1. YAZARLAR

  2. Ahmet Taşgetiren

  3. İşgüzar-satılmış... Hangisi hakaret?
Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Yazarın Tüm Yazıları >

İşgüzar-satılmış... Hangisi hakaret?

A+A-

Biz de kendimizi bir "medya" olarak "kuvvet" zannederiz.

"4'üncü kuvvet" falan... Hatta bir ara Erol Simavi, rahmetli Özal'a karşı efelenirken, "Ne dördüncüsü, biz birinci kuvvetiz. Çünkü darbeleri de biz yaptırırız" gibi sürmanşetten bildiri bile yayınlamıştı.

Kim bilir belki de, siyasetçilere karşı gerçekten birinci kuvvet oluveriyoruz.

Vur ha vur!

"Satılmış" diye yazsan eleştiri oluyor.

Çünkü bir siyasetçinin temsil gücü arttıkça, ona yönelik eleştirilerin dozunun da artabileceği şeklinde "hukuki" içtihatlar irad ediliyor.

Ama gelin de bir yargı mensubuna, şöyle ucundan kıyısından "işgüzar" deyiverin bakalım, başınıza ne geliyor.

İşte Nazlı Ilıcak'ın başına da o geldi.

Tam 11 ay 20 günlük hapis cezası...

Suç ne?

Sincan Birinci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz'ın Cumhurbaşkanı Gül hakkında verdiği kararı "işgüzarlık" olarak tanımlaması...

Kaçmaz'ın bu davadaki tavrını değerlendiren 70 kadar yazıya dava açılmış biliyor musunuz?

Dava açılanlardan biri de benim.

O yazıma bir kere daha baktım, Nazlı Ilıcak'ın dediği gibi "neredeyse eleştiri bile yok!"

"Hakaret ettin, al sana 11 ay 20 gün hapis" denmiş Nazlı Ilıcak'a...

Ama bu arada Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi, Başbakan'a şunların söylenmesini "eleştiri" kapsamında değerlendirmiş:

"Şimdi ben soruyorum sayın başbakana 'Sen kimin başbakanısın?' Meşru olmak için, bir emperyalist aferini almak için kalıptan kalıba giriyorsun, kimlikten kimliğe giriyorsun. Bazen demokrat oluyorsun, bazen dayatıcı. Bazen din bezirgânı, bazen sahte laik. Kimsin Allah aşkına sen, kimlerin maşasısın sen, seni ipinde oynatanlar kimler?" (CHP Grup Başkanvekili Halûk Koç)

Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi de Yalçın Küçük'ün, "İsyan" adlı kitabında yine Başbakan için, "Bu başbakanlığa oturtulmuş kişi, İslâm tarihinde yazılı Cahiliye devrinden kalma bir kişidir. Bana göre Deli İbrahim'den sonra Türkiye'de hükümet etmeye gelmiş en bilgisiz kişidir" gibi ifadeler kullanmasını da düşünce hürriyeti çerçevesinde saymış.

Tıpkı bunun gibi, mesela Baskın Oran için, "Buna Türkiyeli demek, Türkiyeli yılanlara, kurbağalara, çakallara haksızlık oluyor", "Köpek gibi, bir kemikle susuyor", "Çanağına yal konulunca ve etli kemik vaadini duyunca yaltaklanan, kuyruk sallayan kaniş, uyanık geçinen şapşal, salak, tescilli hain, zavallı","Satın alınmış", "Zibidi" gibi ifadeler kullanmak da hakaret sayılmamış.

Türkiye'de yargıyı tartışıyoruz ya...

Bağımsızlık, tarafsızlık vs'yi...

Nasıl görünüyor şu yukarıda verdiğimiz örneklere bakıldığında yargı sistemimiz?

Bir hakimimiz, iki güne 28 tahliye sığdırmış...

Bütün gazetelerde manşet.

Manşetlerin altındaki gizli soru şu:

-Bunca adam nasıl tutuklandı, nasıl serbest bırakıldı?

Ya da bir başka soru:

-Ergenekon davaları, eğer bir darbe hazırlığı davaları ise herhangi bir darbede en etkin aktör olacak kişiler birer birer dışarı çıkarken, iki gazeteci Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'ın hâlâ içeride olması ne anlama geliyor?

Bu durum, çıkanların gücünü mü gösteriyor, içeridekilerin zaafını mı? Yargının bağımsızlığını mı bağımlılığını mı, tarafsızlığını mı tarafgirliğini mi, medyanın güçsüzlüğünü mü gücünü mü, asker cenahının gücünü mü güçsüzlüğünü mü?

İki medya mensubu?

Emekli veya muvazzaf, asker kişi olsaydılar, şimdi dışarı çıkmış olurlar mıydı?

Ah şu medyanın sefaleti!

Balbay'la ve Özkan'la bambaşka dünyaların insanıyız.

Bazı süreçlerde onların üstlendiği rolleri asla sağlıklı bulmadım.

Ama içimdeki vicdan da, şu tahliyeleri görünce adalet adına durmuyor.

-Neden öyle, neden böyle?

Bu soru sorulmaz mı Türkiye'de?

.....

Yargı gözaltına girdi bir kere.

"Etik" bir sorgulama başladı.

Bu bilinç uyandı.

Bundan böyle Anayasa Mahkemesi kararları da irdelenecek, HSYK kararları da, YARSAV da, Yargıtay, Danıştay da...

Ankara'da toplu taşımacılık fiyatını 2003 yılı rakamlarına indiren bir Danıştay kararı, "etik sorgulama"dan başka bir şey getirir miydi sanıyorsunuz?

Toplum "işgüzar"ı hakaret, "satılmış"ı eleştiri sayan bir yargı çizgisini de sonuna kadar sorgulayacak!

Ben beklerim ki yargı, kendi içinde bu etik görüntü kaymasını tamir imkanı bulsun!

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT