1. YAZARLAR

  2. Fikret Ertan

  3. İsrail, Güney Sudan ve Afrika...
Fikret Ertan

Fikret Ertan

Yazarın Tüm Yazıları >

İsrail, Güney Sudan ve Afrika...

A+A-

9 Temmuz 2011 günü bağımsız bir devlet olan ve BM'nin 193. üyesi olarak kabul edilen Güney Sudan ile yakından ilgilenen, bu ülkede nüfuz kazanmak için çaba gösteren pek çok kuruluş, şirket ve elbette ülke var.

Bu ülkelerden önde geleni İsrail olarak temayüz ediyor bugün. Güney Sudan'ı bağımsızlığının ertesi günü tanıyan ve 28 Temmuz'da da bu yeni ülkeyle tam diplomatik ilişkiler kuran İsrail, bugünlerde resmen açıklanmamış olsa da Güney Sudan lideri SalvaKir'i ağırlıyor.

İki gün önce İsrail'i ziyaret edeceği sadece bir gazetede kısa haber olarak yer alan SalvaKir'in, Başbakan Netanyahu başta olmak üzere Devlet Başkanı Peres, Dışişleri Bakanı Lieberman ve Savunma Bakanı Barak ve diğerleri ile görüşeceği bildirilmişti. Bu görüşmeler herhalde yapıldı. Bunlarda nelere karar verildi, hangi sonuçlar ortaya çıktı, bilinmiyor. Yalnız haberlerde tarafların İsrail'deki Güney Sudanlı mültecilerin durumunu öncelikli olarak ele alacakları, buna ilaveten ekonomik, ticari, zirai ve iletişim konularını görüşecekleri söylenmişti.

Bugün İsrail bakımından Sudanlı mülteciler konusu oldukça önem taşıyor; zira bu ülkede Mısır'ın Sina Çölü'nden geçerek İsrail'e sığınan 2800 civarında mülteci bulunuyor. Bunlar şüphesiz İsrail'de daha önceleri gelenlerle birlikte önemli bir Güney Sudan diasporasını oluşturuyor. İsrail de elbette bundan Güney Sudan'daki planları ve hamleleri bakımından yararlanıyor. Ancak, bu mültecilerin belli bir kısmının da kendi ülkelerine bir an önce dönmelerini de sağlamaya çalışıyor.

Esasen, İsrail, Güney Sudan ile 1960-1970'lerden itibaren gizli yollarla yakından ilgileniyor. İsrail, bu dönemde merkezi Sudan devletinden ayrılmak için silahlı mücadele veren John Garang liderliğindeki Güney Sudan Kurtuluş Ordusu'nu çeşitli şekillerde desteklemiş, hem bölge halkı ve hem de lider kadroları ile yakın ilişkiler tesis etmişti. Bu yüzden de bugün Güney Sudan'da oldukça önemli bir sempatiye sahip bulunuyor.

Güney Sudan İsrail'in bugün özellikle önem verdiği bir ülke sayılır. Bunda şüphesiz bu ülkede kalkınma için yapılacak harcamaların, yatırımların rolü var; zira ülke tepeden tırnağa inşa edilecek, altyapı kurulacak, ortaya pek çok kazanç imkânı çıkacak. Bunların gerçekleşmesi için gereken mali kaynaklar da mevcut. Petrolden elde edilen gelir ve muazzam miktarlarda dış yardımlar bunları kolaylıkla finanse edebilir. Dünya Bankası, Avrupa Birliği, Amerika ve başkalarından gelen ve gelecek olan fonlarla Güney Sudan büyük bir kalkınma hamlesi yaşayacak. İsrail de elbette bunlardan pay almak istiyor, bunun için hamle yapıyor.

Bunları da Dışişleri Bakanlığı atadığı bir özel koordinatör ile yürütürken ayrıca Amerikalı Yahudi kuruluşlar da bu konuda İsrail'e yardımcı oluyorlar. Amerikan Yahudi Komitesi'nin Afrika Enstitüsü mesela bunlardan birisi.

İsrail bakımından Güney Sudan bu yüzden önemli; ancak bu İsrail'in Afrika'da sadece burasıyla ilgilendiği anlamına da gelmiyor. Bugün İsrail Sahra-Altı ülkeler denen Arap olmayan pek çok ülkeyle diplomatik ilişkilere sahip bulunuyor. Sayı verirsek 44 sahra-altı ülkeden 40'ı ile diplomatik ilişki içinde.

Dolayısıyla İsrail'in Afrika vizyon ve hamlelerinin oldukça geniş bir yelpazeyi kapsadığı rahatlıkla söylenebilir. Nitekim, bu sebeple Başbakan Netanyahu'nun önümüzdeki yıl bölgeye gideceği, bu kapsamda başta Etiyopya olmak üzere Uganda, Kenya ve diğerlerini ziyaret edeceği bildiriliyor. Bu arada belki de Güney Sudan'a da uğrayabilir. Bu ziyarette şüphesiz Etiyopya öne çıkacak; zira İsrail'in bu ülkeyle çok yakın, kapsamlı ilişkileri var. Bugün İsrail'de binlerce Falaşmura denen Etiyopyalı Yahudi yaşıyor. Bunlardan en az 7-8 bini de Etiyopya'da İsrail'e göç etmeyi bekliyor. Bunlar da göç ettiğinde İsrail'de oldukça büyük bir Etiyopya Yahudileri varlığı ortaya çıkmış olacak. Elbette bu da Etiyopya ile ilişkileri daha da güçlendirecek.

İsrail'in Güney Sudan ve Afrika'nın başka ülkeleriyle ilişkileri bu kıtada üzerinde yaşanan milletlerarası rekabetin önemli bir parçası sayılır. Ancak, bitirirken söyleyeyim, bu konuda biz de varız. Okullarıyla, eğitim hamleleriyle, diplomatik gücüyle, şirketleriyle, TUSKON gibi kuruluşlarıyla, işadamlarımızla, gönüllü hareketimizle, karşılıklı ziyaretlerle, TRT ile her gün güçlenen ilişkilerle, kısacası Afrika açılımıyla Türkiye bugün Afrika'da çok mesafe almış bulunuyor. Daha da alacak şüphesiz.

Bu yüzden İsrail'in Afrika hamleleri beni hiç rahatsız etmiyor. Ama görevimiz de bunları yazmak elbette.

ZAMAN 

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum