İslam Dini Cemaat Olmayı Zorunlu Kılar!

01.06.2012 12:45
İslam Dini Cemaat Olmayı Zorunlu Kılar!
Yılmaz Çakır, Beykoz Özgür-Der Şubesinde cemaat olmanın gereği ve önemini anlattı.

HAKSÖZ-HABER

Özgür-Der Beykoz Şubesinde aylık olarak yapılan döneme ait seminerler dizisinin sonuncusu yapıldı. Sunumunu Yılmaz Çakır’ın yaptığı seminerin konusu “Cemaat Olmanın Gereği ve Önemi” idi.

Çakır, cemaat olmanın dini ve sosyolojik ihtiyaçtan kaynaklandığını söyledikten sonra; insanın, aciz, zayıf ve yetersiz yaratılmış olması sonucunda, kendisini dışarıya karşı koruma ihtiyacında hissettiğini ve bu duygunun da cemaat olmaya götüren en temel nedeni oluşturduğunu anlattı. Cemaat olmanın; bilinçli olarak bir araya gelmek olduğunu ve ayrıca;

1- Aynı inanca sahip olmak,

2- Aynı değerler etrafında toplanmak (aynı zamanda liderin gerekliliği, sevk ve idare ihtiyacı, yan etkileri, kör bağlılık, taklit, taassup, dikta ve sürüden de bahsetti)

3- Aynı eylemlilikleri sergilemek için cemaatin oluştuğunu söyledi.

Çakır, konuşmasına şöyle devam etti:

Cemaat, Fert Şahsiyetini Yok Etmez!

“İslam dini ile diğer dinleri kıyasladığımızda onun sosyal bir din olduğunu görürüz (inziva yok itikâf var ve itikâf da evlerde değil, toplanma yeri olan camilerde yapılıyor). Kur’an’da, cemaat olgusuna vurgu yapan ayetlerden birinde “Allah’ın ipine topluca ve sımsıkı sarılın” denir. Ayrıca bir diğer ayette mü’minlerin “kurşunla kaynatılmış binalar gibi” olduğundan bahsedilir. Fatiha Suresinde ise “biz”e (cemaate) vurgu yapılır.

İslam dini cemaati zorunlu kılar. Misal olarak günde 5 vakit kılınan namazın cemaatle olmasını teşvik eder. Ayrıca cuma namazları da bizzat toplantı için ihdas edilmiştir. Bayram namazı ve bayramlaşmalar, hac ve en bireysel ibadetlerden biri olan oruç bile, hep birlikte ve aynı anda başlayıp, bitirilerek, kişiyi birey olmaktan çıkarıp cemaat olmaya yönlendirir.

Örgüt değil cemaat: cemaat kavramımızın içi boşaltılmış olsa bile biz ona sahip çıkmalıyız. Zira her kavram kendi dünyasını rengi ile boyar (aidat değil infak, eleman değil kardeş vs). Çünkü dil, düşüncenin meskenidir. Her dünyanın dili vardır, her dilin de dünyası (türban- başörtüsü, şeker bayramı-ramazan bayramı, etik-ahlak gibi)…

Cemaat ne ferdin şahsiyetini yok eder, yok sayar ne de onu tabulaştırır. Cemaat organize bir yapıdır ve canlı bir beden gibidir. Zaten İslam’da da bir vücudun azaları gibi olmak, komşusu aç iken tok yatmamak vaaz edilir. Aynı zamanda cemaat; ilke, inanç, ahlak, hedef, program, yöntem, bilgi, meşruiyet ve temsil kavramlarını da içine alır.

İslam cemaatinin manevi yönünü şunlar belirler:

a) Bir Müslüman için cemaatin ilkeleri ile inançlarının çerçevesini en başta Kur’an ve sünnet çizer. İslam cemaatinin ilkeleri, hiçbir surette ne laiklik ne de liberalizm gibi beşeri ideolojilerin etkisi ile sulandırılamaz.

b) İslami cemaatte bu ilkeleri yaşama geçirme kararlılığı olmalı ve bu da dayanışma ile olmalıdır.

c) İlim ve araştırma şevki ve tebliğ cemaatin temelini teşkil etmeli. En başta Kur’an’a, sünnete, tarihe, topluma, sisteme (uluslararası, ulusal), insana sağlıklı bakmalıdır.

d) Ahlaklı ve tutarlı olmalı, başkasına emredip kendini unutmamalı; Peygamber (s)’in emin lakabını, tavrını ve Hz. Hatice’nin peygamber hakkındaki vahiy sonrası ilk sözlerini kendisine örnek almalıdır.

e) Cemaatin programı, yöntem ve hedefleri olmalıdır. Siyasal hedeflerini mesela, Hz. Musa, Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed gibi oluşturmalı ve kendisine ifrat ve tefritten uzak yöntem belirlemeli, yanlış yerlere ve yönlere kaymamalıdır. Öncelikleri olmalıdır; burada mevzi kazanımlar elbette önemlidir, fakat ona ram olunmamalı ve kimlik ile aidiyet kısmi kazanımlara karşı takas edilmemelidir. Taviz verilmesi karşılığında “Seni lider yapalım” diyen müşriklere karşı, Peygamberimizin tavrı örnek alınmalıdır.

yilmaz-cakir.jpg

beykoz2012.jpg

Yılmaz Çakır’ın konuya ilişkin soruları cevaplamasından ve katkılardan sonra program son buldu. 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Abdulhakim Beyazyüz
05 Haziran 2012 Salı 11:40
Selamlar
Hayatın tüm boyutlarını vahyin rehberliğinde şekillendirmeye çalışan tüm müslümanlara ve hususen beykozlu kardeşlerimize selam olsun.
Sümeyye
03 Haziran 2012 Pazar 20:42
Teşekkür...
Yılmaz Ağabeyimiz'in emeğine sağlık. Cemaat bilincinin önemini bize bir kez daha anlatarak, zihnimizde yeni kazanımlarda ve güncellemelerde bulundu. Cemaat olmanın önemini ve birleştiriciliğini anlatan ağabeylerimizin ve ablalarımızın olması bizler için oldukça önemli ve öğretici. Allah, Yılmaz Ağabeyimizden çabaları için razı olsun.
Kerem Baltacı
03 Haziran 2012 Pazar 11:35
Cemaat
İslamın temel şartları yeniden dile getirilmeli. Bence bu konu da temel şartlardan.
Tekiner Ersöz
01 Haziran 2012 Cuma 15:11
"Küresel Cemaat"
Öncelikle yaşadığımız süreçte böyle bir konunun işlenmesi çok anlamlı. En azından sembolik de olsa (tabi söylenilenler olmazsa olmazlar) güzel şeyler. Hem cemaatler hem de bağlılar için bu tür söylemler anlamsızlaştırılarak kaygan bir zemine doğru çekildi. Bütün kavramlarımızda olduğu gibi "cemaat" kavramının anlamı da bulanıklaştı.

Bir de toplumumuzun/Müslümanların "partileşme" ve "sivil toplum" anlayışlarının giderek belirginleşmesinin yanında "cemaat" olgusunun da Batı tarzı "topluluk" ve "toplum" düşünce biçimine doğru evrilmesi söz konusu.

Bizim için asıl tehlike "sosyal medya" denilen ortamda "sanal cemaat"lerin oluşması. Kontrolsüz, hiçbir sorumluluk gerektirmeyen, birbirlerinin yüzün dahi görmeyen, duygu taşımayan, paylaşımın olmadığı, aynı ortamın teneffüs edilmediği, aynı mekânların paylaşılmadığı yeni "cemaat" anlayışı gelişiyor.

Yılmaz Bey'in söz konusu ettiği, hepimizin beyinlerimizde tasarladığımız ve "ütopya"larımız olan "cemaat" anlayışımız mı yoksa Batılı anlamda "organizasyon" hâlini almış olan ve "sosyal medya" ile hepimizi kuşatan "sanal/hayalî cemaat" anlayışı mı belirleyici olacak.

Benim şahsi görüşüm, Yılmaz Bey'in üzerinde yoğunlaştığı anlamda "Küresel Cemaat" anlayışımızı becerebildiğimiz ölcüde zihinlerimize yerleştirmek.

"Sanal/hayalî" cemaat anlayışının yerine yeniden fıtratımızdaki "küresel cemaat" anlayışını yerleştirmek hepimizin mücadele alanı olsun inşallah.
yakub ayışık
01 Haziran 2012 Cuma 13:55
stk lar islam çerçevesinde değerlendirilirmi?
acaba stk lar islam çerçevesinde değerlendirilirmi?.
yeni nesil islami yapı olan stk ların
orijinal ismi ile islami cemaatlerin mevcut durumu islam nazarında neyi ifade eder?
veya islami cemaatler tabiri doğrumudur?
birdenn fazla islam cemaati olmalımıdır, olabilirmi?
önüne gelen cemaat kurabilirmi?

kendi görüşümüde bir cümle içinde açıklamak isterim tabi

bir çoğrafyada bir yerlerde birileri allahın dinini hakim kılmak için mücadele vermiş ve evrensel boyuta ulaşmış ise bir merhale bir mesafe katedilmiş ise başkalarının bu insanlardan habersiz diyalog kurmadan, irtibatsız, yakinen tanışmadan ve tartışmadan ayrışılan temel noktalar asla taalluk eden meseleler uzun uzadıya tartışılmadan bir hareket kurma iddiası taşıyamaz kursa bile islam nazarında yok hükmündedir.
çünkü islami hareket bir tanedir.
Diğer Haberler
DÜŞÜNCE PLATFORMU
PANO
İKTİBASLAR
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 76 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim