1. YAZARLAR

  2. HAMZA TÜRKMEN

  3. İslamcılıkda Islah Dili…
HAMZA TÜRKMEN

HAMZA TÜRKMEN

Yazarın Tüm Yazıları >

İslamcılıkda Islah Dili…

A+A-

 “Onlara yeryüzünü fesada vermeyin denildiği zaman ‘biz ancak ıslah edicileriz’ derler.” (Bakara, 2/11)

İslamcılığı islamofobik tarzda itham aracı olarak kullanmak ve AK Parti üzerinden bittiğini veya durdurulduğunu işlemek ne zelil bir durum. Bu tutum ‘bozguncular’ın kendilerini ‘ıslah ediciler’ olarak takdim etme yüzsüzlüğüne çok benziyor.

Önceki yazımızda akabeler ve imtihanlarla dolu istikametinde tökezlemeden yürüyüşünü devam ettiren göz aydınlığı kardeşlerimizden bahsetmiştik. Onların yeşeren fidelerimizi ve birikimimizi ifade ettiğini belirtmiştik.

Ancak hangi yürüyüşte dökülenler olmaz ki; vazgeçenler, sapanlar bulunmaz ki?

Hayat bir imtihan… Ama daire içinde bulunmuş iki-üç döküntü yüzünden genelleme yapmak, kimliğini diri tutanların istikametine kara çalmak niye?..

Mü’minler birbirinin yanlışını düzeltir, bunun içinde bir ıslah dilinin terbiyesi gerekir. Koğucuların, müfterilerin, ispiyoncuların ya da kimliğini ötekilere kiralayan çıkarcıların ahlakı, İslami ahlak değildir.

Resulullah’ın (s) Yesrib yürüyüşünde de övülen Muhacirlerden olmuş ve uzun dönem vahiy katipliği yapmış Abdullah bin Sa’d’ı düşünün mesela. Hicret edenler arasında olduğu için o da Rabbimiz tarafından övülmüştü (9/100). Ama Medine Dönemi’nin ilk yıllarında İslam’dan vazgeçip Mekke’ye dönmüş, irtidat yıllarında zihinsel saldırılarıyla müşriklerin vazgeçilmezi olmuştu. Cezalandırılacaklar listesindeydi.

Birisi büyüdüğü, yetiştiği, gündem olduğu kozasına dönerek tükürüp, başkalarının değirmenine su taşıyor. Ötekisi, İslam’ı, Kur’an bütünlüğüne ve Siret-i Resul’e göre değil,  egzotik sufi cemaat kültürüne göre yorumlayarak içine düştüğü fesada rağmen ıslah edici bir edayla konuşuyor.

Adam biraz utanır. Önceki yazıma yorum yazan bir kardeş şöyle demiş: “Paralel Devlet’in tam göbeğindeki iki kalemşor, ’Devlet İslamcılığı’ diye bir tartışma başlatmış. Güler misin ağlar mısın!”

Onların istediği Gülen Cemaati’nin, dolayısıyla ABD’nin istediği. ABD ki Batı paradigması dışındaki her tür özgünlüğe düşman. Postmodernizm de bunun için gündemde.

İslamcılık; itikattan siyasete, kültürden ekonomik çabalara kadar Kur’an ve sahih Muhammedi Sünnet ölçülerine yönelmenin önemli bir imkânı. Eğer İHO’larında ve Diyanet’te yaşanan olumlu gelişmeler İslami algılama ve yaşama özgünlüğüne hizmet edecekse, bu süreç egemenleri ve yerli vasilerini tedirgin eder. Ediyor da zaten…

Hele mevcut Türkiye siyasasından çok rahatsızlar. Çünkü icraatları Türkiye sınırları ötesindeki Müslimlerin kalplerine dokunduğunda, kitlelerin bilinçaltlarına itilen kardeşlik duyguları daha çok alevleniyor.

Kitab-ı Kerim’de ise bizlere Müslim/Müslüman adını veren (22/78) Rabbimizdir. Sağcı, solcu, milliyetçi, muhafazakâr, sosyalist gibi kavramlar Kur’an’dan uzaklaştırıcı; İslamlaşma, İslamcı, mücahid, muhakkik gibi kavramlar da Kur’an’a yönelticidir.

Dün İslamcılaşıyor diye eleştirdikleri AK Parti’yi şimdi ise İslam’ı durdurdu veya bitirdi diye itham edenler samimiyet testine tabi tutulmayı bile hak edemezler. AK Parti, reel politikanın zaaflarından kaçınamayan ve tüzel kişiliği İslamcı olmayan boyutuyla doğru okunmalıdır.

Coğrafyalarımızda Batı’nın yerel ve küresel vesayet sınırlarını aşmaya çalışan normalleşme ve özgürleşme süreçleri tabii ki yerli ve özgün olanın, İslami olanın önünü açmaktadır. Bu konuda risk üslenen AK Parti’dir. Bu nedenle de düşman ve işbirlikçileri bu süreçte İslamcılığın güçlenme trendini ve imkânlarını boğmak istemektedir.

Kendi zaaflarını ve emperyal politikalara tutsaklığını göremeyenlerin, İslamlaşma sürecimizin ve bazı Müslümanların zaaflarını keşfedip müptezelce sergileme çabaları bir ıslah dili değil, nefret ve fitnecilik dilidir.

Yarın 15.00’de Fatih-Saraçhane’de ABD’nin SURİYE üzerindeki emperyal icraatlerini lanetleyeceğiz.

İslami bilincini salih amellere, ıslah diline dönüştürenlerin rızıklanacakları Cennet ne güzel bir mükâfattır (2/25).

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum