İslam devleti meselesi (2)

24.02.2013 11:25

Rasim Özdenören

Tahsin Varol'un bizim 'Kafası Karışıklara Cevaplar' başlıklı yazımız dolayısıyla yaptığı karşı yorumu ve bizim yorumumuzu bundan önceki yazımızda nakletmiştik (İslam devleti meselesi 21 ŞUBAT 2013). Tahsin Varol bizim yorumumuza karşı <İslam Devleti Üzerine> başlığını taşıyan uzun bir yazı yayınladı (www.varide.net, Pazar, 17 Şubat 2013).

Bahsi geçen yazının tamamını bu sütunlara sığdırmak mümkün değil. Ancak belirli noktalarına değinmekle yetineceğim. Cevabı gerektiren noktalar da zaten buraya aldığımız parçalardır. Yazının tümüne bakmak isteyenler uzantısını verdiğim Varide sitesine müracaat edebilirler.

Sayın Varol şunu söyleyerek başlıyor:

'Muhterem Rasim Abim 'kafası karışıklara cevaplar' yazısına yaptığım yorumuma gerçekten lütfedip 'mektup' derecesinde bir yorum yazmış. Haddim olmayarak bir kaç hususu tebarüz ettirmeyi uygun görüyorum (aşağıda alıntıladığım satırlar o yazıdan üzerinde durulması gereken cümleler olarak tarafımdan seçilmiştir. Vurgular yazının aslında var.):

1. Kur'an'ın toplumsal emirlerinin uygulanmasını Hazreti Peygamber ve Raşid Halifelerin gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Farz-ı kifaye yerine getirilmiştir.

Cevap: Kamu düzeni hangi gerekçeyle ve hangi mantıkla farz-ı kifaye olarak kabul edilebilir? Tarihin bir döneminde sağlanmış olan düzen, ilelebet yeterli mi sayılacak?

2. Eğer İslam'ı bir 'devlet nizamı' olarak da görüyorsak -ki olmuştu- sünnetullah'a uygun olarak nizam bozulmuş ve yok olmuştur.

Cevap: Asrı Saadet'teki devlet nizamının bozulması ve yok olmasından bahsediliyorsa, evet, o devlet artık yoktur. Fakat bu, Müslümanların artık ilelebet devlet sahibi olmayacağı anlamına mı gelir? Daha sonraki İslam devletlerini nereye koyacağız? Günümüze kadar gelen İslam devletlerinin tümü hataları ve savaplarıyla İslam devletidir. Hatalıdır diye onu dışlamak olur mu?

3. 'Devlet kurmak için çalışmak' demek 'iktidar' için çalışmak demektir. Çalışılan yerde bir iktidar varsa -ki iktidarsız yer yoktur- ister istemez onunla çatışmak kaçınılmazdır. İstemesen de o kendine 'tehdit' olarak algıladığı için gelip seni bulacaktır.

Cevap: Devlet varsa, elbette iktidar da olacaktır. Bazı iktidarların yanlış uygulamalarına bakarak mücerret iktidar düşmanlığı yönündeki bir tutum tecviz edilemez.

4. İslam'ın bir 'devlet kurma' amacı yoktur ama bir yörede yaşayan 'Müslümanların' bir devlet kurma ihtiyaçları olabilir. Bu ikisini karıştırmamak lazım. Cenabı Hak eğer tüm Müslümanlara böyle bir yükümlülük yükleseydi bunu açıkça deklere eder: 'Müslümanlar birleşip bir devlet kurun' der ya da bu anlama geldiği 'tüm zamanlar için' tartışma götürmeyen, 'yorum kabul etmeyen' bir ayet indirirdi. Böyle açık, seçik bir emir ben hatırlamıyorum. Var diyenler o delili göstermeliler.

Cevap: Bizzat Resulullahın ve Raşit Halifelerin sünneti yetmiyor mu? Onlar bir yandan kaynak olarak gösterilirken, bir yandan onların uygulamasını mutlak olarak o döneme mahsus saymak çelişki olmaz mı?

5. Ahir zamanda bu fani dünyada Marksistlerin komünizm ile kurmayı tasarladıkları bir 'yeryüzü cenneti' hayaline veya saplantısına kendimizi kaptırmamamız gerekmektedir.

Cevap: Komünizmin adı ortalarda yokken de Müslümanların devleti vardı. Kaldı ki, komünistlerin yeryüzü cenneti olarak tahayyül ettikleri düzen proletaryanın hükümranlığı ile sonuçlanacak sınıfsız, devletsiz bir toplum düzenidir. Burada farkında olmadan asıl Sayın Varol onlara özenmiş olmaktadır.

Maalesef yazıyı burada tamamlayamadık. Tahsin Varol'un yazısında cevaplandırılması gereken bir iki husus daha var. Gelecek yazıda onları da cevaplandırarak bir sonuca varmaya çalışacağız.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim