1. YAZARLAR

  2. Fikret Ertan

  3. İran müeyyidelerinde son dönemeç
Fikret Ertan

Fikret Ertan

Yazarın Tüm Yazıları >

İran müeyyidelerinde son dönemeç

A+A-

BM Güvenlik Konseyi'nin 4, Amerika ve diğerlerinin kendi özel müeyyidelerine ek olarak Avrupa Birliği'nin (AB) de 4 gün önce açıkladığı müeyyidelerle İran'a karşı uygulanan kısa müeyyideler tarihinde son dönemece girilmiş bulunuluyor.

Amerikan müeyyidelerini destekleyen ve 27 AB üyesinin onayını alan bu AB müeyyide paketi, en başta İran'ın petrol sektörünü hedefliyor. Pakete göre, mevcut petrol alım sözleşmeleri 6 ay için geçerli olacak, yenileri imzalanmayacak ve 1 Temmuz 2012 tarihi itibarıyla İran'dan petrol, petrol ve petrokimya ürünleri ithalatı tamamen sona ermiş olacak.

Buna ilaveten, İran'a petrol sektörü ile ilgili donanım ve teknoloji satılamayacak, İran ile altın, elmas ve kıymetli madenler ticareti duracak ve İran Merkez Bankası'nın AB'deki varlıkları dondurulacak.

İran, zaman içinde bu paketten dolayı önemli zarar görecek, büyük gelir kaybı yaşayacak; zira AB, bugün İran'dan günlük ortalama 500 bin varil petrol ithal ediyor. Bu da İran'ın toplam ihracatında AB payı olarak yüzde 20 civarına tekabül ediyor. İran'ın bugün yılda yaklaşık 80 milyar dolarlık petrol ihracatının olduğu düşünülürse AB'den dolayı kaybının 20 milyar dolar civarında olacağı muhakkak.

İran'ın toplam petrol ihracatına ülkeler esasında baktığımızda AB'nin yanı sıra başta Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore'nin de önemli paylara sahip olduğu görülüyor. Bunların İran'ın toplam petrol ihracatındaki payı yüzde 53-57 civarında bulunuyor. Bu çerçevede, Çin'in yüzde 22, Japonya'nın yüzde 16, Hindistan'ın yüzde 11 ve Güney Kore'nin yüzde 7,5 paylara sahip oldukları çeşitli kaynaklarda görülüyor. Amerika, bu ülkelerle İran'dan petrol alımını durdurmaları ya da azaltmaları yönünde görüşmeler yapıyor, yapabildiklerine de muhtemel çeşitli baskılar uygulamaya çalışıyor. Çin, bu konuda renk vermeyen, tam niyetini açığa vurmayan bir davranış içinde görünüyor. Kendi milli çıkarları ve genel enerji stratejisi bakımından Amerika'yı darıltırsa, bu ülke ile ekonomik-mali ilişkilerinde yaşayabileceği zorlukları İran'dan elde edebilecekleri ile tartıp duruyor, nihai tercihini henüz yapmamış bulunuyor.

Diğer yandan, Japonya da bu konuda çelişkili mesajlar veriyor. Japonya maliye bakanı, bir süre önce müeyyidelere katılacaklarını açıklarken diğer yetkililer bu konuda henüz bir karara varmadıklarını ifade etmiş bulunuyorlar. Buna rağmen bize göre son tahlilde Japonya, Amerika'nın yanında yer alacak.

Hindistan'ın müeyyidelere katılacağı, İran'dan petrol alımını durduracağı yönünde bugüne kadar herhangi bir mesaj ya da açıklama yok. Bu ülke, bu konuda muhtemelen eskisi gibi devam etmeye kararlı; ancak petrol alım ödemeleri konusunda zorluklar da yaşayabilir. İran Merkez Bankası ve diğer bankalara yönelik müeyyideler ve yarı-konvertibl rupi yüzünden birtakım mali engellerle karşı karşıya bulunuyor. Bu yüzden, bazı haberlerde Hindistan'ın ödemelerini kısmen yen, kısmen de rupi ile yapacağı, hatta bu çerçevede altınla ödemenin bile söz konusu olabileceği bildiriliyor. Bunun da global altın piyasasına nasıl bir etki yapacağı da ayrı bir konu elbette.

İran'dan günde 250 bin civarında ham petrol ithal eden Güney Kore'ye baktığımızda ise bu ülkenin İran'a alternatifler aradığı, ama bunun kısa zamanda olamayacağı mesajını verdiği, Amerika ile ikili görüşmelerinin devam ettiği anlaşılıyor. Amerika ile çok sıkı güvenlik, ekonomik ilişkilere sahip bu ülkenin Amerika'yı tercih edeceği bugünden söylenebilir.

Bütün bunlardan, son müeyyidelerin İran'a karşı etkili olmasının, sözünü ettiğim Asya ülkelerinin İran'dan petrol alımına son vermesiyle başarılı olabileceği sonucu çıkıyor; zira AB, İran'dan petrol alımında yüzde 20 paya sahipken 4 Asya ülkesinin payı yüzde 50'den fazla durumda bulunuyor. Yeri gelmişken, Türkiye'nin payının yüzde 7 civarında olduğunu da bu arada belirtirken TÜPRAŞ'ın şimdiden İran'a alternatifler arayışına başladığını da haberlerden öğrendiğimi aktarayım.

Kısacası, İran'ın petrol ihracatını ve Merkez Bankası'nı hedef alan söz konusu çok ağır ve hayati müeyyidelerin kaderinin büyük ölçüde 4 Asya ülkesinin tavrına bağlı olduğunu söyleyebiliriz. İran, şüphesiz bu ülkeleri yanında tutabilmek için üstüne düşeni yapıyor ve yapacaktır. Bakalım bu ülkeler kimi tercih edecekler? Amerika'yı mı, yoksa İran'ı mı? Amerika'yı tercih ederlerse İran bundan sonra ne yapacaktır? Müeyyidelerin son dönemecinde bugün ortaya çıkan durum böyle sayılır. Bu durumun biz dâhil pek çok ülkeyi ve bölgemizi ne kadar ilgilendirdiği de ortada.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT