1. YAZARLAR

  2. Sibel Eraslan

  3. Islak imzaya, ıslak itiraz...
Sibel Eraslan

Sibel Eraslan

Yazarın Tüm Yazıları >

Islak imzaya, ıslak itiraz...

A+A-

12 Haziran 2009 günü patlak vermişti her şey. Basına; “AKParti ve Fethullah Gülen Cemaatini Bitirme Planı” olarak düşen şok edici haber, toplumsal bir infiale sebep olmuştu.

Bahsi geçen belge Ordu içinde birtakım kişilerin psikolojik harekat ve planlamalar çerçevesinde çalışmalar yaptığını ortaya çıkartıyordu... Herkes böyle bir belgenin şoku üzerinde odaklanmışken, Ordu üst düzey temsilcilerinin sorduğu soru ise bambaşkaydı; böyle bir belgenin var olup olmadığını, şayet var ise sorumlularının kim olduğunu aciliyetle soruşturacakları yerde... Belgenin nasıl olup da basına sızdırılmış olduğunu sert bir ses tonuyla soruyorlardı...

Benzer durumu, 28 Şubat 1997’de “Batı Çalışma Gurubu” adlı darbe cuntasının ortaya çıktığı süreçte de yaşamıştık. Darbe belgesini hazırlayanlar değil de, belgeyi ortaya çıkaranlar suçlu ilan edilmişti... Kimse sesini bile çıkarmamış, ardından yasal ve legal yollarla kurulan Hükümet devrilmiş, insanlar hakkındaki fişlemeler ve yasadışı tüm operasyonlar normal addedilir hale gelmişti... Dönemin İçişleri Bakanı Sn.Meral Akşener, “yağlı kazığa oturtulmakla” tehdit edilmişti... Karanlık günlerdi. Herkes kendini kurtarmanın telaşındaydı... O gün bu yasadışı örtük darbeye susarak destek olanlar da dahil herkes “silahsız kuvvetler” olarak göz göre göre hukukun çiğnenmesine seyirci kalınmıştı...

O gün susmamıştık. Bugün de susmuyoruz. İnsan onuru ve hukuktan yanayız...

Şimdi benzeri bir darbe girişiminin resmi belgesi ile karşı karşıyayız... Üstelik medyada “ıslak imza” şekliyle geçen şey, darbe planının gerçek olduğu ile ilgilidir. Yani imza ıslaktır, yani darbe belgesi gerçektir...

Peki Haziran’da Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı açıklamayı nereye koyacağız bu şartlarda?

Ne demişti Sn. İlker Başbuğ? “Herhangi bir dış müdahale olmaksızın gereğinin kendilerince yapılacağını” ifade etmiş, belgenin içeriğini değil basına nasıl sızdığını tartışmıştı... Askeri Mahkeme de bu bağlamda, “kamu düzeni ve kamu güvenliği” sebebiyle bu konuda yayın yapma yasağı getirmişti... Generalin deyimiyle, “kağıt parçası”nın üzeri örtülmüştü.

“Kağıt Parçası” denen belgenin şimdi “Islak İmzalı ve Gerçek” olduğu ortaya çıkmıştır...

“İrticayla Mücadele Eylem Planı”nda, neler yok ki? AKParti’yi içeriden çökertebilmek ve bölmek için kurulmuş politik taktiklerden... Sn.Fethullah Gülen’in önderliğindeki eğitim mefkuresine gönül vermiş genç eğitimcilerin evlerine yapılacak baskın ve hazırlanan iftira senaryolarına kadar pek çok şey... Dudak uçuklatıcı, yahu bunların başka işi yok mu dedirtecek, bu nasıl bir vicdansızlıktır diye yazıklanılacak pek çok kurgu...

1- Her şeyden önce, hazırlanmış bu belge, temel insan hakları ve hukuk devleti kavramını hiçe sayan ve bu bağlamda suç konusu oluşturan, yasa dışı bir belgedir.

2- İkinci olarak, belgenin hukuk devleti kriterleri çerçevesinde muhakeme edilmesini engelleyen kişiler, belgeye ve içeriğine sahip çıkmışlar anlamındadır... Belge vahimdir, belgeye sahip çıkmak daha da vahimdir... Sahip çıkanların; kamu görevlisi olarak silahlı güçlerden olması, güvenlik ve emniyetten sorumlu kişiler olması ise, daha kötü ve korkutucudur...

3- Belge, bir siyasi partiyi (AKParti) ve bir topluluğu (Gülen Hareketi) hedef alıyor gibi gözükse de, aslen halk iradesini hedef almıştır. Şeffaf, hesap verilebilirlik ilkesine dayalı, hukukun üstünlüğüne inanan bir halk iradesi... Yok sayılmaktadır... Dolayısıyla belge, sadece bir siyasi parti ve cemaati değil, halkı ve hukukun üstünlüğünü hedef almaktadır...

Kalıcı bir hukuk düzeninin tesisi için darbe eylem planları yapanların, acilen sivil yargı önüne çıkarılmaları gerekmektedir. Aslında hukuk muhakemelerindeki çift başlılık; yani sivil ve askeri yargı gibi bir ikilik ortadan kaldırılmalı ve muhakemeler kamuoyunun bilgisi dahilince devam edebilmelidir.

...

31 Ekim 2009 günü sivil toplum örgütleri, gazeteciler, yazarlar, sinemacılar, Taksim’de bir araya gelerek; “Darbeciler Yargılansın” çağrısında bulundular... Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun altında devam eden bu sivil haykırışı acaba kaç kişi duydu?

Sn. Mustafa Karahasanoğlu, Av. Cihat Gökdemir, Faruk Ünsal, Bülent Yıldırım, Hülya Şekerci, Reşat Petek, Ramazan Kayan, Hazma Türkmen, Rıdvan Kaya, Kenan Alpay, Gülden Sönmez, Tarık Tufan, Ümit Sönmez ve daha pek çok yazar ve sivil lider aynı duyarlılıkla Taksim Meydanına koştuk... Hukuk için... Tarihe not düşmek için...

İmza ıslaktı... Hukuk arayanlar da ıslak... Yağmurun altındaydık...

Peki siz neredeydiniz?

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum