1. YAZARLAR

  2. Faruk Beşer

  3. İsraf Kapitalizmin Ruhudur
Faruk Beşer

Faruk Beşer

Yazarın Tüm Yazıları >

İsraf Kapitalizmin Ruhudur

A+A-

İsraf Kuranı Kerim'in temel kavramlarından biridir, yirmiden fazla yerde geçer ve sözlükte haddi aşmak, sınırı geçmek demektir.

Kuranı Kerim'de israf anlamında bir de tebzîr kavramı vardır ve israfla aralarında şöyle bir farkın olduğu söylenir: İsraf bir değeri gereğinden fazla harcamadır. Tebzîr ise hiç gereği yokken harcamadır. Onun için Kuranı Kerim'de; 'Allah'ın seçkin kulları infak ettiklerinde israf etmezler' denirken, 'tebzir yapanlar şeytanlarla kardeştirler' buyrulur. Yani tebzîr israftan da öte bir israftır, Türkçeye saçıp savurma diye çevrilir.

Aslında haddi aşmanın her türlüsü israftır. Zevku sefada, yemede içmede, cinsellikte, gezip tozmada, uyumada, konuşmada ve daha pek çok alanda haddi aşma israftır.

İsrafı; Allah'ın verdiği her türlü değeri dünyaya da ahirete de yaramayacak şekilde tüketme diye tanımlayabiliriz. Her türlü değeri; malı mülkü, parayı, zamanı, sağlığı, bedeni, bilgiyi… Bu aslında Efendimizin bir şerefli sözünün ifadesi olur:

'Kıyamet günü Rabbinin huzurunda şu beş şeyden hesaba çekilmeden kul olduğu yerden kıpırdayamaz: Ömrünü nerede tükettin, gençliğini nerede eskittin, malını nereden kazandın, nereye harcadın, bilginle ne yaptın?'

Süfyan Sevrî israfı şöyle tanımlar: 'Allah'a itaat anlamı taşımayan her harcama, az da olsa israftır'.

İsrafın azı olmaz; azı az israf, çoğu çok israf olur.

Yıllar önce ekonomi sözlüklerinde israf maddesini bulamadığıma şaşırmıştım. Yenilerde yayımlanan birisi israfı üç beş satırla tanımlamış, buna da şaşırdım, yanlışlık yapmış, kapitalizmde israf mı olur? Onun kendisi israftır.

Kapitalizm insanın ihtiyaçlarını karşılamayı değil, ihtiyaç üretip mal satmayı hedefler. Bunun için üretimin sürekli artırılması esastır. Modern mabetler olan AVM'lere ihtiyaç karşılamak için gidilmez, bakalım yeni çıkan neler var, onlar için nasıl bir ihtiyaç üretebiliriz diye gidilir. Yeni çıkanlar alınır, eskiler atılır. 'Kullan ve at' bu anlayışın en temel özelliğidir. Bu hayat tarzı zorunlu olarak eskiyen insanların da bir kenara atılmasını sonuç verir.

İşin ilginç yanı, müslümanların da bu gün inanç açısından müslümanım deseler de hayat tarzı olarak kapitalist olmalarıdır. Bu nereye kadar gidebilir? İki adım sonra 'inandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız' meşhur sözü gereği, kapitalistçe yaşayan müslümanlar inanç açısından da kapitalist olmak zorunda kalacaklardır. Kapitalist, kapitale sahip olan değil, kapital için yaşayandır. Tıpkı bir sufinin zühd tanımı gibi: Zühd insanın servete sahip olmaması değil, servetin insana sahip olmamasıdır.

Bir mümin için Allah'ın şu sözleri aslında meseleyi anlatmaya yeter: 'israf edenleri Allah sevmez', 'müsrifler cehennemin yaranıdırlar'. Böyle olduğuna inanan bir insan israf yapabilir mi?

Bilginin tabiatı açısından bakıldığında, hem buna inandığını söyleyip hem de israfa devam edenler aslında buna tam olarak inanmamaktadırlar. İsrafları ölçüsünde imanları eksiktir. Bunu başarmak da yeterince bilgi gerektirmektedir.

Tersinden düşünürsek; buna inanmayanlar niçin israf etmesinler. İsraf etmeyelim diye düşünmek onlar için zaten bir çelişki olur. Çünkü israftan kaçınma Allah'ın insana verdiği her türlü değeri O'nun sevmediği yolda zayi etmeme bilincidir. Böyle bir muhasebeye inanmayan insan zevk alıyorsa neden tüketmesin? O halde şöyle denebilir: İnsan ne kadar israf ediyorsa aslında o kadar nefsine tapmaktadır.

İsrafın örneklerini de Pazar yazımızda görelim.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT