İsrail bir propagandadan ibarettir

19.01.2009 14:28

Yasin Aktay

İsrail 21 günün sonunda ateşi "lütfen" kesti, ama ne Gazze'ye yönelik ablukayı kaldırmayı ne de Gazze'den çekilmeyi kabul etmiş değil. Ateşkes görüşmeleri ile ilgili öne sürdüğü bütün gerekçelere kendisi bile sadece kendi bildiğini okumaya imkân tanıdığı sürece itibar ediyor.

BM kararlarını tanımadığını, tanımayacağını alenen ilan ediyor ve bundan dolayı kendisine hiçbir yaptırımın gelmeyeceğine de sonsuz bir güvenle yoluna devam ediyor. Kendisinin fiilen yapmakta olduklarının çok azını yapma ihtimali gördüklerine karşı BM'yi ayağa kaldırmaya çalışıyor. Ne yazık ki BM'nin de mevcut müesses düzeni İsrail'in güvenliğini her türlü değerin önüne almış durumda.

"İsrail istisnacılığı" BM'nin bütün alanlarda çalışma tarzını belirleyen en önemli mantık.

BM kararlarını tanımayanlara hadlerinin fena halde bildirildiği bir sürü örnek biliyoruz. 1. Körfez savaşı Irak'ın Kuveyt'in topraklarını ilhak etmesi teşebbüsüne karşı BM "milletlerin toprak güvenliği" ilkesine uyarak ayaklanmış, Saddam'a dünyayı dar etmişti. Aynı Saddam BM'nin kitle imha silahlarıyla ilgili denetleme yetkilerine itiraz ettiği ve sadece "bu silahlara sahip olma kuşkusunu yeterince yok edemediği için" ülkesinin işgal edilmesi gibi ağır bir yaptırımla karşılaştı.

Oysa İsrail 1967 yılından beri işgal ettiği topraklardan çekilmesi hususunda var olan BM kararlarını tanımıyor. BM kendi kararlarını tanımayan İsrail'i kınamak bir yana koruyup kollamaktan başka bir iş yapmıyor.

Normalde bir kelaynak kuşunun petrol birikintisine batmış olduğu için çırpınan halinden binbir türlü dram üreten çağımız hümanizmi, İsrail'in sivillerin, kadın ve çocukların hayatlarına kolayca kast eden caniliği karşısında üç maymunlara yatıyorsa, bunda gerçekten de Başbakan Erdoğan'ın dediği gibi, İsrail kontrolündeki bir medyanın büyük bir payı var.

Sadece son Gazze saldırısında bile İsrail'in işlediği insanlık suçları, savaş suçları İsrail devletini bütün insanlığın gözünde mahkum etmiş olması gerekir. Ancak Müslüman kamuoyunda bütün çıplaklığıyla ortaya konulan ve kitleleri harekete geçiren bu görüntünün dünyanın batı tarafında da aynı şekilde algılanmıyor olduğunu bilmek gerekiyor.

Batı'da üç-beş gösteriye bakarak bütün dünyanın İsrail'in gerçek yüzünü görmüş olduğunu sanarak sevinmekte acele etmemek lazım. İsrail kamuoyunda da bir-iki vicdanlı sese bakarak bu savaşın İsrail halkı nezdinde de bir infiale yol açtığını düşünmek için çok iyimser olmak gerekiyor. Bu kadar açık bir zulüm, bu kadar gaddarca cinayetler Batı kamuoyunda tam da İsrail'in yansıtmak istediği gibi algılanıyor. "Bir milletin kendi halkını terörizme karşı savunması." O yüzden ne Amerikan halkında ne de Avrupa halkları arasında Müslüman dünyayı ayağa kaldıran bu içler acısı manzaralar konusunda sanıldığı kadar ciddi bir rahatsızlık yok, ölen Filistinli olsun yeter ki. Oysa Hamas roketleriyle burnu kanayan bir İsrailli günlerce televizyonlarda bir terör kurbanı olarak sunulabiliyor.

İsrail'in Gazze saldırısında öngördüğü hiçbir hedefini gerçekleştiremediğini yazmıştık; başardığı tek şeyin sivil katliamı olduğunu da… Doğrusu, İsrail'in çok başarılı olduğu bir alan daha var: Propaganda.

İsrail varlığını bir propagandaya borçludur ve bütün dünyada onun varlığı, meşruiyeti, bütün yaptıklarıyla hâlâ masum, mağdur ve haklı görülebiliyor olması bile bu propaganda sayesinde mümkün olabilmektedir. Dahası, gücüyle de, yenilmezliğiyle de İsrail bir propagandadan ibarettir.

Bu propaganda makinesi her şeyi kendi lehine değerlendirmeyi çok iyi başarıyor. Mesela hem Nazileri aratmayacak katliamları, zulümleri, ırkçılıkları yapıyor hem de herhangi bir şekilde bu yaptıklarının Nazilerinkiyle karşılaştırılmasını, soykırım kavramıyla ilişkilendirilmesini veya bir şekilde Yahudiliğiyle ilişkilendirilmesini hemen "anti-semitizm" töhmetiyle bastırabiliyor.

Doğrusu anti-semitizm duyarlılığı sadece Yahudileri ilgilendirmeyecek kadar gerekli ve insani bir duyarlılıktır. Bir nebze ırkçılığa karşı olan herkesin paylaşmaktan geri durmayacağı bir duyarlılıktır. İsrail protestolarının da bir tür Yahudi düşmanlığı veya karşı-ırkçılığı üretmesi hoş görülemez. Ancak hem İsrail'in bu duyarlılığı da ümüğüne kadar sömürüyor olduğu açık bir gerçek hem de İsrail'in politikalarının onun Yahudilik algısıyla ilgisi olmadığı da söylenemez. İsrail devletinin varlığını ve Siyonist politikalarını belki bütün Yahudilerin paylaştığı hatta meşru gördüğü söylenemese de, bütün bunların bir Yahudilik yorumuna dayandığı da bir gerçektir. O yüzden İsrail eleştirilerinin Yahudilikle ilgili her göndermesini tetikte bekleyen bir anti-semitizm suçlamasıyla bastırmak da sonuçta İsrail'in başkaları için kan, zulüm ve diasporadan başka bir şey üretmeyen siyonist propagandasına fevkalade hizmet ediyor. Çünkü İsrail her şeyi sömürdüğü gibi Yahudilerin mağduriyetini de, soykırımı da, Nazi zulmünü de, hatta Yahudiliğin kendisini de sömürüyor.

O yüzden İsrail elçiliği dayanışma vakfının bastırdığı fosfor bombalarıyla öldürdüğü çocukların görüntülerini "Bunu Rabbin sana emretmiş olamaz" veya "öldürmeyeceksin" emriyle beraber sunan afişlerin anti-semitik çağrışımlar yapabileceği gerekçesiyle bilhassa kullanılmasını istemesine ancak "pes" denebilir.

Şimdiye kadar, kendi Müslümanlığına referansla cinayet işleyen birine Kur'an'a referansla "öldürmeyeceksin" diyeni Müslüman düşmanı olmakla suçlayanı gördünüz mü siz?

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim