1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. İslamcılık Eleştirilerindeki Niyet!..
İslamcılık Eleştirilerindeki Niyet!..

İslamcılık Eleştirilerindeki Niyet!..

Haksöz Dergisi Yazarı Hamza Türkmen gündemdeki İslamcılık tartışmalarına dair değerlendirmelerine devam ediyor.

A+A-

İslamcılığın geçmişine dair kısa bir özet yapan Türkmen İslamcılığın 'ne'liği üzerinde duruyor...

İslamcılık eleştirilerindeki niyet!.. - Hamza Türkmen

İslamcılık anlamında İslamiyyin ifadesinin mevsuk olarak hicri 2.,3. asırda İmam Eş’ari’nin “Muhteliful İslamiyyin İhtilaful Musallin” kitabında kullanıldığı biliniyor.

20. asrın başlarında ise İslamcılık, Osmanlı kültürü ve siyasasında ‘vahiy temelli ıslah’ veya ‘devrim/inkılap’ bağlamında değil de, Müslimlerin gücünden yararlanma bağlamında Yusuf Akçura tarafından kullanılmıştır.

Cemaleddin Afgani öncülüğündeki Urvetu’l Vuska çizgisi ‘İttihad-ı İslam’ idealini öncelikle ümmeti zaruret-i hamse bağlamında korumak, kollamak, uyandırmak ve diriltmek için kullanmıştı. Aynı 17 Aralık 2010’da Tunus’ta başlayan Ortadoğu Devrimler Süreci gibi, İttihad-ı İslam stratejisi de Hindistan’dan Cezayir’e, Tahran’dan İstanbul’a Saraybosna’ya kadar uzanmıştı.

İttihad-ı İslam stratejisi, istişari irtibatlar kuran muslihler için köklü dönüşüm-değişimdi; orijinal ifadesiyle ıslah projemizin bir parçasıydı.

Islah projiesi için önce Müslim kitleler yeniden Kur’an ve sahih sünnet’le bilinç olarak irtibatlandırılacaklardı; dayatan sorunlar karşısında içtihad cehdi güçlendirilecekti; itikadi-fikri-ibadi iç zaaflara ve ifsada karşı tavır alınacaktı; sömürgecilerle mücadele edilecekti; şura temellinde istibdada karşı çıkılacaktı.

Islah projesi de, onun yürütücüsü Urvetu’l Vuska da 19. asrın sonunda kapitalist sömürgeciler için kötülük odağı olarak gösterildi. Hareketin mecmuası olan Urvetu’l Vuska’nın Mısır, Hindistan gibi bölgelerde satımı ve taşınması para cezalarıyla yasaklandı. Afgani, Abduh gibi öncüler hapis ve sürgün cezalarına çarptırıldı.

Avrupa ve yeni yeni oluşan ABD emperyalizmi, ıslah projemizin bir parçası olan İttihad-ı İslam stratejisinden çok rahatsız oldular. Nasıl ki 1970’lerden itibaren İslam’ı bir bütün olarak kavrayan, bir dünya görüşü olarak algılayan ve tebliğ eden İslami akımlara ‘Siyasal İslam’ veya ‘İslami Radikalizm’ dedilerse; 19. asrın sonunda ve 20. asrın başında da İttihad-ı İslam akımına İslamofobiyi barındıracak şekilde ‘Pan-İslamizm’ dediler.

İttihad-ı İslam, tarihi ıslah projemizin bir parçasıydı. İslam’ı bütün olarak kavramak da Kur’ani bildirimleri parçalara ayırmadan bütün olarak hayata uygulamak azmi de tevhidi/İslami bilinçlenme sürecine dayanıyordu. Yani bir sürece...

Yazının devamını okumak için tıklayınız...

HABERE YORUM KAT