İslamcı Bir Parti İçin Muhtemel Modeller

30.03.2011 17:42
İslamcı Bir Parti İçin Muhtemel Modeller
“İhvan-ı Müslimin 25 Ocak Devrimi’nin ortaya çıkardığı derin sosyal ve politik değişikliklerden büyük olasılıkla en fazla etkilenen grup olacak… Hüssam Tammam’ın yorumunu Haksöz-Haber için Murat Yürükoğulları tercüme etti.

Mısır'da Mübarek diktasının devrilmesinden sonra ortaya çıkan tablo içinde devrim sürecinin en teşkilatlı ve en güçlü grubu olan İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) hareketinin nasıl bir seyir izleyeceği merak konusu. İhvan için muhtemel modelleri analiz eden Hüssam Tamam, Mısır'da haftalık olarak yayın yapan Ahram Weekly dergisinde bu konuyu ele alıyor.

Hüssam Tammam'ın 17-23 MART 2011 tarihli Ahram Weekly'de yayınlanan yazısını Haksöz-Haber için Murat Yürükoğulları tercüme etti:

İSLAMCI BİR SİYASİ PARTİ İÇİN MUHTEMEL MODELLER

Hüssam Tammam / Ahram Weekly

Mısır'daki İslamcı gruplardan biri olan İhvan-ı Müslimin 25 Ocak Devrimi'nin ortaya çıkardığı derin sosyal ve politik değişikliklerden büyük olasılıkla en fazla etkilenen grup olacak. Devrim, İhvan'ı bir dizi acil konularla karşı karşıya getirecek. 30 yıllık Mübarek rejiminin devrilmesi İhvan'ın siyasi sürece katılması anlamına gelecek.

İhvan'ın çözmesi gereken sorunlardan birisi kurmayı planladığı parti ile ana teşkilat arasındaki ilişki meselesi olacak. Liderlik ve ilgili kesimler tarafından tartışılacak ana sorunlardan bir tanesi, İhvan'ın Arap ve İslam dünyasındaki diğer İslamcı grupların deneyimlerini mi izleyeceği yoksa Mısır'ın içerisinde bulunduğu mevcut şartlar çerçevesinde kendisine bir yol mu belirleyeceği olacak.

Şüphesiz Mısır tarihindeki bu eşsiz deneyim İhvan için bir test işlevi görecek. Özellikle kadınlar ve Kıptiler söz konusu olduğunda tam ve eşit vatandaşlıkla ilgili önemli sorulara cevaplar bulunması gerecek. Hareket diğer siyasi güçlerle de ilişkileri hususunda mücadele edecek. Bu güçler İhvan'a hâlâ şüpheyle bakıyorlar ve onu ittifaklarında, demokratik sürece katılımda ve demokrasiye bağlılık gibi konularda çifte satandartlı olmakla ve siyasi fırsatçılıkla suçluyorlar.

İhvan-ı Müslimin yakın tarihinde ilk kez siyasi sürece açıkça ve doğrudan katılma durumu ile karşı karşıya kalacak. İhvan adayları Mısır'ın önceki döneminde olduğu gibi seçimlere bağımsız olarak değil meşru bir partinin unsuru olarak girecekler ve diğer siyasi partilerle yarışacaklar. Bu durum çözülmesi zor birçok meseleyi ortaya çıkaracak. Bu zor meseleler demokratik dönüşüm sürecinde sadece İhvan üyelerini değil aynı zamanda bir bütün olarak İslami hareketi de ilgilendirmekte.

Daha geniş çerçeveden bakınca tebliğ ve politika arasındaki ilişki ya da bu tarz bir hareket açısından içinde bulunduğu ortam ve demokratikleşme çerçevesi göz önüne alındığında hangi eylemin veya hareket tarzının uygun olduğu da önemli bir sorun olarak ortada durmaktadır. Bu ikilem 1970'lerde Ürdün, Yemen, Cezayir, Fas ve diğer yerlerde bulunan İslamcıların siyasi süreçlerinde de yaşandı. Bu tarz gruplar yoğun bir şekilde din temelli ideolojilere, kimlik siyasetine ve kampanya sloganlarına sahiptiler.

Belki de tebliğ ve politika yapma arasında farklılaştırma oluşturma çabasına Fas'taki Islah ve Tevhid Hareketi'ni (ITH) baz alarak göz atmak en iyisi olacaktır. Ben bu konuyla ilgilenmeye 5 yıl önce başladım. Teorik bir söylem geliştiren bu İslami hareket, partiyi politik alana sokmuş ve 2002 Fas parlamento seçimlerinde hatırı sayılır bir başarı elde etmiş; 2007 yılı seçimleri sonucunda da parlamentoda ikinci parti konumuna yükselmişti.

Bu teorik çalışmama esin kaynağı olan husus, hükümeti de güçlü dinî meşruiyete sahip olan, çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu bir toplumda siyasi söylemde ve parti retoriğinde dinî terimleri referans göstererek söz söyleme mücadelesine duyulan ihtiyaçtı.

ITH, Fas siyasi sürecine katılmayı benimseyen İslamcı grupların en büyüğü idi. Bu hareket zımni olarak İhvan-ı Müslimin projesinin bir benzeriydi. Hareket buna rağmen 1982 yılında kurulduğunda küresel İhvan şemsiyesi altında bulunmayı reddetmişti ve bağımsız kalmayı tercih etmişti. ITH'nin, siyasi kanadı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 1996 yılında kurulan Fas Demokratik Halk ve Anayasal Hareket Partisi lideri Abdülkerim el-Katib'in çizgisinin devamıydı. 1997 yılında başlatılan yeniden yapılanma sürecinde parti hareketin siyasi kanadı konumuna oturmuştu.

ITH, 1998 yılındaki seçimlerde kazandığı ilk başarılarının ışığında parti ile olan ilişkisini netleştirmeye başladı. Bu noktadan itibaren ITH liderliği tebliğ ve dinî eğitimi kendi sorumluluğunda görme eğilimine girdi. Kamusal alanla ilgili meseleleri ise siyasi bir organizasyon olan AKP'ye bıraktı.

2003 yılındaki Kazablanka bombalamaları ve onun çeşitli yansımaları hareketi bu fonksiyonel ayrıştırmaya daha fazla bir hassasiyet göstermeye yöneltti. Ayrıştırma stratejisi açıkça siyasi bir belge haline dönüştürüldü. Hareketin örgütsel yapılarında yıllar süren tartışmalar neticesinde ortaya çıkan bu belge, siyasi katılım ve hareket (ITH) ile parti (AKP) arasındaki ilişki adını aldı. Bu belge ITH'nin 2006 yılı yazında gerçekleştirdiği konferansın ana gündem maddesiydi.

ITH'nin tebliği siyasetten ayrıştırma stratejisi şu temele dayanmaktadır: Hareket Fas toplumunun bir unsurudur ve hedefi inancı teşvik etmektir. Hareket toplumun diğer unsurlarıyla birlikte varlığını sürdürmektedir ve dolayısıyla kendisini diğer mevcut siyasi ve sosyal güçlere alternatif olarak sunamaz. Hareket eğer merkezî misyonunu etkili bir şekilde yerine getirecekse kendisinin var oluş nedenini oluşturan birincil fonksiyonlarını yerine getirmelidir ve siyasi eylem gibi özel fonksiyonları dinin tebliğ edilmesi ve İslami ve ahlaki değerlerin yaygınlaştırılması fonksiyonlarından ayrıştırmalıdır.

Pratik düzlemde böyle bir ayrıştırma hareket ve partinin örgütsel ve operasyonel düzeylerde de tamamen ayrı hareket etmesini gerekli kılmaktadır. AKP üyelerinin ITH üyesi olmasına ya da tam tersinin olmasına gerek yoktur. Her iki organizasyon kendi karar alma mekanizmasına ve kurumlarına sahiptir. Yukarıda bahsedildiği üzere ITH dinî eğitimle ilgilenir ve onun üyelik şartları ve iç ilerlemesi ahlaki kabullerle gerçekleşir. Diğer yandan parti teşkilatları politikayı tasarlar, parti üyeliğini düzenler ve harekete geçirir ve siyasi bir duruş sergiler. Diğer partilerin yaptığı şekilde partinin gereksinim ve hedefleri üyelik ve ilerleme gibi hususlarda ahlaki değerlerden öncelikli ve farklıdır.

Fas İslami hareketi siyasi sahada faaliyet gösteren İslamcı bir oyuncunun varlığıyla bağlantılı önemli meseleleri çözüme kavuşturmada başarı gösterdi. İslami hareket sözgelimi siyaset dünyasının değişen pragmatik ihtiyaçlarına göre siyasi söylemin değişebileceğini gösterdi. İslami hareket vaizlerini ve tebliğcilerini siyasete sokmadı, onların AKP adaylarını desteklemelerine ve AKP'nin seçim kampanyalarına katılmalarına izin vermedi. Bunları yapmanın ITH'nin İslami referanslarını ve Fas halkının dinî hassasiyetlerini zayıflatacağı ileri sürüldü.

Sonuç olarak ITH kimlik sorunlarıyla ilgilendi ve pratik meseleleri ve halkın gündelik ve acil sorunlarıyla ilgilenmeyi partiye bıraktı. Genel bir kural olarak bu bakış açısına göre bir kimlik sorunsalı Fas toplumu tarafından genel bir destek görüyorsa o zaman bu kimlik meselesi hem hareket hem de parti tarafından siyasi bir konu olarak desteklenebilir.

ITH ayrıca parti ve hareket arasında hiyerarşik ayrışım uygulamak için siyasi pratiği kullandı. Hareket liderliği ile parti liderliği arasında ayrıştırma oluşturmanın partinin sürekliliğinin ve siyasi etkinliğinin garantisi olduğu ileri sürülmektedir. Genel sekreter de dâhil sekreterlik üyelerinin ITH'deki görevlerini bırakmaları bu ayrıştırma ilkesinin tescillenmesi olmuştu.

İslami hareket ve parti arasındaki ilişkiye başka örnekler ise Cezayir ve Yemen örnekleridir. Buralarda hareketler açık ve legal bir şekilde çoğulcu siyasi parti sistemine katılmaya karar vermişlerdi. Hareketler kendilerini tamamen siyasi bir partiye dönüştürmüşler ve hareketin çekirdeği aynı zamanda partinin çekirdeği olmuştu. Bazı kabile liderleri ve iş adamları gibi kamuoyu nezdinde tanınan figürler de partiye alınmıştı.

Fakat bu parti modeli risklerle doludur. Özellikle hükümet ve hareket arasında ittifak söz konusu olduğunda hareketin siyasi ve sosyal pozisyonu zarar görebilmektedir. Cezayir'deki Toplumsal Barış Hareketi buna güzel bir örnek teşkil eder. Ya da 1970'lerde Yemen Reform Kongresi örneğinde olduğu gibi kendisini rejimin destekçisi, bir payandası olarak bulabilir.

Parti ve hareket arasındaki bir diğer örnek Ürdün'de yaşanmıştır. Burada İslami hareket dinî bir teşkilat olarak birliğe ve bağlılığa vurgu yapmış ve aynı zamanda siyasi bir parti oluşturmuştu. Bu örnekte İslami Eylem Cephesi hareketin siyasi kanadı olarak belirdi ve seçim sürecinde yer aldı. Ana hareket ile partiyi fonksiyonel ve örgütsel olarak ayrıştırma çabası ise yaşanmadı.

Bu modellerin en önemli sıkıntısı ise hareketin dinî çalışmalarını ve faaliyetlerini siyasi yönlendirmelere açık hale getirme ihtimalidir. Verili sosyal tabakalar ve uluslararası iklim İslamcı hareketlerin dinî referans çerçevesine zarar verebilir. Ürdün vakasında ülkenin İsrail'le ilişlikleri buna güzel bir örnektir.

Bence bu tarz çekincelere rağmen Ürdün modeli Mısır İhvanı düşüncesine en yakın olanıdır ve İhvan onu seçebilir. Bu tercih için iki sebep var: Birincisi, Fas modeli Mısır İhvanının politik tasavvuruna oldukça uzaktır. İhvan-ı Müslimin bütün İslami hareketlerin ilkidir ve siyasi hayatta ve kimlik meselelerinde tarihsel İslami referansları vardır. İkincisi, Fas örneğinde olduğu gibi hareket ve parti arasında üyelik düzleminde bir ayrıştırma uygulamasının güçlüğüdür. Dolayısıyla siyasi alanda yer alan kişilerin kullandıkları söylemde ve kampanya stratejilerinde tebliğ ve politika ayrıştırmasını etkili bir biçimde yapmaları zordur.

Bu yüzden büyük bir ihtimalle İhvan-ı Müslimin tarafından kurulacak parti benzeri dinî sloganları öne çıkartacak ve seçim kampanyası süresince bütün İhvan kadrolarını ve üyelerini harekete geçirecektir.

HAKSÖZ-HABER

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim