1. HABERLER

  2. RAPORLAR

  3. İslâmofobi'nin En Önemli Mağduru Kadınlar
İslâmofobi'nin En Önemli Mağduru Kadınlar

İslâmofobi'nin En Önemli Mağduru Kadınlar

25 Avrupa ülkesinde 37 araştırmacı İslâmofobi'yi araştırdı ve ortaya "Avrupa'da İslâmofobi Raporu" çıktı. Yeni bir çeşit ırkçılık olarak tanımlanan İslâmofobi'nin olumsuz etkilerinin görüldüğü en önemli kesimin kadınlar olduğuna dikkat çekildi.

A+A-

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), 25 Avrupa ülkesinde 37 araştırmacıya Avrupa'da İslâmofobi'yi konu alan bir araştırma yaptırdı. Bir rapor haline getirilen araştırma ile ilgili düzenlenen panelin açılışını yapan isim Cumhurbaşkanlığı Sözcü'sü İbrahim Kalın oldu.

"İslâmofobi bir kısır döngü"

Kalın, İslâmofobi ile mücadelenin en önemli yolunun sorunun varlığının kabul edilmesinden geçtiğini söyledi.

"İslâm ve batı ilişkilerini zehirleyen bir unsur, ırkıcılğın en önemli unsurlarından biri olarak çağımızın en önemli sorunlarından biridir İslâmofobi. Bu sorunun çözümü için de bunun kabul edilmesi gerekiyor."

Kalın, İslâmofobi'nin içinde bir kısır döngü barındırdığına da dikkat çekti. IŞİD ve El Kaide'nin İslâmofobi'yi körüklediğini belirten İbrahim Kalın, bir yandan da İslâmofobi'nin bu örgütleri beslediğine dikkat çekti.

İlk kadınlar etkileniyor

Toplantıda raporun üç editörü de söz aldı. Avrupa'da İslâmofobi'nin 2015 yılı Kasım ayında Paris saldırılarının ardından daha geniş kitlelere yayıldığını söyleyen konuşmacılar çeşitli ülkelerden örnekler verdi. isalomfobi'nin en önemli etkilerini toplumsal hayatta kadınlar üzerinde gösterdiğini belirten konuşmacılar erkeklerin ise bir çok alanda sıkıntı çektiğini, istihdamın bunlardan biri olduğunu belirtti.

Paris saldırılarının İslâmofobi'nin tüm Avrupa'da İslâmofobi'nin yaygınlaşması sonucunu beraberinde getirdiği belirtilen SETA raporunda, bu ülkelerin tamamında İslâmofobi'nin bir "suç" olarak tanımlanması gerektiği belirtildi. ayrıca nefret suçlarının "kişinin dini kimliği nedeniyle hedef haline getirilmesini" de kapsaması gerektiği ayrıca Müslüman oldukları için saldırıya uğrayanların bu saldırıları ilgili birimlere bildirmesinin sağlanması gerektiğine de dikkat çekildi.

"Çözüm ırkçılık ile mücadele"

Raporun hazırlanmasına katkıda bulunan isimlerden Anna Esther Younes, Al Jazeera'nin sorularını yanıtladı. 6 yıldır konuyla ilgili çalışma yaptığını belirten Younes, "İslâmofobi" yerine "Anti Müslüman ırkçılık" tanımını kullanmayı tercih ettiğini söyledi.

Paris saldırıları ve mülteci krizinin Avrupa'daki Anti Müslüman ırkçılığını genişlettiğini belirten Younes, "Bu saldırılar, Anti Müslüman ırkçılığın ana akımda da yayılmasına sebep oldu. Sadece sivil toplumun değil politikacıların da Anti-Müslüman ırkçı söylemlerde bulunmasının önünü açıldı" dedi. Sorunun çözümünü uzun vadede gördüğünü belirten Anne Esther Younes, bu çözümü beraberinde getirecek politikaların sadece İslâm karşıtlığı ile mücadeleyi değil genel olarak ırkçılık ile mücadeleyi esas alması gerektiğini belirtti.

İlk defa Avrupa'da İslâmofobi'yi konu alan bir rapor hazırlayan SETA, konuyla ilgili çalışmaları her yıl düzenli olarak yapma kararı aldı.

Gonca Şenay / Al Jazeera

HABERE YORUM KAT