1. YAZARLAR

  2. Nuray Mert

  3. İran'daki renkli devrim değil!
Nuray Mert

Nuray Mert

Yazarın Tüm Yazıları >

İran'daki renkli devrim değil!

A+A-

İran’da olanlara kuşkucu yaklaşanlar, yeni bir ‘renkli devrim’ oyunu oynandığını sanıyorlar. Oysa, durum bence daha vahim!

Renkli devrimlerin bu coğrafyada tutmadığı Lübnan örneğinde gayet iyi görüldü.

Hatırlarsanız, 2005’deki Hariri suikastından hemen sonra ‘Sedir devrimi’ adıyla bir komedi sergilendi. O zaman medya olaya büyük yer vermişti. Lübnan’ı biraz bilenler, böyle bir senaryonun tutmayacağını tahmin edebiliyordu. Nitekim, ben ‘devrim’in hemen ardından Beyrut’a gittim, renkli devrim adına meydanda şık broşürler dağıtan şık gençlerden başka bir şey kalmamıştı. Lübnan gibi bir ülkede, daha o zaman hedefi tutmayan renkli devrimin bugün İran gibi bir ülkede hiç tutmayacağını bilmek için siyaset dahisi olmaya gerek yok.

Bırakın o coğrafyayı, Ukrayna ve Gürcistan’daki ‘başarılı’ renkli devrimlerin sonunun nasıl geldiği görüldükten sonra, aynı senaryonun İran gibi bir ülkede tekrarlanmasını beklemek saflık olur. Bu işleri kotaranların bu kadar saf olmadığını düşünüyorum. Dahası, bu kez, renkli devrim senaryosu sanki göstere göstere uygulanıyor. Batı basını seçim sürecinden başlayarak, aksi tesir yapacağı bilindiği halde, böyle bir senaryo tablosu çiziyor. Bu ortamda, hiç ortalara çıkmaması gereken devrik Şah’ın oğlu demeç üstüne demeç veriyor. Sizce bu işte bir tuhaflık yok mu?

Bence, bu kez senaryo renkli devrim değil, renkli devrim süsü verilerek, rejimin kışkırtılması! Böyle bir rejimin dış müdahale kuşkusuna vereceği cevabın, daha çok baskı ve şiddet olacağı açıktı. Bu tepki, belki de, İran’a farklı bir müdahale için bulunmaz bir fırsat olacak.

ABD Başkanı Obama, daha ilk günlerde, ‘Biz İran’da olanlara müdahele etmek istemiyoruz, ama kayıtsız da kalamayız’ mealinde bir açıklama yaptı. Zaten, aklı başında herkes, İran’a müdahale niyeti yoksa, 2007 yılında uygulamaya konan ve bilinen bütçesi 400 milyon dolar olan İran’da rejimi değiştirmek için gizli operasyon kampanyasının yürürlükten kaldırılması gerektiğine işaret ediyor (bkz. Simon Tisdall, The Guardian, 17 Haziran 2009).

Bu gizli kampanyanın detaylarını, ünlü gazeteci Seymour Hersh, bir yıl önce yazmıştı (‘The Secret Iran Campaign’, The New Yorker, 7-14 Temmuz 2008). Seymour, CIA ve JSOC (‘Joint Special Operation Command’) tarafından yürütülen gizli operasyonların, Kürt PJAK, Kuzistan’daki Arap azınlık ve Pakistan sınırındaki Sunni Beluci ayrılıkçı gruplarla ilişki içinde olduğunu iddia etmişti.

Bugün sokaklara dökülen Ahmedinecad muhaliflerinin, gizli operasyonun, doğrudan bir parçası olduğunu söylemek yanlış olur. İran’da rejimin güçlü bir muhalafetinin olduğu ve bu muhalefetin hakikiliği kuşku götürmez. Ancak, bu muhalefetin, mevcut dünya tablosu ve İran üzerine oynanan oyunlar çerçevesinde, bir toplumsal kargaşa senaryosuna itilme ihtimali olmadığı da hiçbir şekilde söylenemez.

Eğer durum buysa, İran’ı ve bölgeyi çok karanlık günler bekliyor demektir. Ben, başından beri, Obama’nın İran ile diyalog politikasının, ‘ben barış elini uzattım ama karşılık bulmadım’ demek adına tedavüle sokulduğunu düşünenlerdenim. Ancak, işlerin bu denli hızlı sarpa saracağını düşünmemiştim. Yine de umarım, fazla kuşkucu davranmakta haksız çıkarım ve bölge, İran üzerinden tam bir kaos ve savaş ortamına hızla sürüklenmez.

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT