İran-Azerbaycan-Ergenekon Üçgeni

17.05.2011 13:53
İran-Azerbaycan-Ergenekon Üçgeni
Karabağ meselesi İran-Azerbaycan ilişkilerini nasıl olumsuz etkileyebilirdi? Ergenekon’un emperyalizmin hizmetindeki yurtdışı faaliyetlerini gösteren bir yazı...

Son dönemlerde verdiği önemli ve yerinde beyanatları ile adından sık sık söz ettiren İran'ın Erdebil Eyaleti Cuma İmamı Hüccetul İslam Seyyid Hasan Amili, bu yılın Mart ayında vefat eden Azerbaycan Cumhuriyeti İslam Partisi'nin eski başkanı Hacı Alikram Aliyev'in anma merasiminde İran ve Azerbaycan arasındaki yaşanan huzursuzluğun nedenlerine değindi.

Amıli'nin iddiasına göre "Karabağ sorunu" Sovyetler Birliği dağılmadan yıllarca önce, muhtemel İran-Azerbaycan ittifakının önüne geçmek için tasarlanmış bir oyundu. Batı'da yazılmış bu senaryoyu Ruslar çok büyük hevesle sahneye koydular. Çünkü bu sorun onların Kafkasya'da otoritesini korumak, çıkarlarını sağlamak için elverişli bir ortam yaratacaktı.

Peki, Karabağ meselesi İran-Azerbaycan ilişkilerini nasıl olumsuz etkileyebilirdi? Tüm bu stratejik hesaplar arasında İran'daki Türkleri İsrail lehine etkilemek için Türkiye derin devletinin oynadığı role yönelik önemli tespitlerde bulunuyor. Azerbaycan-Ermeni savaşında İran'ın Rusya destekli Ermeni güçlerine karşı Azerileri destekleyerek yeni kurulmakta olan Azerbaycan'a devrim ihraç etmesi en mantıklı/stratejik yol olarak görülüyordu. Ergenekon'un emperyalizmin hizmetindeki yurtdışı faaliyetlerini göstermesi açısından dikkat çekici.

Seyyid Hasan Amili'nin konuşmasının ilgili bölümlerini sizin için Rasthaber'den iktibas ediyoruz.

İran-Azerbaycan-Ergenekon Üçgeni / Seyyid Hasan Amili

Merhum Hacı Alikram öyle bir inanca sahipti ki, o inanç yolunda kendini kurban etti. Hiç şüphesiz onun hastalıkları inancı yüzünden uzun yıllar boyu yatmak zorunda kaldığı hapis hayatından kaynaklanmaktadır. Biz onun burada saygı ile anmaktayız.

Peki, sonuç ne oldu? Bu kadar zahmet ve telaşların sonu ne ile bitti? Azerbaycan cephelerinde İran'ın gizli katılımını gören Batı ülkeleri kendi planlarının sekteye uğrayacağını anladılar. Acil önlemler alındı; bölgede İslam Devrimi dalgasına karşı oluşmuş Ergenekon'a gizli görevler gönderildi. Evet, kardeş Türkiye'de, askerler arasında Mossad'ın son derece ustalıkla yarattığı Ergenekon örgütü Azerbaycan cephelerinde İran'ın faaliyetlerine son vermek için özel talimat aldı. Dönemin tutanaklarında şöyle kayıt olunmuştur; güya İran, Karabağ'a yardım adıyla Azerbaycan'da Hizbullah örgütü kuruyor. İran'ın bu hareketi Lübnan'da Hizbullah örgütünün kurulması ile mukayese edilir, bu iş durdurulmazsa, az bir zaman sonra orda da onlara göre önü alınamayacak bir tehlike baş gösterecektir.

Bu misyonu gerçekleştirmek için Veli Küçük'e bir görev verildi ve çok kısa bir zamanda proje hazırlandı. Veli Küçük'ün önderliğinde Azerbaycan'da özel kurum oluşturulup, darbe planı hazırlandı. Bu darbenin hayata geçmesi için de cephede büyük kayıplar verilmeliydi, gerçek anlamda ağır bir trajedi yaşanmalı idi. İşte böyle bir ortamda Hocalı faciası maalesef gözler önüne serildi. Hocalı faciası konusunda konuşulacak çok söz vardır. Hocalı faciasının yıldönümü ile ilgili cuma hutbelerinde bu konuda çok konuşmuşumdur. Ve bu yüzden itham dahi edilmişimdir, güya Azerbaycan halkını suçlu buluyormuşum. Allah İnsaf versin, hain politikacıların cinayetini halkın boynuna yığmayın ve ben halkı değil, malum güçleri kast etmişimdir.

Yüreğimizi kana çeviren bu katliamı, biz Azerilere namus lekesi getiren bir musibeti Ermeniler yaptı ve bunda da hiçbir kuşku yoktur. Ama kimin himayesi ve kontrolü ile?! Rusların mı? Belli ki, Hocalı katliamından birkaç gün sonra Ayaz Mütallibov devrildi. Mütallibov Rusların himayesinde değil miydi, onlar kendi adamlarını devirip, Batı yanlısı Elçibeyi mi getirmek istiyorlardı? Bu olay gün gibi açıktır, konu hiç de görüldüğü gibi değildir. Darbe Rusların himaye ettiği iktidara karşıydı. Ama onların tabirince Karabağ cephesinden İran'ın elini kesmek için tasarlanmış, masum insanların kanı üzerine kurulmuş bir sinsi, hain plan vardı. Onun arkasında Ergenekon, aslında Mossad duruyordu.

Şükürler olsun ki, elleri binlerce Müslüman kanına bulaşmış Ergenekon generalleri Erdoğan'ın kudretli kolları arasında can vermekte şimdi. Binlerce sayfadan oluşan Ergenekon suç klasörü bugün sayfa sayfa okunuyor, ihanetler ifşa ediliyor. Ama onun Azerbaycan'a ait kara kutuları devamlı kapalıdır. Hocalı katliamına imza atan bu planın katılımcıları bugün parlamentoda, Cumhurbaşkanı Aliyev'in yanında büyük görevlerde yer alıyor. Gerçekten acınacak bir durum bu. Hocalı katliamına ortam hazırlayanlardan bazıları bu facianın dünyada anılması için öyle hummalı çalışıyorlar ki, şaşkınlıktan dona kalırsınız.

İran Yüksek Mahkemesi başkanı Sayın Musevi Erdebili, halk harekâtının en ateşli çağlarında Azerbaycan'a sefere gitmişti. O, rahmetli Hacı Alikram'ın aracılığı ile halk hareketi liderlerinden biri ile görüşmüş, çeşitli konularda yakın işbirliği teklif etmişti. Bildirmişti ki, İran'ın Irak'la 8 yıllık savaş tecrübesine dayanarak Karabağ meselesini kısa zamanda çözebiliriz. Tek kelime "Hayır!" cevabı almıştı. Sayın Erdebili maalesef bilmiyordu, harekatta öyle insanlar vardı ki, onların amacı Karabağ'ı kurtarmak değil, İran'ı etkisiz konama getirmekti. Sayın Erdebili'nin teklifleri karşısında hareket yetkilisi şöyle demişti; "Ben İran'a sadece Tebriz'i Azerbaycan'ın başkenti ilan etmek için gelirim!" Bu cevaba lütfen dikkat edin.

Artık bundan sonra her şey değişti. Evvela ortak işbirliklerine son verildi, yardımlardan vazgeçildi. Daha sonra Azerbaycan'a özel davetle gelmiş ortak harekât kurmaya çalışan İranlı askerler utanmadan tutuklandı.

Zaman geçtikçe zor günlerde gösterilmiş kahramanlıklar ihanet gibi aksettirildi. İran'da eğitim almış kişiler yakalanarak hapishanelere atıldı. İşkence altında onlardan ifade alınıyor ve "Siz Karabağ'ı serbest bırakmak için değil, güya İran'ın çıkarlarını korumak için Hizbullah örgütü oluşturmak istiyorsunuz" diye olmak işkencelere maruz bırakıldı.

Ben Azerbaycan kamuoyuna sormak istiyorum; Kaç ülkeyi aşıp Lübnan Şiilerine yardım eden İran neden kendi Azerbaycan Müslümanlarına yardım etmemeli? Filistin'de Sünni kardeşlere elinden gelen yardımı yapan İran, neden Azerbaycan Şialarından kendi yardımını esirgemelidir?! Hatta bazen de Ermenilere askeri yardım eden gibi gösterilmek istenmektedir? Bu insafsızlık değil de nedir? Biz kendimizi hep kınamışızdır, Karabağ işgal edildi diye hep azap çekmişizdir. Ama ne yapabiliriz? Veli Küçükler ve onlardan görev alan Azerbaycan yetkilileri eninde sonunda adalet mahkemesinde cevap vereceklerdir.

Gerçekten de Lübnan'ın işgal altındaki topraklarını, İsrail gibi güçlü bir düşmandan geri almaya muvaffak olan bir ülke, bir avuç silahsız Ermeni'nin karşısında nasıl aciz kaldı? Ne yapılabilir ki, arabuluculuk çabaları sonuç vermeye başladığında bir grup Azerbaycanlı komutanlar Rus hilelerine uyarak Şuşa'yı devrediyor ve İran'ı kötülemek istiyordu. Cephelerde İran'ın etkisi fark edilmeye başladığında bir grup politikacı toplanıyor, İsrail ve dönemin Türkiye'sine uyarak Hocalı faciasını yaratıyor ve bu şekilde cephelerden İran'ın elini ayağını kesmek istiyorlardı.

Bugün Azerbaycan hükümeti Karabağ'ın işgal planını hazırlayıp hayata geçiren İsrail ile sıkı ilişkiler içerisindedir. Kendi topraklarında İsrail'e ait casus şebekelerinin yerleştirilmesine, büyükelçiliğin açılmasına izin veriyor. İsrail politikacıları utanmadan, İran'a darbe indirmek için Azerbaycan bize en uygun cephedir diyebiliyorlar. Onlar apaçık söylüyorlar, eğer İran Lübnan Şialarını askeri yönden silahlandırıp, bizim karşımıza çıkardıysa, biz de Azerbaycan Şialarını siyasal ve ideolojik açıdan silahlandırıp, İran'ın üzerine kışkırtırız. Bu acınacak bir durumdur. Bugün İran-Azerbaycan Şiileri arasında oluşan bu tuhaf durumu Siyonist Yahudiler kendilerinin en büyük başarısı sayıyorlar. Onların kanaatine göre son 20 yıl içinde bu iki halk arasında o kadar derin ihtilaflar, şüphe ve ayrılıklar oluşturuldu ki, yüz yıl geçse de bu iki kardeşin arasında dostluktan söz edilemez.

Acaba Azerbaycan hükümeti kanımıza susamış İsrail'le işbirliği yapıp Karabağ'ı serbest bırakmaya mı çalışıyor? Güya İsrail hiçbir devletin bize satmadığı silahları satıyormuş? Ne kadar gülünç?! Onların Azerbaycan'a sattığı silahlar, kendi ülkelerinde kullanımdan düşen ikinci el silahlardır. Onlar bir zaman Türkiye'ye insansız uçaklar sattılar. Sonradan Malum oldu ki, pilotsuz uçaklar iki kontrol sistemi ile üretilerek güncellenmiş. Asıl yönetim sitemlerini Tel Aviv merkezli askeri bölge oluşturmakta. Yani ilişkiler bozulursa, pilotsuz casus uçakları Tel-Aviv'deki daha üstün sistemlerle kendimize karşı yönlendirilebilir.

Dünyanın gidişatına kafa yoranlar çok iyi bilirler; İsrail ile Azerbaycan arasında silah ticareti yok, kara paraların aklanması eğilimi var. Aslında Azerbaycan halkına ait mahsus bütçeden milyarlar hiç ediliyor. Elbette, onun az bir bölümü Azerbaycan'ın hükümet adamlarına, büyük bir kısmı Yahudi askeri yetkililerinin cebine akıyor. Azerbaycanlı memurlar kazandığı kara paraları da bu Yahudi bankerlerin bankalarında bulundurmalıdırlar - bu şarttır. Bu, dünyada Yahudilerin oluşturduğu kara borsanın ilan edilmemiş yasasıdır.

Onlar şimdilik İsrail'i Azerbaycan halkına dost gibi gösterip, rüyalarında Yahudi bankalarındaki milyarlarını görüyorlar. Bir gün İran'ın devrik şahı Muhammed Rıza Pehlevi, Bin Ali, Hüsnü Mübarek, Kaddafi ve diğer diktatörler gibi o paraların halk önünde hesabını verecekler…

Hacı Alikramı öldüren de bu dertler idi, o bu ihanet ve cinayetleri görüyordu. Tüm bu oyunları anladığı için cezalandırılıp, hapishaneye atılıyor ve her zaman olduğu gibi işkencelere maruz kalıyordu.

Bir gün halk, Hacı Alikram'ın yaşadığı bu dertleri anlayacak. Onun gerçek anma merasimi o zaman olacak ve onun ruhu halkın gerçek uyanışı ile huzur bulacak.

Bugün Azerbaycan'da onun yolunda gidenler var, onun sözlerini anlayıp, uyananlar var. Onun sloganını haykırıp hapse atılanlar var. Bugün Hacı Alikram'ın kaldırdığı bayrağa sarılıp, muhkem bir şekilde yere basanlar var. Özgürlük yolunda şehit olmaya hazır olanlar var!

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim