1. YAZARLAR

  2. Ahmet Varol

  3. İşgal sonrasına hazırlık
Ahmet Varol

Ahmet Varol

Yazarın Tüm Yazıları >

İşgal sonrasına hazırlık

A+A-

Gelişmeler, Bush’un ve Siyonistlerin tüm ısrarlı tutumlarına rağmen ABD’nin başkanlık seçimi sonrasında Irak’tan çekilme takvimini görüşmeyi ciddi şekilde gündemine alacağını gösteriyor.

Bundan dolayı değişik çevrelerin işgal sonrası Irak üzerinde fikirler yürüttüğüne ve planlar yaptığına dair haberler ve açıklamalar karşımıza çıkıyor. Bizim de bu konuyla ilgili tahlil ve tespitlerimizi okuyucularımızın ilgisine sunma hakkımız olmalı.

Bazıları ABD’nin çekilmesi durumunda Iraklıların iç çatışma içine girecekleri ve tehlikeli bir iktidar kavgasının ortaya çıkacağı tahmininde bulunuyorlar. Irak’taki işbirlikçilerin, bu tür tahminleri işgalin devamı yönündeki taleplerine gerekçe olarak kullandıklarından bir önceki yazımızda söz etmiştik. Bu tür tahminlerle işgalin devamının orada iç savaşın önünde bir engel teşkil ettiği kanaatinin verilmesine çalışılıyor. Oysa hâli hazırdaki kavga ve fitnenin ana kaynağı işgalin kendisidir. Biz, işgal sonrasında iç çatışma ve iktidar kavgası çıkmaz iddiasında bulunmuyoruz. Ama hiç kimse işgalin devamının orada istikrar ve güvenin garantisi olduğunu, iç çatışmanın önüne geçtiğini iddia edemez. Dolayısıyla iç çatışma ve iktidar kavgası tehlikesine karşı çözüm koyunları kurda teslim etme yanılgısında ısrarlılık değildir.

Üzerinde durulan bir konu da bölünmedir. Aslında bölünmenin altyapısını, siyasi ve toplumsal zeminini işgal yönetimi oluşturdu. Dolayısıyla Irak’ın geleceği için böyle bir tehlike var. Fakat bu tehlike ülkedeki tüm dinî ve etnik unsurlar için olumsuz mahiyet taşımaktadır. Kimsenin yararına olmayacaktır. ABD yönetimini yönlendiren uluslar arası Siyonizmin tercihi ise bölünmedir. Çünkü işgal güçlerinin çekilmesi ve uzaktan kumandalı bir yönetimin hâkimiyet kuramaması durumunda Siyonistlerin en yararına olacak seçenek bölünme, güçlerin parçalanması ve ortaya çıkacak yeni yapılanmaların uzun vadeli birbirleriyle uğraşmalarını sağlayacak fitneler olacaktır. ABD’nin bu konuda uluslar arası Siyonizmle işbirliği içinde olduğu açık. Dolayısıyla bu oyunun tutmaması için bölünme yerine birlikte yaşama formülleri üretme üzerinde çaba harcanmalıdır.

Bir diğer ihtimal de bölge ülkelerinin nüfuz politikalarının karşı karşıya gelmesidir. Fitne üretme merkezleri bu konuda önceden bazı hazırlıklar yaptılar. Ürdün kralı Abdullah’ın Şiî hilali teorisini etkin bir şekilde gündemde tutma çabası kendisine verilen görevi yerine getirmesinden başka bir şey değildi. ABD Dışişleri bakanı Condoleezza Rice’ın ülkesinin ekonomisini düzlüğe çıkarmak amacıyla silah pazarlamacılığına çıktığı Ortadoğu seyahatinde sürekli İran tehdidini gündeme getirmesinin amacı da bölgede emperyalist hesapları bozacak yakınlaşmanın önünü kesmekti.

İran cumhurbaşkanı Ahmedinejad, son günlerde ortaya çıkan gelişmeler münasebetiyle yaptığı açıklamada işgal güçlerinin çekilmesi sonrasında Irak’ta bir otorite boşluğunun ortaya çıkacağını ve bu boşluğu Suudi Arabistan’la birlikte doldurmak için çalışacaklarını dile getirdi. Ahmedinejad’ın açıklaması ABD’nin fitne politikalarına rağmen Suudi Arabistan’la işbirliğine açık olduklarını ortaya koyması ve tek yönlü bir nüfuz genişletme çabası yerine işbirliği daveti yapması yönünden olumluydu. Ama yeterli değildi. Irak’ta sadece otorite boşluğunun doldurulması için çalışmaya değil aynı zamanda fitnenin başının ezilmesi ve birlikte yaşama formüllerinin üretilmesi için işbirliğine ihtiyaç var. Bu konuda da ilim adamlarının etkilerinden istifade edilebilir. Ayrıca otorite boşluğunun dıştan müdahalelerle değil içeride kendi ayaklarının üstüne duracak, ülkedeki tüm unsurların onaylayacağı ve emperyalizmin uzaktan kumanda edemeyeceği güçlü bir otorite ortaya çıkarılması suretiyle doldurulması daha isabetli olur. Dıştan müdahalelerle gerçekleştirilecek doldurma işlemi nüfuz genişletme politikalarıyla ilgili endişelerin artmasına yol açar ki bu da fitne üretme merkezlerine malzeme çıkaracaktır.

Irak’ta, şeytanî metotlarla ekilmiş fitnenin daha da etkin hale gelmesine sebep olacak iktidar kavgasından hiç kimse ve hiçbir etnik ya da mezhebi unsur kârlı çıkamaz. Çünkü böyle bir kavgada taraf olacak unsurların başkalarının kesin hâkimiyetlerine kolay teslim olmayacakları ve kavgada ısrarlı davranacakları rahatça tahmin edilebilir. Öyleyse sonu gelmeyecek bir kavgada enerjileri tüketip düşmanları güldürmek yerine birlikte yaşamanın formüllerini en kısa zamanda üretmek gerekir. Bu konuda da bölge ülkelerine ve ilim otoritelerine büyük görevler düşüyor.

 

Vakit Gazetesi

YAZIYA YORUM KAT