Irak’ta hesaplaşma ve gergin bekleyiş

27.12.2011 00:05

Osman Atalay

Amerika 9 yıl süren işgal süresini sona erdirerek Irak’dan çekildi. 9 yıl süre içerisinde 100 bin insan hayatını kaybetti, dul kadınlar, yetim çocuklar, sakat işsiz güçsüz bir birine öfke ile bilenen ve hesaplaşma günü için adeta hazırlık yapan mezhepler, etnik grup ve örgütlerin, partilerin gergin bekleyişini izliyoruz.

Amerika’nın çekilmesi ile daha ilk hafta Bağdat’ta patlayan bombalar 63 kişinin canını alırken, yüzlerce insan yaralandı. Hemen akabinde Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el Haşimi Bağdat’ta tutuklama kararı sebebinden dolayı kuzey Irak’a sığındı. Geçtiğimiz haftalarda Irak Başbakanı Maliki’nin Amerika’da Başkan Obama ile görüşmesinde, Türkiye’yi Irak’ın içişlerine karışmakla suçlaması, önümüzdeki günlerde Irak’ta çok ciddi iç siyasi gelişmeler ve çatışmaların yaşanabileceğini gösteriyor.

Aslında Irak’da 9 yıldır Saddam’ın devrilmesinden bu yana sürekli iç çatışmalar yaşandı. Saddam’ın gidişi ile Baas rejimi tamamen çökmüş idi. Yeni kurulan hükümetin nüfusun %60’ını oluşturan Şiilerden oluşması ve yeni hükümet yapılanmasında geçmişin izlerinin silinmesine yönelik siyasi yapılanma sonucunda 3 milyon insan iç göç yaşadı. Kuzeyde Kürtler, güneyde Şii nüfus ve orta Irak’ta ise Sünni nüfusun hakimiyeti Irak’ta 9 yıl yorulmadan bıkmadan devam eden siyasi kavga ve örgütlerin patlattığı bombalar Irağın güvenliğini, istikrarını enkaza çevirdi. Yoğun silahlı saldırılar sonucunda Irak’ta maalesef beklenen istikrar ve güven ortamı oluşturulamadı.

ABD’nin Irak’ı işgali sonrasında tutuklanan gözaltına alınan insanların büyük çoğunluğu Sünni olması mezhep sürtüşmesi ve kutuplaşmasını her geçen gün derinleştirdi. Felluce şehrine yapılan saldırı ve katliamlar Irak tarihinde adeta Halepçe katliamına eş değer bir iz bıraktı. Amerika’nın bir gün Irak’ı terk edeceği ve bundan sonra Kürt, Şii, Sünni siyasi ve etnik mezhep güçlerinin hesaplaşmaya hazırlandığı 5-6 yıldır bölgede hep konuşulmakta idi. Asıl savaşın ABD askerleri gittikten sonra başlayacağını Irak’ta yaşayan herkes biliyor ve buna inanıyordu. Irak bölgede emelleri olan güçlü ülkeler için hesaplaşma yeri, birbirine rakip olan ülkeler kozlarını Irak’ta paylaşmaktadırlar. Tarık Haşimi’nin söylediği gibi; Türkiye’nin Irak’ta yaşananlara seyirci kalmaması ve Irak’a sahip çıkmasını söylerken, Türk medyası maalesef Irak’ta yaşananları çok uzaktan izliyor, pek ilgilenmiyor. Türkiye’nin Irak’a ekonomik ve ticaret olarak yaklaşması güzel; ama siyaseti de izlemeli.

Gerçekten de Türkiye medyası Türkiye devletinin dışişlerini çok gerilerden izlemesi hayret verici bir durum arz ediyor. Türkiye’nin geçen yıl yapılan Irak seçimlerinde Sünni bloğu desteklemesi ve bu bloğun seçimleri kıl payı önde kazanmasına rağmen Maliki’nin görevi bırakmaması ertelenmiş hesaplaşmanın, gergin bir bekleyişe dönüştüğüne şahit oluyoruz.

Düne kadar Irak’ta yaşanan etnik mezhepsel çekişmenin alt gruplarda düşük kontrollü bir seyirde gitmesi fazla dikkat çekmedi, fakat Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi’nin tutuklanma isteği ile Kuzey Irak’da Kürt yönetimine sığınması hesaplaşma ve gergin bekleyişin ciddiyetini ortaya koymuştur. Türkiye Arap isyanları-Baharına olan yaklaşımı ile bölgede etkin bir şekilde ön plana çıkması, Suriye ve Irak’ta İran siyaseti stratejisi ile aynı paralelde seyir halinde olmaması bu iki komşu dost ülkenin hassas bir süreçe girdiğine şahit oluyoruz. Özellikle Irak’ta hesaplaşma ve gergin bekleyişin inşallah çok sıcak bir sürtüşmeye dönmeyeceğini şimdilik umut edelim. Irak fiilen de manen de 3 parçaya bölünmüş durumda olduğunu bölgeye gittiğinizde açık bir şekilde görüyorsunuz. Zaho’dan Musul’a, Bağdat’tan Kerbela’ya kadar gittiğinizde üç renk, üç ses ve üç ayrı kokuyu soluyorsunuz..

YENİ AKİT 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim