1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. ’İslamcılık Siyaseti’ Bitti mi, Yoksa Yeni mi Başlıyor?
’İslamcılık Siyaseti’ Bitti mi, Yoksa Yeni mi Başlıyor?

’İslamcılık Siyaseti’ Bitti mi, Yoksa Yeni mi Başlıyor?

İslamcılık siyasetinin takib edilmesi talebleri, hemen bütün müslüman coğrafyalarında giderek daha bir yükselmektedir.. Toplumlar, ‘yaşayacaksak da, doğruluğuna inandığımız bir yolda yaşayalım; öleceksek de, yine o yol için..’ anlayışına daha bir itibar e

A+A-

’İslamcılık siyaseti’ bitti mi? Yoksa, daha yeni mi başlıyor?

Selahaddin E. Çakırgil

Önce, ‘İslamcılık siyaseti’ ibaresinden ne anlamalıyız?

Bu ibare, burada geçen kelimelerden anlaşılacağı üzere, ‘İslam’a göre bir siyaset takib etmek’ şeklindeki isteklerden oluşan sosyo-politik cereyanı ifade etmektedir.

İslamcılık, denilebilir ki, son yüzyılda çıktı karşımıza, bir çare ve çözüm projesi olarak..  

Bir toplumun veya toplumların gidişatının sağlıksız olduğu fikrinin yaygınlık kazandığı dönemlerde, çözüm projelerinin öne sürülmeye başlanması tabiîdir..

Her şeyin mükemmel olduğuna inanılan dönemlerde ise, başka çözüm yollarından sözetmenin abes sayılacağı açıktır..

Nitekim, Hz. Peygamber (S) döneminde müslümanlar arasında muhtelif cereyanlar yoktu.. Yeni bir toplum modeli doğuyordu ve Resul-i Ekrem (S)  ümmetini,  ve toplumu ve çağını Kitabullah’ın hükümlerine göre şekillendirmeye çalışıyordu. Bu, İslam siyaseti  idi.. Toplumu, dünyayı ilahî / mutlaq doğrulara göre yeniden kurmak çabası..

Ancak, bu siyaset, daha sonra ne kadar başarıyla sürdürülebildi, o ayrı konu..

Asr-ı Saadet’ den sonra ve ‘Khulefâ’y-ı Râşidîyn (Olgun Halîfeler) dönemi olarak isimlendirilen dönemin ise, mutlak bir örnek oluşturduğunu pek söyleyemeyiz.. Çünkü, hele de Hz. Osman zamanında ortaya çıkan  ve sonunda bizzat Hz. Osman’ın da katliyle sonuçlanan büyük karışıklıklar ve ondan sonra Hz. Ali’nin işbaşında bulunduğu 4,5 sene zarfında, sosyal bünyeyi sağlıklı bir zemine oturtmak için yapmak zorunda kaldığı ve düne kadar müslüman toplumunun seçkinleri olarak kabul edilenlerin rakib- hasım olarak karşısına çıktığı Cemel, Sıffîyn ve Nehrevan gibi üç büyük içsavaş’tan geriye kalan tablo, İslam Milleti’nin kalbinde derin acıları hâlâ da hissettirmektedir.

Yazının Devamı… 

HABERE YORUM KAT

4 Yorum