İşkenceyi gizle, terfi et

15.01.2009 14:43

Ahmet Kekeç

Ergenekon sanığı İbrahim Şahin’e ‘hastadır’ raporu vererek, Cumhurbaşkanı Sezer’e affettiren Dr. Nur Birgen, ‘işkenceyi gizlemek’ suçundan altı ay ‘meslekten men’ cezası almış.

Buraya kadar anlaşılmayan bir şey var mı?

Hayır.

Fakat, bundan sonrası bayağı eğlenceli.

Nur Birgen, görev yaptığı Beyoğlu Adli Tıp Şube Müdürlüğü’ne Mehmet Ağar tarafından atanıyor.

Herhalde ‘Mehmet Ağar da kim? İbrahim Şahin’le alakası nedir?’ diye sormayacaksınız.

Bundan sonrasını, Yıldırım Türker’in kaleminden okuyalım:

1995 yılında YDH İstanbul İl Binası işgal edilir. Polis operasyon yapar ve eylemcileri gözaltına alır. Gözaltındaki sanıklar, mahkemeye çıkmadan önce, 18 Temmuz günü ‘adli raporların’ alınması için Beyoğlu Adli Tıp Şube Müdürlüğü’ne getirilir.

Burada Adli Tıp uzmanı olarak görev yapan Nur Birgen, yedi sanık hakkında düzenlediği kati raporda, ‘vücutlarında halen darp cebir izi bulunmadığını’ bildirir.

Oysa sanıklar gözaltına alındıkları 13 Temmuz günü çeşitli uzmanlarca muayeneden geçirilmiş, ‘vücutlarında yaygın darp ve cebir izleri saptandığı’ rapor edilmiştir.

19 Temmuz’da sanıklar bu kez İstanbul DGM Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nden bir başka uzman tarafından muayene edilir.

Sonuç, ilk aldıkları raporun aynıdır: ‘Yaygın darp ve cebir izleri...’

Sanık avukatları, Nur Birgen’i İstanbul Tabip Odası’na şikáyet eder.

İddia, ‘İşkenceyi gizlemek amacıyla gerçeğe aykırı rapor düzenlemek’tir.

Tabip Odası Onur Kurulu, soruşturma sonucu Dr. Birgen’in ‘şahısların muayenesi ve rapor yazımında kusurlu olduğu ve işkencecileri koruduğu’ sonucuna vararak altı ay meslekten men cezasına oybirliğiyle karar verir.

Bunları anlatıyor Yıldırım Türker...

Fakat, bundan sonrası daha eğlenceli.

Birgen İdare Mahkemesi’ne başvurur ve Türk Tabipler Birliği’nin verdiği cezayı iptal ettirir.

Türk Tabipler Birliği mahkemenin iptal kararını Danıştay’a götürür.

Danıştay’dan, ‘hekimle ilgili cezanın kamu görevini ifası sırasında verildiği ve meslek odasının bu cezayı vermeye yetkili olmadığı’ yönünde bir karar çıkar.

Daha sonra ne olur, biliyor musunuz?

Bilmeyin daha iyi...

Sözkonusu ‘meslekten geçici men’ cezasının uygulanması için Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na dilekçe veren Dr. Cem İşyapan’a, ‘Dr. Nur Birgen’e hakaret’ suçundan Fatih Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılır.

Bitti mi?

Hayır.

Birgen’in meslekten men cezası almasını sağlayan başvurunun sahibi Av. Metin Narin’e de, ‘iftira’ suçundan soruşturma açılır.

Bitti mi?

Biter mi hiç...

İşkenceyi gizlemekten sabık Nur Birgen, bir süre sonra, terfi ettirilerek Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Başkanlığı’na getirilir.

Bitti mi?

Bitmiyor bir türlü. Bitmeyecek de...

BM onaylı ‘İstanbul Protokolü’ne göre, hakim ve savcılara ‘işkence konusunda eğitim’ verilmesi gerekmektedir. Ancak, dönemin Adalet Bakanlığı şanlı bir direniş sergiler ve hiçbir gerekçe sunmadan projeyi iptal eder.

Devreye AB girer ve resmen dayatır...

Bundan kaçış olmayacağını anlayan Adalet Bakanlığı, bu kez ‘eğitim koordinatörü’ olarak uygun bir isim arayışına girişir.

Madem projeden vazgeçilemeyecektir, öyleyse ‘koordinatörlük’ görevine Dr. Nur Birgen getirilmelidir. Ve, böyle de olur...

Bitti mi?

Bitmedi ama, ben bittim... Müsaadenizle çekiliyorum.

STAR

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim