İran Seçimleri ve de, Suriye-Amerika-Rusya

15.06.2013 21:26
İran Seçimleri ve de, Suriye-Amerika-Rusya
Her devletin kendi ulusal hedef ve planlarına ve hak ölçüsünü maddî güçlerine göre şekillendirmesi, bir takım planlar yapmaları tabiîdir. Bizim derdimiz, inancımıza, İslam’a göre plan yapanların, ulusal planlardan çok farklı şeyler ortaya koyması idi..

Selahaddin E. ÇAKIRGİL

İran Seçimleri ve de, Suriye- Amerika- Rusya, vs..

İran’da 7. C.Başkanlığı için 14 Haziran Cuma günü yapılan seçimlerin sonuçları bu satırların yazıldığı 15 Haziran akşamına doğru henüz de netleşmemişti.

Ama, şu âna kadar yapılan açıklamalarda, -geçmiş yıllarda, nükleer teknoloji konusundaki uluslararası ihtilaflarda İran’ın başmüzakerecisi olan- ’hüccetülislam’ ünvanlı bir ’molla’ olan ve başlangıçta hiç de ihtimal verilmeyen Hasan Ruhanî, neredeyse seçilmiş bulunuyor.

Bu netice, açıktır ki, Ruhanî’nin değil, iki hafta önce, adaylığı reddedilen Refsencanî’ ile, 1997-2005 arasında C. Başkanlığı yapan Muhammed Khâtemî’nin ve 4 yıl önceki seçim sonrasından beri ev hapsinde tutulan Mîr Huseyn Mûsevî tarafdarlarının da Ruhanî’yi desteklemeleriyle ortaya çıkmıştır.

Kullanılan oyların üçte ikisinin sayıldığına dair resmî açıklamaya göre, Ruhanî’nin şu ânâ kadarki rakam itibariyle 17 milyon alarak, oyların yüzde 52’sini kendi hanesine yazdırdığı anlaşılıyor. Qalibaf ise, 5 milyon civarında.. Ötekiler ise, 3’er milyon civarında veya daha az.. Ama, oyların tamamı sayıldığında, yüzde 50 sınırının altında kalınması halinde, seçimler ikinci merhaleye kalacak ve 14 Haziran günü en yüksek oyu alan iki aday arasında iki hafta sonra tekrarlanacak yeni bir seçim yapılacaktır.

Eğer seçimler ikinci merhaleye kalırsa, o seçimin de şu andaki ilk rakamlara göre, Ruhanî ile halihazır durumda, ikinci sırada gözüken Tahran Belediye Başkanı Muhammed Bâqir Qalibaf arasında geçer ki, o zaman nasıl bir tablo çıkacağını kestirmek zordur.

Ne var ki, bu seçimde ikinci merhaleye gerek kalmıyacağı, neredeyse kesindir.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli nokta şu olsa gerek..

Bilindiği üzere, Hasan Ruhânî‚ ’reformcu’ olarak nitelenmekteydi, diğer adaylar ise muhafazakâr olarak..

Ama, bu terimlerin İran’daki içeriklerinin, dünyada genelde taşıdığı mânâlardan çok farklı olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Bu yüzden, bu seçimi, herhalde, bugüne kadar uygulanan siyasetin sürmesini isteyenlerle, bu tabloya karşı olup onun değiştirilmesini isteyenler arasındaki bir tercih seçimi olarak anlamak daha sağlıklı olabilir.

Bu seçim sonucunun en net ifadesi, gerçekte, son 8  ve hele de son 4 sene boyunca takib olunan siyasete halk kitlelerinin bütünüyle nasıl bir ’Hayır!’ dediği hususudur. Özellikle de, dışsiyasette takib olunan ihtilafları tırmandırıcı metod yüzünden, içerde ekonominin ağır şekilde yara alması ve geniş halk kitlelerinin düşürüldüğü ağır sosyo-ekonomik buhran, bu tablonun ortaya çıkmasında temel etkenlerden birisi olarak görülmelidir, herhalde..

Ancak, şurası da söylenmelidir ki, sonuç her ne olursa olsun ve seçimi her kim kazanırsa kazansın, İİC’nin temel siyasetinin değişmeyeceği söylenebilir. Çünkü, iç ve dış siyasetin genel çerçevesini cumhurbaşkanları değil, İnqılab Rehberliği makamında bulunan kimse belirlemektedir ve Rehber, anayasa’nın da üstündedir. Ve bu yüzden de, Rehber’in, taleb veya kabulü olmadıkça, o anayasanın değiştirilmesi, mevcud hukuk düzeni içinde mümkün değlidir. Bu durumda, Cumhurbaşkanı, gerçekte, , Rehber’in başında bulunduğu yönetim mekanizması içinde, -kelimenin tam mânâsıyla- sadece cumhûr’un, halkın temsilcisi olarak görülmekte ve Rehber’in emrindeki ve elindeki icraî güçlerden birisi durumunda kalmaktadır.

Yazının Devamı…

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim