İslam devleti meselesi

21.02.2013 00:41

Rasim Özdenören

Bizim bu sütunlarda kaleme aldığımız demokrasi ile ilgili mülahazalarımız ile ilgili tartışmaların bir ayağı da Varide internet sitesinde sürdürülüyor.

Konu demokrasi olunca onun bir yerde devlet tartışmasını da yedeğinde sürükleyeceği beklenmeliydi.

Nitekim 'kafası karışıklara cevaplar' başlıklı yazıya işaretle Tahsin Varol ilkin Varide'nin yorum sütununda, arkasından da müstakil bir yazı yazmak suretiyle kendi sütununda bir yazı ile fikrini dermeyan etti.

Yorum sütunundaki değinisinde, bizim adı geçen yazıda kullandığımız 'İslam'a varmak' ibaresinden hareketle şunları söylüyor:

''İslam'a varmak' deyimi bana İslam'ın hâlâ herkesin el-an yaşamakta olması gereken bir hayat biçimi değil de sanki 'devlet planında varılacak bir hedefmiş' gibi algılandığını gösteriyor. Bu algı, kanaatimce meşhur olmuş tabirle 'soğuk savaş dönemi düşünceleri'dir. Bir insan Kelime-i Şehadet getirmekle İslam'a varmış olur. Geriye artık o yolda yürüme azmidir. Bir dönem bizim de zihnimizi işgal etmiş olan işbu 'İslam Devleti' saplantısını müslümanların zihinlerinden silmemiz lazım. Bayağı bir hastalık durumuna gelmiş bu. Rasim Abi'nin 'zihinsel hicret' tanımını önemsiyorum. Onu gerçekleştiren zaten varmak istediği yere varmıştır.'

Tahsin Varol'un bu yorumuna, biz de aynı sütunda şu satırlarla cevap vermeye çalıştık:

'Elbette kelime-i şehadeti dil ile ikrar, kalb ile tasdik etmekle Müslüman olunur. Ancak bu, olayın bir yanıdır ve salt bireysel planda geçerli bir olgudur. Ancak İslam'ın bilincinde olan ve sorumluluğunu bilen Müslüman için bu kadarı yeterli sayılabilir mi? İslam, modern bağlamda elbette devletçi değildir; fakat onun bir devleti olduğu da kuşku götürmez bir ayrı gerçekliktir. Böyle olunca İslam'ın diğer şartlarının ayrıca yürürlüğe konulması hususu kaçınılmaz olarak karşımıza çıkar. İslam'ın yürürlüğünün 5 şartı vardır: 1. İtikat (amentünün esasları), 2. İbadet, 3. Muamelat, 4. Ukubat (ceza hukuku), 5. Ahlâk.

İslam'a varmak diye işbu şartların yürürlüğünü kastediyoruz. Bu şartların yürürlüğünü sağlamak da demokratik yöntemlerle gerçekleşmez. Demokratik yöntemle demokrasiye ulaşılır. İslam'a ulaşmak (ona varmak) için İslam'ın kendine özgü yöntemine müracaat edilmesi gerekir. O yöntem ibadet kategorisinde yer alan cihat rüknünde içkindir. Cihatın mahiyeti ise ayrı bir bahsin konusudur. Zihinsel hicret dediğimiz kavram cihatın bir parçası veya başlangıcı olarak düşünülebilir.

Hâlihazırda içinde yaşadığımız bu ülkede bireysel olarak 75 milyona yakın insanın Müslüman olarak kayıtlı olduğu söyleniyor. Başını kurulu düzenin dizgesine bağlamış olarak yaşamak yeterli sayılıyorsa, mesele yok. 75 milyona yakın bireysel Müslüman'a sahip olmakla övünebiliriz. Ama bilinçli Müslüman istiyorsak, onu bekleyen başka sorumluluklar ve edimler var bulunmalıdır, diye düşünüyorum. Ben kelime-i şehadeti getirdim, işi bitirdim, sorumluluktan kurtuldum demekle sorumluluktan kurtulunuyor mu dersiniz?

Ayrıca hukuki bağlamda devlet gerçekliği ile faşizmin veya sosyalizmin devlet fetişizmini birbirine karıştırmamamız gerektiği hususu da aşikâr olmalıdır. Devlet meselesinde ifrattan kaçalım derken tefrite düşmeyelim, derim.'

Tahsin Varol işbu mülahazalara itirazla başka bir yazı kaleme aldı. Onun itirazlarını ve bizim kanılarımızı başka bir yazıya saklıyorum, muhtemelen gelecek yazıya...

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim