İran, Clinton; Obama ve diğerleri

08.05.2008 04:25

Fikret Ertan

Amerikan başkanlık aday kampanyasında dış politika konuları öne çıkmamış bulunuyor. Tabii bunun bir istisnası da yok değil: İran ve nükleer programı.

İran ve nükleer programı Demokrat Parti başkan adayları Hillary Clinton ve Barack Obama'nın değişik beyanları ile yeni ve tehlikeli bir boyut kazanmış bulunuyor. Bu çerçevede özellikle Clinton'ın, 22 Nisan günü ABC Televizyonu'nun Günaydın Amerika adlı programında kendisine sorulan 'İran İsrail'e saldırırsa ne yaparsınız?' şeklindeki soruya verdiği cevap oldukça manidar, tehlikeli ve yersiz bulunuyor.

Bayan Clinton'ın soruya cevabı şöyle: 'Şayet ben başkan olursam İran'a saldıracağımızı İranlıların bilmesini isterim. Önümüzdeki 10 yıl içinde budalaca bir şekilde İsrail'e saldırmayı düşünebilirler; biz de o zaman onları yok edebiliriz.'

Clinton ortalığı karıştıran, endişe ve tepkilere yol açan bu sözlerinden dolayı pişman da değil; sözlerinin arkasında durmaya da devam ediyor. Nitekim, 'Bu sözlerden pişman mısınız?' şeklindeki soruya 'Niye pişman olayım? Çeşitli sebeplerle birçoğumuzun bağları ve hisleri olan ülkeye, müttefikimize İran'ın saldırması halinde ne yapacağım şeklinde bir soru soruldu bana. Evet, o zaman biz İran'a karşı muazzam bir misillemede bulunacağız' diye cevap verdi ve tavrını bir kere daha ortaya koyarken bu defa 'yok etme (obliterate)' fiilini değil 'misilleme' fiilini kullandı. Şüphesiz bu bir geri adım; Clinton önce 'yok ederim' diyor; sonra da 'misillemede bulunuruz' diyor; ama her halükârda İran'a saldırabileceğini de şimdiden söylemiş oluyor.

Diğer yandan, öteki başkan adayı Senatör Barack Obama, Bayan Clinton'ın bu sözlerini eleştiriyor, bunların söylenmemesi gereken sözler olduğunu söylüyor ve şöyle diyor: "Kullanılan bu dil George Bush'u yansıtıyor. Bu dilin yerine George Bush'ta gördüğümüz kovboy diplomasisi ya da olmayan diplomasi yerine dünyaya biz bunlardan vazgeçiyoruz mesajını verecek bir dil kullanmalıyız."

Obama böyle söylüyor, Bayan Clinton'ı sorumsuzlukla suçluyor ama bu arada kendisi de geçen pazar gecesi İsrail'e bir saldırı olursa Amerika'nın bu ülkeyi 'nükleer ya da başka yolla' savunacağını da ilan etmiş bulunuyor. Obama'nın bu çerçevede 'nükleer' kelimesini kullanması da gayet manidar. Bayan Clinton'ın kullandığı dili eleştiren Obama, ondan da ileriye giderek 'nükleer' sözünü ortaya atmış oluyor ki, bugüne kadar hiçbir yönetim mensubu ya da politikası İran konusunda 'nükleer karşılık' sözünü kullanmamıştı. Hatta Başkan Bush bile bu sözü kullanmamış, hep söylediği gibi 'bütün seçeneklerin masada olduğunu' açıklamakla yetinmişti, o kadar. Nitekim, Savunma Bakanı Robert Gates birkaç gün önce Bush'un tavrını tekrarlayarak 'İran nükleer silah edinmede kararlı. Savaş felaket olur. Ancak askerî seçenek de masada olmalıdır' diye konuşmuştu.

Cumhuriyetçi aday Senatör John McCain'e gelince; geçen yıl bir vesileyle İran'ın bombalanmasından söz eden senatör, bugünlerde bombalama sözü etmiyor, sadece savaşın mutlaka son çare olması gerektiğini söylüyor.

Başkan adayları ve yönetim, İran ve nükleer programı konusunda bu sözleri ederlerken herhangi bir askerî seçeneği uygulayacak olan askeriye ise hem adaylardan ve hem de yönetimden çok daha basiretli ve ihtiyatlı bir dil kullanıyor. Bu bapta en son Genelkurmay Başkanı Amiral Mullen mesela 'Herhangi bir çatışma durumuna girmeyeceğimiz konusunda çok umutluyum. İran ve liderliği konusundaki endişeleri paylaşıyorum; ancak askerî seçenekleri masada tutmakla birlikte aynı zamanda malî, diplomatik ve siyasî baskıları artırmamızın önemli olduğuna inanıyorum.' diyor.

İran konusundaki Amerika'daki son sözler, tartışmalar ve yaklaşımlar bugün böyle; siyasiler atıp tutarken askerler daha ılımlı ve ihtiyatlı sözler sarfediyorlar.

Zaman gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim