1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Isparta'da "Kürt Sorununa Bakışımız" Semineri
Ispartada Kürt Sorununa Bakışımız Semineri

Isparta'da "Kürt Sorununa Bakışımız" Semineri

İlk-der aylık seminerlerinin bu ayki konuğu “Müslümanların Kürt sorununa bakışı” başlıklı sunumuyla Özgür-Der Diyarbakır şube başkanı Serdar Bülent Yılmaz idi.

A+A-

Konuşmasına Kürt sorununun bir sistem sorunu olduğunu ve  bütün Müslümanları ilgilendiren bir sorun olduğunu ifade ederek başlayan Serdar Bülent Yılmaz özetle şunları söyledi:

- Kürtlerin tarihi milattan öncesine dayanır. Bizim için muteber olan İslam'dan sonraki tarihtir.

- Kürtler Ortadoğu'nun kadim halklarındandır.

- Hz. Ömer döneminde hiçbir zorlama olmaksızın bilinçli bir tercihle Müslüman oldular.

- Malazgirt savaşında Alparslan ordusuna destek verdiler.

- Selçukluda Kürtlerin yaşadığı bölgeye Kürdistan adı veriliyordu.

- Osmanlıda özerk-otonom bir yapıya sahip olan Kürtler, Yavuz Sultan Selim'in Şah İsmail ile savaşında Osmanlı'yı desteklediler.

- Lozan'a gelindiğinde ise Şerif paşa Ermeni Nubar paşayla bir Kürt devleti kurma çalışması yaparken Kürt beyleri Türklerle beraber yaşama kararı aldı.

 Cumhuriyet sonrası

- Cumhuriyet, İttihatçı Osmanlı yapılanmasının bir devamıdır.

- Bir ümmetten ulus yaratma iddiasıyla ortaya çıkan bu zihniyet bunu yapmak için mevcut yapının içini boşalttı.

- Halifelik, Şeriyye ve Evkaf vekâleti gibi kurumlar kaldırıldı. Sonrasında giyim kuşamla ilgili değişimlere gidildi.

- Bütün bunlar toplumu sekülerleştirmeye din-sizleştirmeye yönelik şeylerdi.

- Toplumsal hafıza bir yandan boşaltılırken bir yandan da uydurma bir tarih anlayışıyla doldurulmaya çalışıldı.

- Türkler dışındaki mevcut diğer etnik gruplar yok sayıldı. Türk olmaya zorlandı.

- İlk defa Şeyh Sait ayaklanmasıyla bu yapılanlara karşı çıkıldı. Ayaklanmanın asıl amacı Şeriat-ı Garranın ayaklar altına alınmasıydı. Kıyamda 20 bin insan öldürüldü.

- 1960 a kadar yapılan birçok karşı duruş ve isyanlar İslami kaynaklıdır. 1960 tan sonra insiyatif Kürt sol kesimlerin eline geçti.

Kürt sorununa sistemin yaklaşımı

1) İnkâr

- Kürtlerin aslında Türk olduğu, dağdaki kart kurt sesleri şeklindeki tezle ispatlanmaya çalışıldı.

- Aynı şekilde Kürtçe dili de inkâr edildi.

- Yer adları değiştirildi.

- Bu süreç 1990 lara kadar sürdü.

2) İmha

- Şeyh Sait kıyamından bu yana yapılan isyanlarda;

Ağrı-Zilan: 15 bin sivil

Dersim: 30 bin kişi öldürüldü. 40-50 bin kişi sürgün edildi. (bazı çocuklar zorla ailelerinden koparılarak Batıdaki asker ailelere evlatlık verildi)

TSK nın ifadesine göre 23. Kürt isyanı PKK. Bu savaşta da 20 bin sivil ve 30 bin PKK lı ve 5 bin asker öldürüldü.

Suriye de 1,5 milyon Kürt var ama 500 bininin kimliği yok.

Irakta Halepçe'nin yerle bir edilmesiyle sonuçlanan Enfal katliamında da 160 bin Kürt öldürüldü

1980'lerden sonra PKK silahlı eylemlerle adını duyurmaya başlayınca Kürt sorunu PKK ile eş tutulmaya başlandı.

PKK ilk katliamını Şemdinli-Eruhta yaptı. Kadın çoluk çocuk demeden öldürdü.

Korku, baskı ve sindirilmişlikten dolayı, halk PKK'ya destek vermek zorunda kalıyor.

1980 sonrası Diyarbakır cezaevinde yaşanan insanlık dışı işkencelere PKK'lılar direndi. Ve oradan kurtulabilenler dağa çıktı.

PKK ile ilgili, bölgede bir kahramanlık destanı oluşturulsa da halk tarafından tam olarak sahiplenilmemiş son derece solcu katı Marksist-Leninist bir örgüt.

3) Sürgün

- 1991/1992 yıllarında bölgede gayrı nizami harp teknikleri kullanıldı. O bölgede görev yapan komutanlar bugün Ergenekoncu kadroda karşımıza çıkıyor.

- Sistematik işkence yapıldı. Herhangi bir sebeple-keyfi de olabilir-karakola girenlerin çıkmama ihtimalleri çok yüksek.

- Cizre'nin Bana köyünde insanlar karda ayakları çıplak bekletildiği için ayakları kesildi

- Şırnak ağır makineli silahlarla tarandı.

- Rastgele ateş açılıp ilçeler boşaltıldı büyük bir çoğunluk göç etti.

- 1990/1997 arası 4000 köy yakılarak boşaltıldı. Korucular dışındakiler köylerine bir daha dönemediler.

Mazlum-Der in 2005 raporuna göre 5.5 milyon insan yerinden oynatıldı. Bu insanların çocukları göç ettikleri büyük şehirlerde suç örgütlerinin eline düştü.

Bu süreçte 16 bin kişi karakolda kayboldu. 4bin kişi de faili meçhul bir şekilde öldürüldü. Bütün bu karanlığın ardında JİTEM var. Bölgede geliri terörle mücadelede kullanılmak üzere bir uyuşturucu ticareti yapılıyor. Uyuşturucunun bir kısmı PKK dan  alınıyor.

- Devlet filtresinden geçmeyen hiçbiri bilgi topluma ulaştırılamıyor.

- İslami kesim ilk defa Kürt sorunuyla 2006 da yüzleşmeye başladı. Türkiye gönüllü teşekküller vakfı (TGTV) Diyarbakır'a bir ziyarette bulundu.

2007 de bir rapor hazırlandı. Rapor sorunu doğru tanımlayan ve çözüme yönelik önerileri olan bir rapordu.

- Dezenformasyon, korku, ulusalcı, sağcı, milliyetçi, muhafazakar yaklaşımlar Kürt sorununun sahiplenilmesini zorlaştırmıştır.

- 600 yıl boyunca Osmanlı zayıf da olsa ümmet bilinciyle bütün kavimleri bir arada tuttu, lakin onun yerine kurulan devlet 80 yıldır bu sorunu çözemedi. Pkk bitsede Kürt sorunu bitmeyecek, çünkü bu sorunun temel sebebi devlet terörüdür.

-Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da onun ayetlerindendir. Bunda da bilenler için işaretler vardır (RUM 22)

- Bir dilin varlığı ve kullanımı da Allahın ayetlerindendir. Onun yasaklanmasına da diğer ayetlerin yasaklanmasına (ör. başörtüsü) gösterdiğimiz gibi tepki göstermeliyiz.

- Uluslaştırma hareketi bir homojenleştirme, sekülerleştirme hareketidir. Biz Türk ulus devletine de Kürt ulus devletine de karşıyız.

- Türk ulus devletiyle hesaplaşmak zorundayız. Buna Milli Tarih anlayışını ve uydurulmuş tarihi çöpe atarak başlamalıyız.

- Pkk ya olan düşmanlığımız Kürtlere yapılan haksızlıkları görmemizi engelliyor.

Müslümanlar tarihin öznesi olmak yerine nesne oluyor. Kendi modelimizi üretemediğimiz için başkasının (devlet-pkk) ürettiği modelleri tartışmak zorunda kalıyoruz.

- BDP nin oluşturduğu demokratik özerkli modeli bölge Müslümanlarının başına örülmüş en büyük çoraptır.

Orada sistemle uzlaşmış bir PKK devleti öngörülüyor.Aile yapısın bozan ve Müslümanları yok etmek isteyen bir yapı.

- Gelin Müslümanlar olarak kendi modelimizi ortaya koyup tartışalım. Bütün önyargılardan arınarak adalet temelli bir yaklaşım ortaya koyalım.

-Zulme karşı başkaldırarak gerçek anlamda şahitlik misyonumuzu ortaya koyalım.

HABERE YORUM KAT