İslami Şahsiyetin İnşası Konferansı

26.02.2012 11:57
İslami Şahsiyetin İnşası Konferansı
İslami Şahsiyetin İnşası Konferansı Abdulhakim Beyazyüz'ün sunumuyla Antalya’da yapıldı

Antalya Özgürder Şubesi’nin bu ayki konuğu Abdulhakim Beyazyüzdü. Abdulhakim Beyazyüz ‘Müslüman Şahsiyetin İnşası’ başlıklı semineri sundu. Seminerde Abdulhakim Beyazyüz şunlara değindi. İslam ümmeti insanlığa rehberlik etmelidir. Bugün insanlık bataklığa saplanmıştır. İnanç, ahlak paylaşım vb hususların tümünde dünyaya egemen olan bu durum, içler acısı bir haldir. Şüphesiz bu halin sorumlularının biriside Müslümanlardır. Çünkü Müslümanlar, şereflendirildikleri vahiy sebebiyle insanlığa rehberlik etmeyle görevlendirilmişlerdir. Nitekim yüce Allah ‘Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz, iyiliği emreder kötülükten nehyeder. Allaha iman edersiniz’ diye buyurarak bu gerçeğe beyan buyurmuştur. Ama maalesef. bugün İslam ümmeti rehberlik görevini yerine getirmek yerine, batılın taklitçisi konumuna düşme gibi bir acziyeti yaşamaktadır. Bu acziyetin en kısa zamanda silkinmek ve insanlığa karşı rehberlik sorumluluğunu tekrar yerine getirmek gerekmektedir. Şüphesiz bunun yolu da İslam ümmetinin en küçük cüzü olan Müslüman fertlerin şahsiyetlerini, İslam’la inşa etmek gerekmektedir.

İslami Şahsiyetin İnşası

İslami şahsiyetin inşasında, temel üç şeyin ıslahı zorunludur. Bunlar inanç, amel ve niyettir. Nitekim Asr suresinin, Bakara 77 ve Fussilet 33 ayetleri İslami şahsiyetin inşasında bu gerçeklere işaret etmektedir. Ama biz bunu biraz daha somutlaştırmaya çalışarak, İslami şahsiyetin inşasında göz önünde bulundurulması gereken temel hususları birkaç başlık halinde sıralayalım. Bunların başında ‘bilgi’ gelir.

Abdulhakim Beyazyüz daha sonra konuşmasına şöyle devam etti:

Bilgi, şahsiyetin inşasında merkezi bir yer tutar. Zira vahiyden-Kurandan hareketle doğru bir Allah, Resul, kitap, ahiret ve Sünnetullah  ( Allah’ın tabiatta, hayatta uyguladığı yasalara) bilgisine ulaşmayan bir ferdin şahsiyetini doğru bir şekilde ikamesi mümkün değildir.İkinci en önemli husus ise ‘Ahlak’ tır. İnsanlığa örnek/model olmak üzere gönderilen Peygamber (s.a.v)’ın ‘ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim’ beyanı bunun yeterince ortaya koymaktadır. Yalnız ahlak, hülk kökünden gelir ve yaratılışın tümünü ifade eder. Bu nedenle ahlak denildiğinde hayatla ilgili tüm hususların anlaşılması gerekmektedir. Yere çöp atmamakla, Allah’ın kullarını zulümden kurtarmak için canımızı fedaya varıncaya kadar, tüm hususların kapsayan bir genişlikte ahlakilikle anlaşılmalı ve ferdin şahsiyetinde yerini bulmalıdır.

Üçüncü önemli bir hususta ‘ibadettir’. Yüce Allah Müslümanları secdelerde, rükülarda tasvir ederken, ayakta, otururken ve yanları üzerinde uzanırken Allah’ı ananlar diye onları anarken ibadetsiz, zikirsiz, duasız bir İslami şahsiyetin oluşturulması mümkün değildir. Seküler anlayışın üstesinden gelmekle Allah’la bağlantımızı güçlü ve sürekli kılmakla mümkündür. Nitekim Resulullah’ı inşa eden Allah öncelikle ağır mesuliyetinin altında kalkması için onu gece namazına kalkmaya ve namazda Kuranı tertil üzere okumaya davet etmektedir.

Dördüncü önemli ilke, “infak” başka bir deyişle; malın ve nimetin emanet olarak algılanması hususudur. İslami bir şahsiyetin varlığı ancak bu algı ve algıya uygun bir pratikle mümkündür. Zira, mülk Allah’ındır ve Allah onu fitne/deneme amaçlı olarak kullarına teslim etmektedir. Bunun farkında olanlar Süleyman (a.s)’ın bu Allah’ın lütfudur, şükür mü edeceğim küfür mü edeceğim ‘ diye bana bu mülk verilmiştir derke, bunun farkında olmayanlar Kuran gibi ‘ben bu nimetlere bilgimle/becerilerimle ulaştım’ derler. Dolasıyla o emanetleri Allah’ın kullarının faydasına, yeryüzünün ıslahına dönük kullanmaya yanaşmaz, sadece bencil arzularını tatmine yönelirler.

Beşinci bir husus ‘Davettir’. Lütfedilen vahyin sorumluluğu, tebliği gerekmektedir. Zira her şey gibi vahyin bilgiside mülk olarak değil emanet olarak verilmiştir. Bundan dolayı (Maide:67) de Resul (a.s)’u eğer tebliğ etmezsen risalet görevini yerine getirmemiş olursun diye buyrulur. Zaten tüm müminlerin/ümmetin ortaya en hayırlı bir ümmet olarak çıkarılışlarının temel gayeside (3/110) iyiliği emir ve kötülükten nehiydir. Bunun gereğini yerine getirmeyenler (7/165)te belirtildiği gibi helak olmayı ve maymunlaştırılmayı hak etmektedirler.

Altıncı husus ise ‘Vetta ve Berrudur. Yani kafirlerden taberi ve müminleri veli edinmedir. Müminler hayatlarında kafir ve kafirlerden, tuğyan ve tağutlardan uzak olduklarını söz ve pratikleriyle ortaya koymak durumundadırlar. Tıpkı müminlerin veli edinip (5:55),onlarla binayı mersus gibi kenetlenerek bir mücadeleyi sürdürmek zorunda oldukları gibi. Hiçbir İslami şahsiyet Müslümanlarla beraber tevhid, adalet, ıslah ve paylaşım mücadelesini örgütlü olmadan layıkıyla gerçekleştiremezler.

Abdulhakim Beyazyüz İslami şahsiyetin inşasında göz önünde bulundurulması gereken diğer zorunlu hususları ise şöyle sıraladı. Meşru sınırlar içinde: itaat, dünyayı tanıma ve siyasi bilinç, planlılık, vasıflılık, merhametlilik ve özgünlülüktür.

Soru cevap faslından sonra konferans sona erdi.

Haber: Sedat Erk

Fotoğraflar: Ferhat Yalçın

abdulhakim-beyazyuz-20120226-02.jpg

abdulhakim-beyazyuz-20120226-03.jpg

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim