1. HABERLER

  2. BASIN AÇIKLAMASI

  3. IŞİD Operasyonu Etiketiyle İcra Edilen Hukuksuzluklara Son Verilsin!
IŞİD Operasyonu Etiketiyle İcra Edilen Hukuksuzluklara Son Verilsin!

IŞİD Operasyonu Etiketiyle İcra Edilen Hukuksuzluklara Son Verilsin!

Özgür-Der, dün IŞİD operasyonu adı altında Pendik civarında muhacir kardeşlerimize ait 17 ayrı adrese yapılan baskınlar ile ilgili bir basın açıklaması yaptı.

A+A-

Muhacir kardeşlerimizi IŞİD etiketiyle yaftalayıp potansiyel suçlu konumuna oturtmanın Avrupa’da mültecilere karşı sergilenen ırkçı, düşmanca tutumdan özü itibariyle pek bir farkı olmadığı belirtilen açıklamada, adeta arenada kan görmek isteyen çılgın güruhları tatmin etmek için aslanlara kurban sunma mantığını yansıtan bu hukukdışı operasyonlara bir an önce son verilmeli çağrısı yapıldı.

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya imzası ile yayınlanan basın açıklmasının tam metni:

IŞİD Operasyonu Etiketiyle İcra Edilen Hukuksuzluklara Son Verilsin!

19 Ekim 2015

Hükümet uzunca bir süredir, gerek küresel egemenlerin, gerekse de içeride bu güçlerin sözcülüğünü üstlenmiş çevrelerin yoğun baskısı altında ‘IŞİD’e karşı operasyon’ adı altında bazı adımlar atmakta, birtakım icraatlar sergilemekte. Bu bağlamda ‘IŞİD ile irtibatlı’ olabilecekleri iddiasıyla belli dönemlerde hız verilen bu operasyonlarda pek çok kişinin gözaltına alındığına şahitlik etmekteyiz. Bilhassa İslam coğrafyasının farklı beldelerinden bu ülkeye kaçıp gelmiş, sığınmış muhacirleri hedef aldığı görülen bu operasyonlarda her defasında sayısız kardeşimiz mağdur edilmekte; IŞİD şüphesi ile yaftalanarak takibata uğramakta, aile fertleriyle birlikte bitmek tükenmez sıkıntılara maruz kalmaktadırlar.

Dün de yine IŞİD operasyonu adı altında Pendik civarında 17 ayrı adrese baskınlar yapılmış, buralarda çocuklarına İslami bilgi ve birikim aktarma çabasında olan çoğunluğu Türkistan coğrafyasından muhacirler eşleri ve çocukları ile birlikte derdest edilerek götürülmüşlerdir. Kendilerine emniyet kaynaklı aktarılan bilgileri hiç sorgulama alışkanlığı bulunmayan medya organları tarafından tüm bu hukuksuzluk allanıp pullanıp servis edilmiş ve tek suçları zulümden güvenli gördükleri bir ülkeye sığınmak olan kardeşlerimiz ‘terör destekçisi’ ve ‘potansiyel intihar bombacıları’ olarak lanse edilerek karalanmışlardır.

IŞİD ile bir alakaları olmadıkları bizzat Emniyet tarafından da gayet iyi bilinmesine rağmen bu insanların bu şekilde yaftalanmaları zulümdür. Genelde Özbekistan kökenli olan ve pek çoğu Türkiye’de yasal ikamet iznine sahip bulunmayan bu muhacirleri şimdi de sınır dışına çıkartılma ve geldikleri ülkelere geri gönderilme tehdidi beklemektedir. Oysa zalim dikta rejimlerinin baskı ve işkencelerinden kaçarak, Türkiye’ye sığınmış bu insanların zaten had safhada olan sıkıntılarını artırmak değil, bu ülkede adil ve eşit bir muamele görmeleri için çaba sarfetmek adaletin de, vicdanın da gereğidir. Üstelik de gerek Ortadoğu’da, gerek tüm İslam coğrafyasında Müslüman kitlelerin maruz kaldıkları zulme, baskıya karşı son dönemlerde direngen tutumuyla Müslüman kitleler nezdinde saygınlık kazandığı görülen Türkiye’ye de bu yakışır!

Takibata uğrayan insanların ne yaptıklarına baktığımızda bu insanların kendi kıt imkanlarıyla oluşturdukları ortamlarda çocuklarına İslami eğitim sağlamaya çalıştıklarını görüyoruz. Yine bu insanların geldikleri ülkelerdeki gelişmeleri takip ettikleri gibi Suriye’de Esed rejiminin zulümlerine karşı da mücahitlerden yana duyarlılık taşıdıkları için ‘potansiyel tehlikeli’ muamelesine tabi tutulduklarını anlıyoruz.

Oysa bu çabalarından ötürü muhacir kardeşlerimizi IŞİD etiketiyle yaftalayıp potansiyel suçlu konumuna oturtmanın Avrupa’da mültecilere karşı sergilenen ırkçı, düşmanca tutumdan özü itibariyle pek bir farkı yoktur. Müslümanları tehdit kaynağı olarak görüp dışlayan, sınırları mültecilere kapatmaya çalışan Batılı ırkçı kafa yapısı ile İslami kimlik ve hassasiyetlerinden ötürü Türkiye’ye sığınmış muhacir kardeşlerimizi ‘potansiyel IŞİDçi’ görüp takibata uğratan zihniyet arasında büyük bir fark yoktur.

Bu insanlar IŞİD’e sempati duymak şöyle dursun, IŞİD’in gerek fikriyatı, gerekse de eylemleriyle İslami kimliğe ve Ümmete verdiği büyük zararın farkındadırlar. Bu yüzden kendileri hakkında dillendirilen IŞİD ile irtibatlı olma iddiası külliyen yalandır.

Bu şekilde eğer içeride-dışarıda Hükümeti IŞİD’e karşı müsamahakâr davranmakla, göz yummakla suçlayan çevreleri tatmin etmek hedefleniyorsa, bu beyhude bir çabadır. Hükümet ne yaparsa yapsın, hangi adımı atarsa atsın bu çevreleri razı edemez, susturamaz çünkü IŞİD bir bahanedir, onların asıl derdi ise Hükümeti Ortadoğu genelinde Müslüman halklardan yana izlediği siyasetten ötürü sıkıştırmak, cezalandırmaktır. Ve bu hedeflerine ulaşana kadar da sürdürdükleri karalama, şantaj, iftira kampanyasından asla vazgeçmeyeceklerdir.

‘IŞİD operasyonu’ adı altında ülke genelinde sürdürülen operasyonlar bir cadı avına dönüşmüştür! Bu suçlamayla her gün gerek TC vatandaşı, gerek muhacir konumunda bulunan sayısız insan sistematik biçimde mağdur edilmektedir. Kurgulanmış kamuoyu baskısıyla icra edilen operasyonların kahir ekseriyeti hukuki bir temelden yoksundur. Burası bir hukuk devleti ise insanlar soyut isnatlarla potansiyel suçlu konumuna oturtulup haksızlığa, zulme maruz bırakılmamalıdırlar. Adeta arenada kan görmek isteyen çılgın güruhları tatmin etmek için aslanlara kurban sunma mantığını yansıtan bu hukukdışı operasyonlara bir an önce son verilmelidir!

Rıdvan Kaya

Özgür-Der Genel Başkanı

HABERE YORUM KAT

1 Yorum