İsrail-Filistin 'görüşmeleri': Bu kadar ikiyüzlülük yeter!

14.10.2010 09:58

Didier Billion

Filistinliler ile İsrailliler arasındaki sözde doğrudan görüşmeler 1 Eylül 2010'da son derece güçlü bir siyasi ve medyatik destekle başladı.

Başkan Obama, bu fırsattan istifade ederek, görkemli bir şekilde hedefin 1 yıl içinde bir Filistin devletinin kurulması olduğunu söyledi... 2005'te ayrıca 2007'deki Annapolis konferansında George W. Bush'un yaptığı gibi...

Obama, çok sözler verilen, tehditler savrulan, ama etkisi olmayan bir dosya üzerinde; çünkü birçok kez görüşmelerin yeniden başlamasının koşulunun İsrailliler tarafından [Filistin topraklarındaki Yahudi] yerleşimlerinin inşasının kesin bir şekilde dondurulması olduğunu açıklamıştı. Bu gerçekleşmedi, İsrailliler, aşağılayıcı bir tavırla ABD'nin bu talebini reddettiler. Durumu daha da zorlaştıran ve son derece zahmetli bir başka etken, Benyamin Netanyahu tarafından 2009 Kasım'ında ilan edilen yeni yerleşim inşaatlarının 10 ay süreli "sahte" durdurulma kararının 26 Eylül'de sona ermiş olması ve İsrail hükümetinin bu kararın süresini uzatmayı düşünmemesidir. Oluşturulan mizansen son derece tahammül edilmez hal almaktadır; çünkü en radikal unsurların yaşadığı yerleşimlerde şantiye araçları ve inşaat malzemeleri karar süresi dolmadan birkaç gün önce yerleşim bölgelerine yollandı, uluslararası hukuka göre yasadışı olan yerleşimlerin inşaatına başlandı ve 25 Eylül birçok miting ve şenliğin gerçekleştiği gün oldu. Bu gösteriler sırasında söz alanlar kendileri için kabul edilebilir tek kadastro belgesinin Eski Ahit olduğunu dahi söylediler! Kim, bu koşullar sürdüğü müddetçe, görüşmelerin yeniden başlamasının başarı getirebileceğini düşünebilir? Bir kez daha, barışa ulaşmak için tüm parametrelerin bilindiği ama hiçbir devletin uygulamasını dayatamadığı paradoksal durumda bulunuyoruz. Temel olarak, Filistinliler 1967 sınırlarına dayanan iki devletli bir çözüm; sığınmacılar sorununa, uluslararası hukuka dayanan üzerinde uzlaşılmış bir çözüm; Kudüs'ün açık bir şehir olması ve başkent olarak iki devlet, doğusunun Filistin, batısının da İsrail devletleri arasında paylaşılmasına dayanan bir çözüm istiyorlar. Peki, İsrailli görüşmecilerin gerçek hedefleri nedir? Hiç kimse bunu kesin olarak bilmiyor. Filistinli görüşmecilerin siyasi hedefleri açık iken Netanyahu'nun görüşmecilerininki dile getirilmiş değil. Bu durum Netanyahu'nun ilk aşamada sert tutum takınmasına, daha sonra bunu ılımlılaştırmasına ve böylece bazılarının gözünde Filistinlilerin çekimserliğiyle karşılaştırılabilir bir esnekliği afişe etmesine olanak sağlayacak! İsrailli görüşmecilerin uzun zamandan beri uyguladıkları eski bir taktiktir. En kötüsü, bu taktiğin İsrailliler tarafından hiçbir elle tutulur çözümün ortaya çıkmaması için kullanılması değil, uluslararası kamuoyu denilenin bu yöntemi protesto etmeden, Tel Aviv üzerinde en hafif bir baskı uygulamadan yine kabul etmesidir.

İsrailli görüşmeciler ulusal bir konsensüs çerçevesinde, toplumlarının oluşturucu unsurlarının büyük çoğunluğunun, görüşmeciler siyasi temelleri ve isteklerine açık oldukları için, kendilerini destekledikleri bir bağlamda işlerini yapmaktalar. Filistin yönetimi ise bundan daha sıkıntılı bir durumda olamazdı. Mahmud Abbas'ın sözde görüşmelere yeniden başlaması, kendisini destekleyenler tarafından bile, kuşkuyla karşılanıyor. Netanyahu'nun görüşmelere yeniden başlama kararı ise, muhalifleri tarafından bile alkışlanıyor. İsrail başbakanı aldığı kararları uygulamaya muktedir, güçlü bir devleti temsil ediyor, Filistin yönetimi başkanı ise istese bile herhangi bir farazi barış antlaşmasını uygulatması mümkün olmayan sıkıntılı bir siyasi durumda bulunmaktadır.

Sıraladığımız bu birkaç unsur herhangi bir iyimserliği ifade etmemiz için kesinlikle hiçbir neden olmadığını açık bir biçimde bize anlatmaktadır. Filistinlilerin durumu son yıllarda iyice kötüleşti ve abluka 1 Eylül'den beri besbelli bir hal aldı. Filistin topraklarındaki gerçek durum daha da kötüye gidiyor. 2009'daki % 6,8'lik yüksek büyüme hızına rağmen BM Ticaret ve Büyüme Konferansı'nın (CNUCED) rakamlarına göre GSMH 2000'deki değerinin % 30 daha altında.

Aslında İsrailliler statükoyla yetinmek mümkün olmazsa ve ana sorunlar üzerinde anlaşmak da mümkün olmazsa kısmî çözümden oluşan bir alternatif antlaşma üzerinde uzlaşmanın gerektiğini düşünüyorlar. Bu daha kısıtlı bir Filistin devletinin oluşturulacağını ifade etmenin bir başka yöntemi değil mi? Hem boyutları hem de imtiyazları kısıtlanmış bir Filistin. İsrail'in bu tutumu fiili olarak bir oldubitti mantığı oyunudur.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim