İran ve örtülü savaş...

09.12.2010 00:40

Fikret Ertan

İran'ın nükleer programı ile ilgili gelişmeler 4 ana kulvarda yürüyor, gelişiyor. Diplomatik, askerî, ekonomik ve gizli ya da örtülü savaş kulvarları bunlar.

İran ile P5+1 grubu arasındaki görüşmeler bunun diplomatik kulvarı. 14 aydır askıda olan bu görüşmeler, bu hafta başında Cenevre'de yapıldı; önümüzdeki ay İstanbul'da yeniden toplanma kararından başka herhangi bir somut sonuç çıkmadı bu son görüşmelerden.

Askerî kulvardaki gelişmeler ise İran'ın nükleer tesislerini hava saldırıları ile imha etme ile ilgili planları, hazırlıkları kapsıyor. Bunda da başı yıllardır 'askerî tercih dâhil her türlü tercih masadadır' diyerek askerî tercihin ihtimal dışında olmadığını söyleyen Amerika ve İsrail çekiyor. Ancak ilgili planlar ve hazırlıkların ne mahiyeti, ne kapsamı ne de takvimi konusunda bir şey söylemek mümkün değil; çünkü bunlar askerî sır.

Dördüncü kulvar ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi müeyyide kararları ve ayrıca bazı ülkelerin kendi müeyyide kararları ile yürütülen ekonomik baskı kulvarı.

Bütün bunlar söz konusu iken, üçüncü kulvar olan örtülü savaşın da bütün hızıyla devam ettiğine hiç şüphe yok; zira bu konuda yeni gelişmeler yaşanıyor. Bunlara en son örnek 10 gün önce başkent Tahran'da bombalı saldırıya uğrayan iki önemli İranlı bilim adamı.

Bunlardan ilki Tahran'ın kuzeyinde uğradığı saldırı ya da yapılan suikast sonucu hayatını kaybeden merhum Mecid Şehriyari adlı bilim adamı. İran Atom Enerjisi Kurumu'nda çalışan Şehriyari, Kurum Başkanı Ali Ekber Salihi'nin ifadesiyle 'Kurumun en büyük projelerinden birinin başındaki adamdı'. Bazı kaynaklara göre, Şehriyari nükleer reaktör göbeği ya da merkezi ile ilgili teknolojinin geliştirilmesinden, bir ekiple birlikte sorumluydu. Başka kaynaklara göre ise o, bilgisayar kodları ve siber savaş uzmanıydı. Bunlardan hangisi doğru, söylemesi zor; ama ben birinci kaynağın doğru olduğu kanaatindeyim.

Şehriyari işine giderken katledilirken aynı saatlerde başka bir bilim adamı da benzer yolla saldırıya uğradı; ancak bu şahıs uyanık davranması sayesinde saldırıda sadece yaralandı. Bu şahıs da Dr. Feridun Abbasi. O da Şehriyari gibi motosikletli saldırganların bombalı saldırısına maruz kaldı. Her iki olayda da saldırganlar trafik sıkışıklığından yararlanarak hedeflerinin arabalarına yapışkan bomba denen muhtemelen mıknatıslı bombaları kaşla göz arasında yerleştirerek menfur saldırılarını gerçekleştirmiş bulunuyorlar.

52 yaşındaki Dr. Abbasi de önemli bir bilim adamı. Şehit Beheşti Üniversitesi öğretim üyesi ve aynı zamanda İran Savunma Bakanlığı'nda çalışıyor. Haberlere göre, İran'ın az sayıdaki izotop ve lazer teknolojileri uzmanlarından birisi. Adı Birleşmiş Milletler'in İran'a karşı aldığı 2007 tarih ve 1747 sayılı müeyyide kararının ekinde başkaları ile birlikte geçiyor ve burada Uygulamalı Fizik Enstitüsü ile bağlantılı savunma bakanlığı bilim adamı olarak zikrediliyor. İran'ın Milletlerarası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) nezdindeki Temsilcisi Ali Asker Sultaniye'ye göre 'bu uzmanlar ve bilim adamları hedef alınıyor ve tek tek öldürülüyorlar.' Sultaniye, bu açıklamayı yaptığı sırada ölümlerden dolaylı olarak Güvenlik Konseyi müeyyide kararlarını savunanları da suçlamış bulunuyor ayrıca.

Ortaya çıkan bilgi ve haberlerden bugün söz konusu ettiğim iki İranlı bilim adamının son derece profesyonelce icra edilen bir planla saldırıya uğradıkları anlaşılıyor. Hem kullanılan bombaların mahiyeti, hem saldırı tekniği ve hem de planlama ve izleme bakımından bunların profesyonel işi olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor.

İran İstihbarat Bakanı Haydar Muslihi, saldırılar dolayısıyla MOSSAD'ı, İngiliz dış istihbarat servisi MI6 ve CIA'yi suçluyor, saldırıların İran'ın nükleer programını etkilemesinin söz konusu olmadığını söylüyor ve bazı faillerin yakalandıklarını açıklamış bulunuyor.

Şehriyari ve Abbasi, İran'ı yıllardır hedef alan örtülü savaşın ya da faaliyetlerin son kurbanları. Ancak bu bağlamda bunlardan başkaları da var. Bu yılın başlarında Tahran Üniversitesi bilim adamlarından Mesut Ali Muhammedi, mesela bir bombalı saldırıyla öldürülmüştü. Ondan önce de 2007 yılından Ardeşir Hasanpur, radyasyon zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetmişti. Bunlar medyaya yansıyan isimler. Kim bilir, belki yansımayanlar, yansıtılmayanlar da var.

Kısacası, İran yıllardır sürdürülen diplomatik, ekonomik, askerî baskılara ilaveten aynı zamanda bir de pek bilinmeyen örtülü savaş ile de karşı karşıya bulunuyor. Bu savaşta neler oluyor pek bilinmiyor, muhtemelen de çoğu bilinmeyecek bize göre...

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim