İslami Çalışmaların Kapsamı ve Derinliği

11.08.2010 18:53
İslami Çalışmaların Kapsamı ve Derinliği
İslami toplumsal hareketlerin yönelimlerindeki farklılaşmaları değerlendiren İkbal Sıddıki’nin Crescent’taki yazısını arkadaşımız Esra Saraç çevirdi.

İslami Çalışmaların Kapsamını ve Derinliğini Anlamak

İkbal SıddıkiCrescent, Temmuz 2010

İslami hareketin temel hedefi Müslüman toplumlardaki İslami değerleri canlandırmak ve halen İslam dünyasına hâkim olan ahlaken bozulmuş, sadece kendine hizmet eden rejimler yerine İslami yapıları hâkim kılmaktır. İslami hareketin esas hedeflerine ulaşması, hareket çalışmasının iki anahtar unsuruna dayanır. Birincisi haricidir: İslam dünyasının zayıf, bölünmüş ve kolay parçalanabilir durumda kalmasını isteyen İslam düşmanlarını yenmek. İkincisi dâhilidir: İslami değerlerin canlandırılmasının nelerle ilişkili olduğunu kavramak, İslami yapıların oluşturulmasını sağlamak ve bu hedeflere dönük programlar çıkartmak.

Bu iki unsurun önemini kavramak ve ikisi arasındaki dengeyi sağlamak, hareketin karşı karşıya kaldığı sorunların birçoğunu izah etmek olacaktır ki Müslümanların büyük bir kısmı bu konuda aciz kalmıştır.

Bunlardan biri hareketin kısımları arasında mücadelenin farklı unsurlarına odaklanmayı seçmek konusundaki uyumsuzluk veya çatışmadır. Bazılarımız İslami bir toplumsal yapının kurulmasına ilişkin sosyal ve siyasi meselelerle ilgili ilmî-zihinsel hiçbir çaba olmaksızın, safça sadece dış düşmanlarla savaşa yoğunlaşma eğilimi gösterirken; bazılarımız düşmanlarımıza karşı direnmenin önemini kavramaksızın, özellikle bireysel veya toplumsal dindarlık üzerinden İslami değerlere odaklanır. Elbette bu iki uç arasında da çeşitli ton farklılıklarına sahip düşünceler de mevcut. Belki de en büyük problemler bu farklı yaklaşımların taraftarlarının öncelikle kendi yaklaşımlarını iddia etmekte kibirli davranmaya başlamalarından veya diğer yaklaşımı hafife alıp küçümsemelerinden kaynaklanmaktadır. Böyle bir davranış da karşı tarafın güçlenmesine ve beraberliğin bozulmasına neden olmaktadır.

Bazen de başka bir problem ortaya çıkar: İslami bir hareket ümmetin bir bölgesinde -günümüzde belirli bir ulus devlette- öncelikle eylemliliğe odaklandığında kendi mücadelesinin kapsamlı İslami hareketin sadece bir parçası olduğu anlayışını yitirir. Küresel İslami hareket kendi bölgelerinde çalışan, kendi seçilmiş önceliklerine odaklanan, anlama düzeyleri ve ulaşabildikleri kapsamları ne olursa olsun, sayısız küçük gruplardan meydana gelmektedir. Hizbullah veya İhvan-ı Müslimin gibi başlıca siyasi gruplardan küçük, yerel cemaatlere, gruplara kadar uzanan bir çeşitlilik söz konusu. Örneğin, gayrimüslim toplumlarda Müslüman çocuklar için İslami okullar açmaya çalışan yerel gruplar; sahip oldukları belirli İslam anlayışlarını (Sufilik, Selefilik, Şiilik vd.) Müslüman olmayanlar arasında yaygınlaştırmaya çalışan ve ihtida çabalarına ağırlık verenler; Gazze veya Keşmir gibi işgal altındaki Müslümanlar için yardım faaliyetlerine yoğunlaşanlar; sakallı, örtülü veya peçe takan Müslümanların uğradıkları haksızlıklara karşı kamuoyu oluşturma faaliyeti yürütenler; güncel fıkıh veya İslam ekonomisi gibi alanlarda çalışma grupları oluşturanlar; Batı tahakkümündeki medyanın etkisine karşı gazete veya internet siteleriyle mücadele yürütenler… Sonuçta bunların tümü, farkında olsunlar ya da olmasınlar İslami hareketin birer unsurudurlar ve bu çalışmaları genel hareketin hedefleri bağlamına oturtulmalıdır.

Bu grupların çalışmaları ne düzeyde olursa olsun tümü İslam düşmanlarına karşı küresel İslami hareketin bir parçasıdırlar. Karşı karşıya olduğumuz bu tehdit olgusu şu üç unsur ile karakterize edilebilir: Emperyalizm, otoriterlik, kültürel hegemonya. Bu üçü genellikle farklı biçimlerde tanınır fakat birbirleriyle pek ilişki kurulmaz. Ama aslında bunlar birbirinden ayrılamaz ve hiçbir çaba yoktur ki onlardan birine karşı çıktığında diğerleriyle de çatışmayı göze almak zorunda olmasın. Bu şundan dolayıdır: Emperyalizm, düşmanlarımızın bize öğrettiği şekliyle tartışmasız biçimde saygı duyulması gereken (!) bir şey olan kolonyalizmden çok daha fazlası anlamına gelir. Resmi kolonyalizm Müslüman ulus devletlerin bir bağımsızlık başarısı ile sona erebilir ama emperyalizm her zaman bundan çok daha fazlasını gerektirir.

Emperyalizm esas olarak kontrol etme ve sömürüyü amaçlayan zamandan bağımsız bir tarihî fenomendir. Avrupa kolonyalizmi bunun sadece tarihin belli bir bölümünde yer almış bir biçimidir. Şimdi, post-kolonyal dönemde Batı emperyalizmi kolonyalizm mirasına kök salmış olsa da yeni biçimler edinir. Müslümanların kendi ülkelerinde yüzleştikleri otoriterlik sorununun -bizim kendi değer ve isteklerimizi yansıtan hükümetler yerine baskıyla tahakküm kuran seküler diktatörlüklerin- Batı emperyalizminin bir boyutu olarak anlaşılmaya ihtiyacı vardır.

Aynı şekilde birçok Müslüman ülkede, kurumlarımızda ve halkımızda modern ve çağdaş olarak teşvik edilen değerler, fikirler ve hatta dilde de "Batılılaşmanın" belirgin işaretleri olan kültürel hegemonyanın yansımasını görmekteyiz. Toplumumuzdaki birçok kurumda ve İslami hareketin sözde hegemonyaya karşı çaba gösteren bazı kısımlarında bile şekilde Batılılaşma eğilimleri görebilmekteyiz ki bu Batı etkisinin sinsiliğinin ve sorunun derinliğinin göstergesidir.

Aynı zamanda tüm bu sorunlar üzerinde düşünmek İslami hareketin başarısı için elzemdir. Hiçbirini gözardı edemeyiz ve bunlardan herhangi biri üzerinde çalışmayı da küçük göremeyiz. Hareketin birliği ve başarısı için geniş ve kapsamlı bir anlayış gereklidir. Hareketin içinden diğerlerine yönelik kibirli ve aşağılayıcı bir davranış ümmetin birliğine mezhepçilik ve ulusalcılık olarak zarar verecektir ki bunlar her halükarda grupların çabalarını kısıtlar veya boşa çıkartır. Nitekim bu çabaların tümü, yaklaşımlarını tartışsak ve daha etkili, saygın projelerin ortaya konulması hususunda onlara yol göstermeye çalışsak bile İslami hareketin gelişmesine katkı sağlar ve saygıyı hak eder.

--------

* İkbal Sıddıki'nin bu yazısı Esra Saraç tarafından İngilizceden Haksöz-Haber için çevrildi.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim