1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. SURİYE

  4. IŞİD Hücresi Liva El-Aksa, 150’den Fazla Esir Direnişçiyi İnfaz Etti
IŞİD Hücresi Liva El-Aksa, 150’den Fazla Esir Direnişçiyi İnfaz Etti

IŞİD Hücresi Liva El-Aksa, 150’den Fazla Esir Direnişçiyi İnfaz Etti

Suriye’de mücahid grupların denetimindeki Kuzey Hama’da IŞİD’e biat eden Liva el-Aksa sorunu giderek büyüyor.

A+A-

IŞİD’e biatlı olduğu istihbaratlar sonucu belirlenen Liva el-Aksa grubu, Hama’nın kuzeyinde ve İdlip’in güneyindeki Han Şeyhun ve Morek’te kuşatma altına alındı. Liva el-Aksa’ya operasyon, Tahrir eş-Şam Heyeti önderliğinde yapılıyor. Ahraru’ş-Şam’ın yanı sıra Türkistan Cemaati ve diğer muhacir gruplar da Heyet Tahrir eş-Şam’a destek veriyor:

Tahrir eş-Şam’ın Şer’î mahkeme ve müzakere tekliflerine bombalı araç saldırıları ile karşılık veren Liva el-Aksa, daha da ileri giderek eman vererek esir aldığı muhalif savaşçıları infaz etmeye başladı.

Liva el-Aksa, Ceyşü’n-Nasr’dan 46, Ecnadu’ş-Şam’dan 5, Merkez Fırka’dan 11, 1. Tugaydan 5, esir aldığı toplam 67 direnişçiyi infaz ederek katletti.

Daha sonra ise infazların sayısının 150’e yaklaştığı bildirildi. Kuzey Hama’nın fethinde şu an feshedilmiş olan Cundu’l-Aksa ile beraber hareket eden Ceyşü’n-Nasr’dan 71 kişi Liva el-Aksa tarafından katledildi:

Ebubekir el-Bağdadi’ye bağlı Liva el-Aksa militanlarının Han Şeyhun kasabasında muhaliflerden esir alıp infaz ettiği muhaliflerden bazıları:

hhh-2.jpg

Öte yandan Suriye direnişinin önemli figürlerinden Şeyh Dr.Abdullah el-Muheysinî de Hama’nın kuzeyinde yaşananlarla ilgili bir açıklama yaptı:

Livau’l-Aksa hususunda mücahidler Allah’a özürlerini sunmuşlardır. Ahrar, onlara karşı savaştığında Fethu’ş-Şam Cephesi araya girdi ve onları kendi bünyesine kattı. Ahrar ve Cephe’nin emirleri bir araya gelip Cund’dan hakkında dava bulunan ve Haricilere beyatlı olduğu sabit olan kimselerin mahkeme edilmesinde ittifak ettiler.

Cund’dan bazıları Cephe’ye girdi ve Cephe saflarına katıldı. Yine Cund’dan bir grup aşırılığında ısrar ederek ve diğer grupları açıktan tekfir ederek bundan geri kaldı. Geri kalanlar kendilerini “Livau’l-Aksa” olarak adlandırdılar. Şer’iler üç dört kez onlarla görüşmelerde bulundu. Ancak sapkınlıklarında ısrar ettiler. Bundan sonra mücahidler için onlarla savaşmanın dışında başka bir çözüm kalmadı.

Tahriru’ş-Şam Heyeti, Liva el-Aksâ grubuyla ilgili resmî açıklama yayınladı

Suriye’deki önemli direniş hareketlerinin birleşmesiyle kurulan Heyet-i Tahriru’ş-Şam, son günlerde Hama’nın kuzeyinde yaşanan olaylar hakkında resmi bir açıklama yaptı.

Nusret/Fethu’ş-Şam Cephesi’nin eski şer’îsi Ebû Abdullah eş-Şâmî imzasıyla yayınlanan bildiriyi ilginize sunuyoruz.

***

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam, Peygamberimiz Muhammed(s.a.v.)’e, aline ve ashabına olsun.

Bundan sonra;

Hiç şüphesiz cihadı korumak ayrı bir cihat çeşidi olduğu gibi “iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma” prensibinin de başında gelir. Allah yolundaki cihat ve savaşımızın altında Allah’ın dinini ikame etme amacı yatmaktadır. Nitekim Allah güzeldir ve ancak güzel olanı kabul eder.

Bir yandan dış istihbarat kaynaklı projelerden diğer yandan mücahitlerle savaşıp Müslümanları tekfir eden “Harici/Tekfirci” projelerden uzak durarak şaibelerden arındırılmış cihadı koruma altına almak, Allah yolunda diğer bir cihat çeşididir.

Uzun yıllara gizlenmiş/yayılmış bu projelerden bazıları, fedakârlıkları ve mukaddesatı satışa sunduğu gibi düşmanların tekrardan istila etmesine yol açacak bir şekilde bunlarla, kumar oynamaktadır. Söz konusu projelerden bazıları ise gidişatı sünnetten bidate tebdil etmesinin yanı sıra putperestlerle yapılan savaşın rotasını, Müslümanlara çevirmiştir.

Mübarek Şam sahasında bu nevi projeleri, Allah (azze ve celle) daha ilk başlarda bizlere göstermiş ve mücahitler bunları iyi bir şekilde kavramıştır. Hamd yalnızca Allah’a mahsustur.

Bu bağlamda Nusayri, Rafizi ve bunların yanında yer alan sair müttefikleriyle savaşmak, mübarek cihadımızda önceliğimizdir. Mümin mustazaflara yardım etme hususunda Allah (azze ve celle)’nin bizleri sorumlu tuttuğu vacibi gerçekleştirmeyi umut ederek bütün gayret ve kuvvetimizi bu noktada toplamaktayız. Allah (azze ve celle) şöyle buyurmaktadır: “Size ne oluyor da Allah yolunda zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz!” Diğer gruplardaki mücahit kardeşlerimize baktığımızda cihatlarında aktif olduklarında aşırılığa, hariciliğe ve şüpheli projelere sapmadıklarını görmekteyiz.

Şayet onlardan biri zikri geçen sınırlara ulaşırsa, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmayı amaçlayarak el, dil ve güc kapsamındaki bütün araçlarla cihat görevini yerine getirmesi, meşru bir güce sahip olduğu müddetçe cihat ehline farzdır. Çünkü istihbarat projeleri ve Harici Bağdadi’ye irtibatlı cihadı tahrip edecek bir münkere engel olmak, Allah yolunda cihat olduğu gibi gücü yeten kimselerin üzerine şer’i bir vaciptir.

Astana görüşmelerinde planları çizilen rejime teslim olma projesiyle mücadele etmek adımı da bu ilkeye uyumlu olarak gerçekleşti. Bu konuda hiçbir kan dökülmeksizin Allah bizleri muvaffak kıldı. Hamd yalnızca Allah’a mahsustur.

Söz konusu projeyi bitirdikten sonra Tahriru’ş-Şam Heyeti’nin teşkil edilmesiyle mücahitler saldırı ve hücumları araştırmaya koyuldu ve tekfircilerin ani bir hainliğiyle karşı karşıya kaldı. Haricilerin usullerini benimseyen, yöntem, fikir ve örgüt olarak onların davranışlarıyla davranan bu grup, Cundu’l-Aksa grubundan ayrılan Liva el-Aksa grubudur.

Bizler daha önce Cundul Aksa grubunun her bir bireyine “harici” hükmü verilmesini reddetmiştik. Onlardan Kuzey Hama kırsalına çekilen bir zümreye hasretmiştik bu hükmü. Bu zümre Cundu’l-Aksa’dan ayrılarak bizleri yanılttı. Daha sonra yeni bir isimle sahneye çıktılar. Bir grup ilim adamı ve emirin sunduğu bu yeni grup, fikir ve yöntem olarak haricilerin liderleri olduğu gibi Bağdadi’nin Haricileriyle de örgütsel bağlantıları bulunmaktadır.

Bu liderler, hiçbir delil olmaksızın Müslümanları tekfir eden kişilere dönüşünceye kadar askerleri arasına mücahit grupları tekfir etme fitnesini ekti. Önce tekfir ediyorlar ve ardından kan, mal, öldürme ve savaşı helal görmeyi bu tekfirlerinin üzerine bina ediyorlar. Hatta bu kimseler, tekfir ettikleri kimseleri, içlerinden tekfir etmeyenleri tekfir etmeye kadar götürdü.

Bizler bu kişilerden, mücahitler bir yana mahkeme ve yargı olmaksızın öldürme, kuyulara atma, nöbet tutanlara saldırma ve yol kesme gibi avam halka karşı işledikleri suçları nedeniyle ayrıca bazı hayırlı kadıları öldürülmeleri, Bağdadi cemaatine biat etmeleri ve bizim mıntıkalarımızda rahat hareket etmeleri için haricilere güvenli yollar oluşturmaları sebebiyle şer’i mahkeme önüne çıkmalarını talep ettik.

Tahriru’ş-Şam Heyeti projesini gerçekleştirmeyi Allah bizlere kolaylaştırdıktan sonra Heyet’in Şeri Komitesi, Nusayri rejimine karşı askeri operasyonlara başlama kararı aldı. Bizler bu operasyonlar için hazırlık yaparken bu kimselerin tacizleri başladı. Şöyle ki; mıntıkalara girip yolları kapattılar, korumaları kaldırıp noktaları yoğunlaştırdılar ve rejime doğru yönelen hareketliliğin aksamasına neden oldular. Tabi bunun altında bazılarının düşündüğü gibi ajanlık veya rejime destek ya da ona hizmet etmek yatmamaktadır. Bunların amacı kendilerine has bir mıntıka oluşturmak ve ardından Bağdadi’nin hilafetine dahil etmektir. Böyle bir mıntıkanın oluşturulması, rejime karşı saldırı gerçekleştireceğimizde kullanacağımız bütün yolların yüzümüze kapatılması anlamına gelmektedir.

Mücahitler Allah’a tevekkül ettikten sonra bütün yolları açmaya karar verdi. En güzel şekilde davranmaya çalıştı. İbn Abbas (radiyallahu anh)’ın haricilere karşı tartışma ve şüpheleri giderme yöntemini bu kişilere karşı kullandı. Şöyle ki; bu kimseler küfür ameli olmaksızın ilimsiz bir şekilde insanları tekfir ediyorlardı. Onların sözlerini söyleyen bir tane muteber alim olmadığı gibi haricilerin usulleriyle hareket ettikleri herkesçe biliniyordu. Bidat tekfirlerine can ve malı helal görmeyi ilave eden bu kimseler, miskin askerlerini muvahhit mücahit kardeşlerinin içine kendilerini patlatmaları için göndermeye başladı.

Bir süreden beri bu sapkım menhec sahiplerinin kim olduklarını bilsek de münazara yoluyla bu kişilerin insanlara izhar edilmesi gerekiyordu. Bu yöntemle içlerinde aldatılan miskin askerlerin Müslümanlarla savaşa girdiklerinde onların yanında yer almaktan geri duracaklarını ümit ediyorduk.  Haricilerin başları onlara gülmesin diye bu durumu askerlerine izah ediyoruz.

Ancak Liva el-Aksa grubu, komutanlığından suça bulaşmış adamlarını şer’i mahkemeye teslim etmeyi kabul etmedi. Onların başları IŞİD’e biat etmelerinden dolayı örgütsel olarak, Müslümanları tekfir etmede, onlarla savaşmada, canlarını ve mallarını helal görmede haricilerin yöntemine sahip oldukları için fikri ve menhecî olarak haricidirler.

Bizler onlara karşı münazara ve hüccet ikame etme noktasında üzerimize düşen görevleri bir bir yaptık. Buna rağmen bu kimseler bugün bizimle, riddet savaşıyla savaşmaktadır. Allah’tan yardım dileyerek şunu belirtiyoruz; geçen şeylere binaen Cundul Aksa grubundan ayrılan Liva Aksa grubu, harici hükümlerinin uygulanarak savaşılması gereken harici bir gruptur. Bu sonuca tahlil ve tahminlerle değil, yargı delilleriyle vardık.

Liva Aksa grubundaki askerleri, Cundul Aksa grubundaki bazı kimselerin bu haricileri terk etmesi gibi terk etmeye davet ediyoruz. Bağdadi’nin haricileriyle bağlantılı olan liderleriyle dönen savaşlarda yakıt olmalarını istemiyoruz. Kanlarını Müslümanlara karşı döküp dinlerini, dünyalarını ve ahiretlerini mahvetmek yerine canlarını Nusayri, Rafizi ve müttefikleri karşısında Allah yolunda takdim etmelerini istiyoruz.

Ey askerler, sizlerden herhangi birinin kanlarını dökmeye hevesli değiliz. Allah’a yemin olsun ki sizin için şer dilemiyoruz. İçinde bulunduğunuz komutanlığı terk edin ve istediğiniz komutanlığa katılın. Böyle yaptığınız takdirde bizden sadece kardeşlik göreceksiniz. Sizden her kim Müslümanları tekfir ediyorsa vakit geç olmadan tevbe etsin. Önünde dini eğitim almak için sünnet üzere olan ilim talebelerini araştırmanızı sizlere tavsiye ediyoruz. Haricilerin usulleri ve cehaletleriyle aklınızı zehirleyen tekfirci şer’ileri terk edin.

Bu çeteden ayrılan her bir kimsenin, -bir Müslümanın hakkı üzerlerinde olmadığı müddetçe- güvenliğini sağlamaya ve selametini korumaya hazırız. Çünkü bizler böyle bir savaşla kanınızın dökülmesini asla istemeyiz. Allah’a yemin olsun ki sizin dönüş yapmanız savaşmanızdan daha sevimlidir bizim için. Allah’tan size hakkı göstermesini ve dosdoğru yola hidayet etmesini dileriz.

Allah(c.c.), Peygamberimiz Muhammed(a.s.m.)’e, aline ve ashabına salat ve selam etsin. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

Kaynak: Ümmeti İslam

HABERE YORUM KAT

6 Yorum