

"İran'ın Önceliği Suriye Hükümetine Destektir!"
Lübnan Sağlık Bakanı Ali Hasan Halil’i kabul eden İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi, Lübnan-İran ikili ilişkileri ve bölgedeki son gelişmeler üzerine görüş alışverişinde bulundu. İran’ın temel siyasetinin Filistin ve Lübnan direnişine destek vermek olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı Salihi, “direniş cephesi” olarak nitelediği cephe üzerinde uluslararası baskıların arttığını söyledi.
Baas Rejimine Muhalefet Edenler “Suriye Halkı” Değil mi?
İsrahaber’de yer alan habere göre Salihi, görüşme sonrasında düzenlenen basın açıklamasında şunları söyledi: “İran İslam Cumhuriyeti’nin önceliği, Suriye halkı ve hükümetini desteklemektir. İran, Suriye halkının meşru taleplerini, Suriye halkının iradesini, Suriye hükümetinin reformları hayata geçirme azmini desteklemektedir. Buna mukabil olarak İran, her türlü düş müdahaleye karşı çıkmaktadır.”
Lübnan Sağlık Bakanı Halil ise “Düşmanlar ve yabancıların, planlarını bölge halkına dayatması mümkün değil. Bölge halkları, kendi geleceğine kendisi karar verecek güçtedir.” diye konuştu.
Ancak Suriye halkının, diktatörlük rejimi karşıtı tutumuna rağmen Suriye Baas rejimine destek çıkılmasının “bölge halkının kendi kararı”na ne kadar saygı içerdiği ortada.
İran’ın “dış müdahaleye karşı” olma yönündeki haklı tavrı, zalim Baas rejimini istemeyen ve bu uğurda binlerce evladını kurban veren Suriye halkının taleplerini görme noktasında haksızlığa bürünüyor.
***
İran'dan Yeni Nükleer Adım
Öte yandan CİHAN’da yer alan bir habere göre İran televizyonu, ülkenin uranyum zenginleştirmede kullanılan dördüncü nesil santrifüj tüplerini ürettiğini duyurdu.
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, 11 Şubat'ta düzenlenen Devrimin 33. yıldönümü kutlamalarında 'çok yakında nükleer alanda sağladıkları çok önemli gelişmeleri açıklayacağım' demişti. Azadi Meydanı'nda bu kısa açıklamayı yapan Ahmedinejad, daha fazla bilgi vermekten kaçınmıştı.
Kafirlere münafıklara ve tertemiz Ehlibeyte ve taraftarlarına düşmanlık yapan ve onlara eziyet ve zulüm yapan bidatçilara lanet olsun -ilklerden sonlarına kadar-
Allahumme selli ala muhammed ve ala ali muhammed ve accililferec.
Ey Şam'ın aslanları! İslam'a, mazlumlara, işkence görenlere ve esirlere yardım etmek ve Müslüman şehitlerin intikamını almak için Allah yolunda cihada niyetlenin. Müslüman topraklarını koruyan, Golan'ı özgürlüğüne kavuşturmaya çalışan ve inşallah cihadını Kudüs'ün gaspedilmiş tepelerinde zafer bayrağını dalgalandırana dek sürdürecek olan bir devlet kurmak için Allah yolunda cihada niyetlenin.
Ey Şam'ın aslanları! Tarihinizi ve düşmanlığın ümmetinizden def edilmesinde oynadığınız rolü unutmayın. İslam'ın onurunu ve Müslümanlar'ın mukaddesatını korumak uğruna atalarınızın yaptığı kahramanlıkları hatırlayın... Ey aslan Araplar, ey aslan Kürtler, ey kahraman Çerkezler, ey cesur Türkmenler, 'la ilahe illallah' sancağı altında toplanın. Selahattin, sizi bu sancak altında zafere, fethe ve Beytu'l Makdis'in özgürlüğüne götürdü. Ancak bu sancak altında galip geleceksiniz. Hatırlayın ki, Selahattin'in Kudüs'ü özgürlüğüne kavuşturması, önce Nureddin Zengi'nin Şam'ı, ardından yine kendisinin Kahire'yi bağımsızlığına kavuşturması ile başlamıştı.
Beytu'l Makdis'i ve işgal altındaki Müslüman topraklarını, aziz ve onurlu intifadanızla özgürlüğüne kavuşturmaya niyet edin. Allah'a karşı doğru olursanız, Allah da sizi zafere ulaştırır ve kurbanlarınızdan razı olur. Ardından da Allah'ın izniyle fetihler ve z
Ne batıya, ne Amerika'ya, ne Arap hükümetlerine ne de Türkiye'ye itimat edin. Zira sizinle ilgili neler planladıklarını en iyi bilen yine sizlersiniz. Ey Suriyeli kardeşlerim! Arap Birliği'ne ve ona uşaklık eden yozlaşmış hükümetlere güvenmeyin. Zira kendinde olmayan veremez.
On yıllar boyunca bu rejimle işbirliği yapan, ortaklıklar kuran ve anlaşmalar imzalayan Batı'ya ve Türkiye'ye güvenmeyin. Şu kadarı var ki bu ülkeler, Suriye rejiminin sendelemeye başladığını gördüklerinde onu terk ettiler. Sadece Allah'a itimat edin! Önce Allah'a sonra verdiğiniz kurbanlara, direnişinize ve sebatınıza itimat edin!...
Şüphesiz bunların hepsi; Müslüman, özgür, bağımsız ve İsrail'e karşı savaşan bir Suriye değil; bağımlı, savunmasız, dininden, mirasından ve tarihinden kopmuş bir Suriye istemektedir. İsrail'i tanıyan, 'uluslararası meşruiyet' olarak adlandırdıkları küresel zulme uyan ve boyun eğen bir Suriye istemektedirler.
Suriye'deki kardeşlerim! Cesaretiniz kırılmasın, üzülmeyin, sevinin! Küflenmiş, yozlaşmış rejim, sallanmaya başladı, yok olma noktasına geldi. İntifadanızı ve öfkenizi sürdürün. İslam ile hükmedecek, ülkeyi yolsuzluklardan arındıracak ve ümmetin düşmanlarıyla çarpışacak, şerefli ve bağımsız bir hükümetten başkasını kabul etmeyin.
Türkiye'deki, Irak'taki, Ürdün'deki ve Lübnan'daki tüm Müslümanları ve tüm özgür ve şerefli insanları, canlarıyla, mallarıyla, sözleriyle, görüşleri ve bilgileriyle; sahip oldukları herşeyle Suriye'deki kardeşlerinin yardımına koşmaya çağırıyorum. Bu mezhepçi, işbirlikçi rejim, tüm Müslüman ümmeti için tehlike arzetmektedir. Bu rejim, Suriye içinde ve dışında İslam ve Müslümanlar ile onlarca yıldır savaşan, Müslümanlar'ın ilahi dokunulmazlıklarına, canlarına, mallarına, ırzlarına ve haysiyetlerine saldıran, ümmetin tazecik gençlerini hapishanelerinde tutan, onlara işkence yapan, onları öldüren, yaklaşık 40 yıldır İsrail sınırlarını koruyan, Amerika'nın 'teröre karşı savaş' adı altında başlattığı İslam karşıtı savaşa ortak olan ve Hama, Humus, Cisri Şuğur ve Dera kentle
Müslüman ümmetin Suriye içinde ve dışında karşı karşıya kaldığı bu adi rejim, Suriye'deki özgür insanları boğan ve onları ülkeden kapı dışarı eden kanserli, habis bir rejimdir. Bu rejimin kökünü kurutmaktan başka çare yok. Suriye'deki kardeşlerimizin ve bütün ümmetin, bu rejimi ortadan kaldırmak için tüm vesileleri kullanmaya hakkı vardır. Zira ümmet, zulme karşı adalet, baskıya karşı hürriyet, fesada karşı iffet ve İslam düşmanlarına karşı İslam savaşı vermektedir.
Özgürlük istiyorsak, bu rejimden kurtulmamız gerekir. Bağımsızlık istiyorsak, bu rejimin karşısında durmamız gerekir. Beytu'l Makdis'i özgürlüğüne kavuşturmak istiyorsak, bu rejimi defetmemiz gerekir.
Ey Şam'ın aslanları! Önünüzde zafere ilerlemekten ve bunun bedelini ödemekten başka bir yol yok. Tereddüt etmeyin, cesaretinizin kırılmasın, zayıflamayın. Allahu Teala'nın şu kavlini hatırlayın: {Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kişiler iseniz üstün olan sizlersiniz (139). Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez (140). Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar (141)}.
Ey Şam'ın aslanları! İslam'a, mazlumlara, işkence görenlere ve esirlere yardım etmek ve Müslüman şehitlerin intikamını almak için Allah yolunda cihada niyetlenin. Müslüman topraklarını koruyan, Golan'ı özgürlüğüne kavuşturmaya çalışan ve inşallah cihadını Kudüs'ün gaspedilmiş tepelerinde zafer bayrağını dalgalandırana dek sürdürecek olan bir devlet kurmak için Allah yolunda cihada niyetlenin.
Ey Şam'ın aslanları! Tarihinizi ve düşmanlığın ümmetinizden def edilmesinde oynadığınız rolü unutmayın. İs
Suriyelilere, Batı ve Arap hükümetlerine güven duymamaları yönünde açıklama yapan Zevahiri, Suriyelilere "onlarca yıl boyunca Suriye rejimiyle anlaşmalar, sözleşmeler yapan Batı ülkeleri ve Türkiye'ye bağlı olmamalarını, sadece Allah'a inanmalarını ve kararlılıkları ile direnişlerine güvenmelerini" istedi.
Zevahiri'nin açıklamasının tam metni şöyle:
"Yaralı Suriye, gün geçtikçe kan kaybediyor. Kasap oğlu kasap Hafız oğlu Beşşar, ne durdurulabiliyor, ne de kendisi pişmanlık duyup hatasından dönüyor... Ancak Suriye'deki kardeşlerimizin direnişi, tüm acılara, verilen kurbanlara ve dökülen kanlara rağmen artarak devam ediyor.
Korkusuz, mücahit Suriye halkı, atağa kalktı. Allah'ın izni ve kuvveti ile ribat ve cihat toprağı Şam'da İslam'ı koruyacak, ümmetin mülkünü muhafaza edecek, dinimizin kutsallığını koruyacak bir devlet kurmak için, bundan böyle katil kasaplara karşı elde edilecek zaferden aşağısına razı olmayacak.
Baasçı, laik ve mezhepçi rejimin katliamları arttıkça, kahraman, cesur, mücahit kardeşlerimizin de sabır, sebat ve cesaretleri her gün artmaktadır. Laik ve mezhepçi rejime karşı korkusuzca izzet ve onur mücadelesi veriyorlar. Bitmez tükenmez denizler gibi, durmak bilmeyen seller gibi, dinmeyen volkanlar gibi kurban vermeye devam ediyorlar.
Ey Suriye'deki kardeşlerim!
Ne batıya, ne Amerika'ya, ne Arap hükümetlerine ne de Türkiye'ye itimat edin. Zira sizinle ilgili neler planladıklarını en iyi bilen yine sizlersiniz. Ey Suriyeli kardeşlerim! Arap Birliği'ne ve ona uşaklık eden yozlaşmış hükümetlere güvenmeyin. Zira kendinde olmayan veremez.
On yıllar boyunca bu rejimle işbirliği yapan, ortaklıklar kuran ve anlaşmalar imzalayan Batı'ya ve Türkiye'ye güvenmeyin. Şu kadarı var ki bu ülkeler, Suriye rejiminin sendelemeye başladığını gördüklerinde onu terk ettiler. Sadece Allah'a itimat edin! Önce Allah'a sonra ve
noldu yoksa pensilvanyaya yolunuzmu düştü. şuan hükümette olanlar da hanüz ortada başbakanlık yok iken amerika ya gitmiş ve hangi sıfat ile gittigini kendisi bile açıklayamamıştı.
yoksa sizdemi aynı yere gitm eye başladınızda böyle bir habere böyle haddini aşan yönlendirici bir başlık koydunuz?
iranin suriye konusunda Tavrinin ne olmasini beklerdiniz?
1= Askerleri ile Suriyeye girmesinimi!
2=Yada Hic sesini Cikarmamasini ne halleri varsa Görsün demesinimi!
3=Yoksa en Makul tutum olan ve olmasi gereken gibi Halkin mesru taleplerini Rejimden istemesimi Reformlarin hizlanmasini saglamasimi dikta Rejimin Demokrasiye dogru yol alabilmesi icin yapilan ciddi manada baskilari nasil olurda göz ardi edebilirsiniz.
Allah askina hep iran iran diyorsunuz bu insanlar kendilerini kac parcaya ayirsinlar Suriye halkinin Hakli kiyamini destekliyorlar ama dikkat cekerek yanliz suriye halkinin hakli taleplerini suriyede yasayan abd israil avrupa turkiye hizmet eden suriyeli Blackwater parali askerlerini digil...
http://www.islamdunyasi.com/cgi-bin/index.pl?news_id=4331;cat=16
..
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik tehditlerinin yüksek sesle ifade edildiği, Suriye’nin Golan Tepeleri üzerinden Türkiye aracılığıyla küresel sisteme entegre edilmeye çalışıldığı bu süreçte Lübnan uzun süre durgun kalır mı? Bilinmez!
Oktay Altın, Haksöz Dergisi - Sayı: 207 - Haziran 08, Lübnan’da Neler Oluyor?
Bakın 2008'de siz, Suriye'nin Türkiye aracılığıyla küresel sisteme entegre edilmeye çalışıldığını söylemişsiniz. Ama bugün "Bu rejimin anti siyonist olduğu anti emperyalist olduğu söylenemez" diyorsunuz. Bir çelişki yok mu sizce?
Bir husus daha.. Eskiden AKP hükümetini zikrederken başına bir de "işbirlikçi" iliştirirdiniz. Ama nedense şimdi bu yok. Ne oldu? Değişen ne? Onlar mı siz mi? "Bir Davos efeliği nelere kadirmiş mi? demek gerekiyor.
Rabbimiz kimin iyiliğine layık olduğunu ve iyiliğini nereye koyacağını her kesten daha iyi bilir
Onun düşmanları kafirlere ve münafıklara sırdaş olanlar onun iyiliğini ve yardımını beklemesinler şeytanın tuzaklarına baş vursunlar o cehennem için kendine arkadaş arıyor onun arkadşlığı ne kötü arkadşlıktır
***
EDİTÖR: Öncelikle tespitiniz doğru değil! Açıkçası İran'la ilgili yazılabilecek onlarca-yüzlerce olumsuz gelişme/durum sitemiz ve dergimiz tarafından hiç gündemleştirilmemiştir bile. Ancak İran, sürekli ABD tehdidi ve Batı ambargosu karşısında dergi ve sitemizce sahiplenilmiştir. Yayınlanan eleştiriler ise yapıcı yönden kaleme alınmış ve olumsuzluklardan duyulan üzüntü eleştirilere yansıtılmıştır. Suriye muhalefetine gelince... Gerek şifahen gerek yazılı olarak çeşitli uyarılarda bulunulmuştur/bulunuluyor. Ancak bu uyarılarla birlikte ateş ve katliam altındaki bir halkın savunusu, kardeşlik sorumluluğunun gereği olduğu için tabiki önplana sahiplenme duygusu çıkıyor. Aynı durum İran için de geçerliydi, Hizbullah için de...
Biz görmedik ama Editör kardeşimiz biliyordur. Haksöz'ün Suriye konusunda dış müdahaleye karşı olduğunu açıklayan bir açıklaması oldu mu? Ne diyor Haksöz, dış müdahale konusunda? Şuana kadar Suriye'yle ilgili bir çok eylem düzenledi Haksöz. Hangisinde "Suriye'de dış müdahaleye hayır!" sloganı dövizlere yazıldı. Eğer dış müdahaleye olumlu bakıyorsa, haberdeki ifadeleri tersinden haksöz için de kurgulamamız mümkün mü?
"Haksöz'ün zalim Baas rejimini istemeyen ve bu uğurda binlerce evladını kurban veren Suriye halkının taleplerini görme noktasındaki haklı tavrı, “dış müdahaleye karşı” olma yönündeki tavrından ötürü haksızlığa bürünüyor." Böyle dersek, Haksöz'e haksızlık etmiş olur muyuz? Yoksa Haksöz'ün hakkını mı vermiş oluruz?
Bu bir.. İkincisi, Suriye konusunu bize yakışır bir şekilde, birbirimize hakaret etmeden.. NATOcular, Amerikancılar, Esedçiler, İrancılar, Baasçılar vs. gibi nitelemelere sığınmadan konuşmayı beceremeyecek kadar basiretsiz insanlar mıyız? Yokmudur aramızda hikmetli basiretli kişiler gibi hiçkimseye fayda getirmeyen tartışmalara dur desin ve Suriye üzerinden yapılan tartışmaları Suriye halkına da fayda getirecek bir şekil kazandırsın.
***
EDİTÖR: Tabi ki cümleyi öyle kurarsanız haksızlık etmiş olursunuz. Ama biz eylemlere-etkinliklere hiç katılmama ve dolayısıyla görmemiş olabilme ihtimalinizi gözeterek iyi niyetle yaklaşalım ve cevap verelim: Suriye ile ilgili yapılan eylemlerde sürekli olarak "dış müdahale"ye karşı olunduğunun altı çizildi. Bunu hem Suriyeli temsilciler sıklıkla gündemleştirdi hem Türkiyeli kuruluşların temsilcileri. Konuyala ilgili "Dış Müdahaleye de Hayır" yazılı pankartlar taşındı, sloganlar atıldı... Eylem arşivini inceleyebilirsiniz... Bütün bunlara rağmen tabi ki Suriye halkını yalnız ve çaresiz bırakanlar muhtemel bir dış müdahalenin sorumluluğunu paylaşacak olanlardır...









