Irak'ta neden müçtehid yetişmiyor?

01.05.2008 04:47

Ahmet Kurucan

Birebir ilişki içinde bulunduğumuz bazı Batılı ilim adamlarının içtihadî düşünce ve gelenek ile alakalı bütüncüllükten uzak parçacı ve önyargılı yaklaşımları aşağıda okuyacağınız satırlara bu başlığı attırdı.

Başlıktaki bu soru cümlesini merkeze koyalım, hatta soruyu farazi olarak biraz genişleterek şöyle soralım: "2003 yılından beri Irak'ta fıkhî sahada müçtehidlerin kökü kurudu. Neden?" Bu soru ile nereye varmak istediğimizi anladınız sanırım. Meselemiz ne Irak ne de müçtehid. Aynı mantıkla soru şöyle de sorulabilir: "Irak'ta 2003'ten beri Nobel ödülü alan ilim adamı çıkmıyor. Neden?"

Sanıyorum böyle bir soruya verilecek en iyi cevap, tek kelime ile "insaf", en hikmetli cevap ise sükût olsa gerektir. Zira biliyoruz ki "bazen sükût, uzun bir hutbeden daha beliğdir". Neden böyle bir cevap; çünkü, 2003 yılından beri Irak'ta hem ABD, İngiltere ve müttefiki olan bazı güçlerle yapılan dış savaş hem de ülke içindeki dinî ve etnik gruplar arasında devam eden iç savaş var. Böyle atmosferlerde öncelik ilim değil, hayatta kalabilmektir. Nitekim bugün Irak topraklarında yaşayan yerlisi-yabancısı, kadını-erkeği, alimi-cahili ile herkesin tek önceliği hayatını muhafaza etmektir. Bir diğer ifadeyle güvenliktir.

İlk paragrafta değindiğimiz hususa meseleyi getirelim; bahse medar bazı insanlar sık sık "Neden İslam dünyasında düşünce üretimi durdu? İçtihad kapısı kapatıldı? Hicri 5. asır öncesindeki ilmî ve fikrî canlılık kaybedildi?" türünden sorular soruyorlar. Bakış açısına göre birçok cevap verilebilir. Nitekim tarih boyunca da verilmiş. Irak, müçtehid, güvenlik vb. nazara verdiğimiz zaviyeden bu sorunun cevabı yukarıdaki cevapla aynıdır: ya sükût ya da insaf.

Hırsızlık karşısında hiçbir tedbir almayan ve sonucunda hep hırsızı suçlayan ev sahibi pozisyonunda kendimizi tezkiye adına değil ama biz de şöyle soralım; ilmî atmosfer açısından bu duruma gelmemizde bize bu soruları soran Batı dünyasının etkisinin olduğu inkar edilebilir mi? İslam dünyasının tarih boyunca gayrimüslimlerle çok çeşitli karşılaşmaları olmuştur. Bunlardan üç tanesi var ki izleri günümüze kadar uzamıştır. Yıkıcı etkilerdir bunların hepsi. Genel veya özel, 15 asırlık İslam tarihi incelenirken, hatta bugünler sorgulanırken mutlaka yolumuzun düşeceği zaman dilimleridir bunlar. O dönemlerde yaşanan şeyleri hesaba katmadan bugünleri açıklamak bile mümkün değildir. Bu üç dönem; Moğol saldırıları, Haçlı seferleri ve bir asrı aşkın süren, günümüzde farklı şekillerle hâlâ devam eden sömürgecilik dönemi. Bu arada Endülüs'te yaşanan kıyımı, yıkımı ve katliamı unutmamak lazım.

Bu dönemlerin hemen hepsinde günümüz Irak örneğinde olduğu gibi Müslümanların tek önceliği hayatlarını, istiklaliyetlerini, vatanlarını, namuslarını, dinlerini muhafaza olmuştur. İlmî düşünceyi ayakta tutacak kurumların birçoğu yıkılmış, yakılmış; bu anlayışı yeni nesillere taşıyacak olan ilim adamları planlı bir şekilde yok edilmiştir. Bazıları belki de planlı olarak hayatta bırakılmış; ama bir öğretim kurumunun temel dinamikleri olan müfredat programı, talebe, hoca istenilen ölçüde içi doldurulamamıştır. Zira eli kalem tutan hemen herkes önceliklerine bağlı olarak silaha sarılmış ve asırlar süren mücadelelere girilmiştir.

En basitinden İngilizlerin "Büyük Hint Ayaklanması" diye tarihlerine geçirdiği, Hintli Müslümanların ise "İlk Bağımsızlık Savaşı" dedikleri 1857 savaşları sonucunda anadili konuşmak bile yasaklanmıştır. Hindistan'da bunlar olurken İslam coğrafyasının sair yerlerindeki manzara bundan farklı değildir. Tanzimat'tan bu yana Osmanlı ve Türkiye tarihine bu gözle bakmayı deneyin isterseniz.

Bütün bu menfiliklere rağmen ecdadımızın yapabilecekleri yanında yaptıkları küçümsenemez. Bize düşen, bayrağı devraldığımız yerden daha ileri götürmektir. Ama bu arada yavuz hırsızlar da ev sahibini bastırmamalı. Maziye bir de bu gözle bakıp düşüncelerini gözden geçirmeli.

Zaman gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim