1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. İskenderun’da Mavi Marmara Tanıkları Konuştu
İskenderun’da Mavi Marmara Tanıkları Konuştu

İskenderun’da Mavi Marmara Tanıkları Konuştu

Mavi Marmara tanıklarından İHH Ortadoğu temsilcisi Hasan Aynacı, İskenderun İHH başkanı Zekeriye Kanat ve İskenderun İHH yönetim kurulu üyesi Muammer Kavakçıoğlu gemide yaşanılanlarla ilgili konuştu.

A+A-

İskenderun Belediye Kültür Sarayında düzenlenen panele Şehid Cengiz Akyüz'ün ailesi başta olmak üzere çok sayıda katılım oldu.

Açılış konuşmasını İHH başkan yardımcısı Kemal Kemahlı'nın yapmasının ardından Kuran tilavetine geçildi. İsra 2-7, ahzab 23 ve nisa 75. Ayetlerinin okunmasından sonra panele geçildi. Panelin başkanlığını Orhan Demir gerçekleştirdi. Programın ilk panelisti Hasan Aynacı'ydı.  Aynacı ilk olarak İHH'nın kuruluş amacından bahsederek israilin yıllardır Gazze'ye ve Filistin'e uyguladığı zulümlere ve ambargoya dikkat çekti. Filonun yola çıkış nedenini şöyle açıkladı: "Bizler Gazze'yi işgal edilmiş Filistin parçası olarak görüyoruz. İskenderun ve İstanbul'u nasıl görüyorsak, çevresi mübarek kılınan Kudüs'ü de öyle görüyoruz. Bizler Gazze'yi Filistin otoritesine bağlı bir kara parçası olarak görüyoruz." dedi. Filo ile ilgili olarak "Gemide her dinden dilden insan vardı. Bir avuç insan ambargoyu kırmak için yola çıkmıştık. Amaç yardımların Gazze'ye ulaştırılmasıydı ama en önemlisi ambargonun kırılmasıydı." diyerek birinci oturumdaki konuşmasını noktaladı.

Filoda bulunan ve şehid Cengiz Akyüz'ün 20 yıla yakındır arkadaşı olan Zekeriye Kanat şehidin gemideki ruh halinden bahsetti. Kanat " Cengiz çok farklıydı. Ancak şehadeti hissettiğini hissettik. O İskenderun'un gülen yüzüydü. Bir eylem adamıydı. Antalya'da bir ara günlük yazarken ona dönüp dedim ki: "Şu aralar tarihe geçiyoruz." O da bana "Yok biz tarih yazıyoruz." dedi. Gemide saldırı öncesinde herkesin görev yerini belirten bir liste hazırlandığından bahseden Kanat "ikimizin adını yazdırmıştık. Fakat yapılan anonsta beni çağırmadılar. Sordum "Cengiz beni neden çağırmadılar". Dedi "abi senin rahatsızsın adını sildirdim senin. Ben giderim" dedi ve beni engelledi." diyen Kanat ilk konuşmasını sonlandırdı.

İlk oturumun son konuşmasını ise muammer Kavakçıoğlu gerçekleştirdi. Kavakçıoğlu gemide saldırı öncesinde nelerin yaşandığını ve gemide bulunanlardan bahsetti.  Geminin içerisindeki insanların farklı olmasına rağmen içinde çok hoş bir ortamın olduğunu çünkü herkesin amacının aynı olduğunu ifade etti. "Gemi bir dostluk gemisiydi." diyen Kavakçıoğlu Ashabı Kehf benzetmesi yaptı. Ayrıca gemide iki gönüllünün Müslüman olduğuna tanık olduğunu ifade eden Kavakçıoğlu kuran öğrenmeye çalışmalarının çok hoş olduğunu söyledi. "Bunları sizlere getirmek istedik fakat Siyonistler her şeyimize el koydular." diyerek konuşmasını tamamladı.

Oturumun ikinci bölümünde ise saldırı anından ve sonrasında nelerin yaşandığından bahsedildi. Hasan Aynacı gemide kurulan sistem sayesinde 24 saat yayın yapıldığını söyledi. 30 Mayıs gecesi saat 10.00 civarında etrafta israil gemilerinin görünmeye başladığını ifade etti. İsrailli bir komandonun kaptanı arayarak "nereye gidiyorsunuz?" şeklinde sorduğunu ve kaptanında "Gazze'ye" diye cevap verdiğini söyleyen Aynacı ondan sonra kendileriyle hiçbir şekilde irtibata geçilmediğini belirtti. "Saat 12 gibi canlı ayın kesildi. İsrail gemileri bize doğru yaklaşıp uzaklaşıyordu. O anda bizde tüm dünyaya haberleri iletmeye çalışıyorduk. Gece bir-iki gibi İskenderun saldırısını öğrendik ve bunda da israilin eli olduğunu tahmin ettik."diyen Aynacı " Uluslar arası kanunlarda israilin karasuları 12 mildir; fakat bizim rotamız zaten Gazze'yeydi. Bizim kitle imha silahlarımızı süpürge sopası, birkaç demir parçası ve soda şişleri olarak lanse eden israil ve bazı medya organları israili mazlum tarafmış gibi gösterdiler. İsrail 1948'de kurulmuş korsan bir devlet ama biz bu kadar büyük bir saldırı beklemiyorduk. Ancak bunu bilseydik bile biz geri dönmezdik. İsrailli askerlerden üçü gemiye inerken süpürgelerden korktular ve teslim oldular. Bizler de onları öldürebilirdik ama bizler şu mesajı vermek istedik: "Bizler özgürlüğe giden insanlarız bu yolda kanımızı ve canımızı veririz." Yaşanan tüm olaylardan sonra şehidlerimiz ve yaralılarımız olduğu için direnişi bitirdik. Daha sonra ellerimizi kelepçeleyerek güneşin altında ve üzerimizde dönen helikopterle saatlerce bekletildik. Bize psikolojik baskı uyguladılar." diyerek konuşmasını tamamladı.

Zekeriye Kanat ikinci oturumda neden Gazze'ye gidildiğine değindi. "Çünkü Gazze'de bir insanlık dramı var, orda Kudüs var. Milliyetçi olsanız dahi Gazze'yi korumak zorundasınız. Çünkü israil burayı da ele geçirme derdinde." Mahmut Abbas'ın onursuz bir devlet adamı olduğunu söyledikten sonra sebebini de "nasıl olur da bir devlette tank, top olmaz ve nasıl olurda israilin parasını kullanabilirler" şeklinde ifade etti. "Saldırı anında israil ordusunun yarısı gelmişti. Onlarca Zodyak, denizaltılar, helikopterler ve savaş gemisiyle saldırdılar; ama bizde bir çakı bile yoktu. İlk önce yanlardan gelmeye çalıştılar fakat çok uğraştık bu yüzden çıkamadılar gemiye. Beş-on dakika sonra helikopterle indirme yapmaya başladılar. O anda sabah namazındaydık. Plastik mermi kullandılar, bir arkadaşımız yaralandı. Gerçek mermi olsaydı iki şehidimiz daha olacaktı. Sonra baktılar olmuyor gerçek mermi kullanmaya başladılar. Ses ve sis bombası kullandılar. Gemiyi İsrail'e çevirmişlerdi. Kandan dolayı kaymalar oluyordu. Sargı bezleri yetmediği için bayraklar kullanıldı. Bir müddet sonra direnişin bitirilmesi için anons geldi. Fakat biz israili daha iyi tanıma fırsatı bulduk. İnanılmaz derecede korkuyorlardı. Birisi tir tir titriyordu, birisi altını ıslattı, biri de teslim ederken korkudan kendisini denize attı. Direnişi bitirdikten sonra kelepçelendik. Esirden de öte muamele gördük. Bizi limana götürdüler. Ancak ellerimiz kelepçeli olmasına rağmen bizlerden korkuyorlardı ve en ufak bir hareketimizde silahları üzerimize doğrultuyorlardı. Saçma sapan sorular sordular. İsraile niye gelmişmişiz? Sanki biz geldik İsrail'e! Ondan sonra hapse attılar. Bize jilet, havlu, çamaşır verdikleri için orda uzun bir süre kalacağımızı düşündük. Bazen piskopos bize moral veriyordu. Üzülmeyin diyordu. Gece ikide havalanına getirildik. Biz İstanbul'da binlerin toplanacağını tahmin etmemiştik. Son olarak haritada gördüğünüz israil aslında Filistin'dir. Ciddi şekilde boykot uygulanmalıdır İsrail'e" diyerek konuşmasını tamamladı.

Hasan Aynacı son olarak gemilerin İsrail'de olduğunu fakat yardımların Gazze'ye ulaşması için çalışıldığını aksi takdirde israille ilişkilerin kesileceğini belirtti." Ambargo kalkana kadar filolar gidecek. Bu olayın bir milat olduğuna inanıyorum. Eğer yöneticiler verdikleri sözleri tutmazlarsa daha büyük filolarla gideceğiz. Sonucu daha ağır olsa bile…" diyerek paneli sonlandırdı.

Gecede şehid Cengiz Akyüz'ün oğlu Furkan'ın şiir okuması sırasında duygulu anlar yaşandı. Cengiz Akyüz ve Gazze için yapılan bir video izlendi. Şehidin iki yakın arkadaşı düet yaptılar ve birkaç anılarını anlattılar.

Son olarak Gazze şehidleri için yapılan sinevizyonun ardından dua edildi ve gece sonlandırıldı.

Haber: Sacide Uras/ İskenderun

HABERE YORUM KAT

1 Yorum