varlıklarına tedbir konulup, icra edilmesi de mümkün.

Mavi Marmara davasının açılmaması için İsrail, Türkiye'ye ve mağdurlara yönelik yaptığı tekliflerin hiçbirinden sonuç alamadı. Ulusal basının bu davaya yönelik haberlerini sansürleme uğraşı devam etse de İsrail halkının Türkiye'den özür dilenmesi ve suçun kabul edilmesi yönündeki kanaati gün geçtikçe güçleniyor. Netanyahu, komutan ve askerlerine dava sebebiyle İsrail'den ayrılmamaları talimatı verdiği için 'firari sanık' konumuna düşen bir İsrailli asker, belki de ömür boyu ülkesinden çıkamayacağından ötürü İsrail devletine 200.000 dolarlık tazminat davası bile açmış.

Bu daha başlangıç. Türkiye, pek çok alanda olduğu gibi Mavi Marmara davası sebebiyle de zalime zalim demeye ve hesap sormaya devam ediyor. Mavi Marmara davası, sadece bu ülkenin veya ümmetin değil; insanlığın 'namus davası' ve ona sahip çıkmak hepimizin boynunun borcu...

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim