İşgal altında ruhların Ramazan’ı

27.08.2008 11:48

Avni Özgürel

İçeride ve dışarıda Türkiye’nin giderek daha dindar bir toplum haline geldiği, İslamileştiği yorumları yapılıyor... Buna sevinenler, bunu endişeyle dile getirenler var..
El’hak çevremize baktığımızda biz de namaz kılan, oruç tutan insan sayısında artış olduğunu, daha çok sayıda örtünen kadının bulunduğu bir toplum haline geldiğimizi görüyoruz...
Fotoğraf bu... Ama gördüğümüzün dindarlaşmanın ya da İslami değerlerin hayata yansımasının işareti olduğu iddiasına gelince orası tartışılır...
Suç eğiliminin akıl almaz derecede tırmandığı, aileden, okuldan başlayarak hayatın her alanına yayılan şiddetin sıradanlaştığı; uyuşturucu alışkanlığının ortaokul seviyesindeki çocukları tehdit ettiği, zahmetsiz ve kısa yoldan servet edinme hayalinin gerçekleşmesi şartıyla kanun/kural tanımazlığı meşrulaştırdığı bir dönemdeyiz...
Beri yanda her semtte en az birkaç Ramazan çadırı, Kur’an ve iftar ziyafetleri, tıklım tıklım dolan camiler!.
Tekdüze hale geldi artık... Bekliyoruz, bütün televizyonlar, gazeteler, Hz. Muhammed’in, evliyaların hayatlarından örneklerin verildiği, ayetlerin tefsir, seçilmiş hadislerin nakledildiği öğüt programları yayımlayacak, ekler yayımlayacak, sesi güzel hafızlardan ezan ve Kur’an dinleyeceğiz... Huşu, boyun eğiş, tövbekârlık!..
Ama daha alınlar secdeden kalkar kalkmaz, işgal edilmiş ruhların üzerlerindeki baskıdan kurtuluş işareti almışcasına bedeni dürtüp onu dışarı atma telaşı... Ve derhal normale,
yani bildik tiynete dönüş...
Bu bakımdan, dindar bir toplum haline gelmekte olduğumuz, İslamileştiğimiz yorumlarına, hele hele bu yönde endişe ifade eden değerlendirmelere gülüp geçiyorum artık... Zira tırmanan, yaygınlık kazanan bir şey varsa  ki var- o da inançsızlık!.. İslamileşme riyanın kisvesi, göz/akıl yanılgısından ibaret...
Ama biliyorum, tablonun şişip irileşmesi böyle düşündürüyor... Oysa irilikle büyüklük farklı şeyler.. Zinhar büyüklük söz konusu değil; aksine gerçek manasıyla İslami hayatta gerileme, büzülme, sinme var...
Aslında inançta gösterişi, kabuğu, ahlakın tenden ete nüfuz etmeyişini, riyayı sezmek çok zor da değil... ‘Bakın, görün; ben Kur’an okuyorum, namaz kılıyorum, oruç tutuyorum, sadaka dağıtıyorum, fakir fukara için iftarlar düzenliyorum’ diye haykıranları; geçmiş hayatında namazdan niyazdan uzak durup, şimdi amirinin ya da kendisine imkan sağlayabilecek konumdaki insanların gözüne çarpmak için, onların devam ettiği camileri takip edenleri fark edebilirsiniz... Debdebe, şatafat, gösteriş merakını perdelemeye gerek görmeyip aksine hayatı en alayişli şekilde yaşamaya düşkünlüğünü sergilemekten çekinmeyen, dinin emridir diyerek sözde tesettüre soktuğu eşinin kızının örtüsünü servet vitrinine dönüştürenleri de...
Böylesi insan azaldı diyorsanız, İslamileşme, dindarlaşma iddialarına hak veriyorsunuz demektir ve benim ‘Allah zihin açıklığı versin’den öte diyeceğim olamaz... Ama, evet bu şekilde yaşayanların sayısı arttı diyorsanız, o zaman önünüzde duran iki hükümden hangisine itibar etmek gerektiğini seçmelisiniz... Bunlardan biri Hürriyet’in Genel Yayın Müdürü Ertuğrul Özkök’e ait: ‘Yeni sınıfın varlığı arttıkça, eski çevresinin standart uygulamalarından uzaklaşma eğilimi gösteriyor, Türk toplumunun standart eğlenme biçimine doğru yöneliyor. Bu bence çok iyi bir şey...’ diyor.. Bu ‘iyimser’ değerlendirmeyi yaparken Özkök’ün ‘ Çok şükür bize benzemeye başladılar’ diyerek sevindiğini düşünmem elbette. Ama tabloya bakınca ne yazık ki onun gibi sevinemiyorum da... Zira gidişatın hayra yorulacak hiçbir yanı yok... Anadolu’da ‘ ar damarı çatlamışlık’ diye bir tabir vardır.. Bu işte o!..
Çözülme taklitle başlar, taklit alışkanlığa dönüşür, alışkanlık da zamanla huy haline gelir... Sonrası karabasan gibi... Düşünmek bile istemeyeceğimiz insan sirki yani... Ekonomi bilimi ‘Kötü para iyi parayı kovar’ der... Unutmayalım ki sosyolojide de çark benzer şekilde döner...

RADİKAL

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim