Iraklı Kürtler 'değişti', ya Türkiye?

03.08.2009 05:02

Mete Çubukçu

Kuzey Irak'taki seçimde, Süleymaniye bölgesinde oyların yarısını alan 'Değişim' hareketi hem Celal Talabani'nin partisine büyük darbe vurdu, hem de partinin varlığını tartışılır hale getirdi. KDP-KYP ittifakı da sorunlar yaşayabilir.

Irak Kürdistan’ında seçim olacak ve Türkiye’den gözlemciler gidecek ya da Irak Kürdistanı Kürt açılımı çerçevesinde ‘barış için elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız’ diyecek! Kriz, düşmanlık, kırmızı çizgi ya da Türkiye’nin ‘bekası açısından’ yıllardır kamuoyuna ‘sunulan’ politikalar resmi düzeydeki karşılıklı düşmanlıklar, Irak Kürdistanı’na yönelik medyanın hasmane tutumu demek ki değişebiliyor. Demek ki istendiğinde herkes ve her şey normalleşebiliyor, bir anayasal tanım gereği Irak Kürdistan’ı kabul edilebiliyor. Çünkü bu satırların yazarı yıllar önce yaptığı Kürt parlamentosu haberi üzerine “Kürtlerin de Parlamentosu mu olurmuş” diye aldığı tepkileri hâlâ hatırlıyor. Kürt parlamentosunu anlatmak ya da Kürt bölgesi bayrağını yayımlamak için kullanılan ‘kuş dili’ de gerilerde kaldı.

Erbil ve Süleymaniye’de Kürt Parlamentosu ve Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanlığı seçimlerini izlerken akla bunlar gelirken, parlamento binasının girişine asılan Kürdistan Parlamentosu-Irak yazısı artık haber bile olmuyor.

Oysa aynı medya değil miydi, 1991’de Parlamento kurulduğunda ‘bağımsız Kürdistan’a ilk adımı attılar’ vs yazan. Şimdi Kürt bölgesinde demokrasinin nasıl işleyeceği, Kürdistan Parlamentosu-Irak yazısının altındaki binada muhalefetin nasıl çalışma yapacağını, seçimin bölgede demokrasi açısından ne kadar önemli olduğu tartışılıyor.

Türkiye-Irak Kürt bölgesi ilişkilerini yıllardır izleyenler bu sürecin nasıl sancılı olduğunu da bilir. Bir de, bölge ile ilgili reddedilen tüm gerçeklerin bugün hayata geçtiğini, Türkiye’nin bunu kabullendiğini, aslında olması gerekenin belki 20 yıl gecikmeyle kabul edildiğini... Oysa gecikmelerin maliyeti o kadar yüksek ki!

‘Yanan mumla’ gelen değişim

Evet, Irak Kürdistan’ı parlamento seçimleri, öncesi ve sonuçları itibarıyla tahmin edilmeyecek kadar renkliydi. Çünkü bölgede ‘ceket koysak seçilir’ anlayışının temsilcilerinden Kürdistan Demokratik Partisi ve Kürdistan Yurtseverler Birliği ittifakı, ilk kez durumun böyle olmadığını gördü. Özellikle ittifakın KYB yani Talabani kanadı Süleymaniye’de oylarının yarısını kaybederek bir anlamda çöktü. Bu Iraklı Kürtlerin tarihi açısından önemli bir dönüm noktasıydı. Çünkü Irak Kürt bölgesi dendiğinde iki lider Barzani-Talabani, iki parti KDP ve KYB’nin dışında siyaset yapmak, söz söylemek pek mümkün değildi. Ama KYB geleneğinden gelerek, belki politika yapma tarzı pek farklı olmayan ama seçim sath-ı mailindeki vaatleri ile KYB’ye duyulan tepki sonucu ortaya çıkan Değişim Grubu, bölgede bir ilke imza attı. Hoş, dünyanın farklı bölgelerinde değişim sloganı ile yola çıkanların bir kısmı sadece slogan bazında kaldılar ama Irak Kürt bölgesindeki Değişimcilerin kaderinin böyle olup olmayacağı daha belli değil.

Ancak, tüm eksikliklerine rağmen Irak’ta demokrasi tecrübesi en gelişkin grubun Kürtler olduğu söylemek yanlış olmaz. 1991’den bu yana Kürt bölgesinde iyi kötü işleyen bir sistem, bir parlamento mevcut. 19 yıldır süren ‘parlamenter sistem’ 25 Temmuz seçimleriyle yeni bir aşamaya girdi. 25 Temmuz seçimleri 19 yıllık Kürt parlamentosu tarihinde ilk kez ciddi bir muhalif hareketin ortaya çıkarak, statükoda minik de olsa bir gedik açtı. Seçim bölgede mevcut siyaset tekelinde çatlak meydana getirdi.

Yolsuzluk nepotizm, değişim

Bu durum Kürtler için çok yeni, şaşırtıcı bir durum olmakla birlikte, tabandan gelen talebin de bunda önemli bir rolü var. Çünkü bölgede ilk kez sözünü ettiğimiz iki akım ve lider dışında bir hareket ortaya çıkarak bölge politikasına müdahale etti. Barzani-Talabani ikilisine rağmen politika yapmanın cesaret gerektiren bir girişim olmasının yanında, Kürt siyasetindeki Barzani-Talabani tekeli, 2003’ten sonra giderek zenginleşmeye başlayan bölgedeki ekonomik gelirin belli ellerde toplanması, hatta bu zenginliğin fazlasıyla gösterişe dönüşmesi, yolsuzluk, kayırmacılığın üst düzeye varması insanları harekete geçirmeye yetti. Nepotizm, antidemokratik yöntemler, ifade ve basın özgürlüğünün kısıtlı olması da tüm bunlara eklenince muhalifler kendilerine öncü olan bir ismin arkasından gitmekten çekinmedi. Özellikle gençler yeni bir ses, yeni bir politika öneren Noşirvan Mustafa’nın çıkışını destekledi; yoksullar umutlandı. Celal Talabani’nin devlet başkanı seçildikten sonra Kürt bölgesi ve özellikle KYB bölgesiyle ilgilenmemesi, Iraklı Kürtleri Bağdat’ta iyi temsil edememesi, Kürt Bölgesi parlamentosunun hükümeti denetleme görevi yapamaması da Değişimcileri harekete geçiren motivasyonlar arasındaydı.

KYB’nin sonu mu?

Nuşirvan Mustafa KYB’nin önemli ismi. Halk tarafından bilinen, peşmerge tarafından tanınan, mücadele içinden gelen, Maoist kökenli sol örgütçü yapısı ile tanınan bir isim. Bu isim ile halkın rahatsız olduğu konular bir araya gelince yanan bir mumla sembolleşen ‘değişim’ sloganı karşılığını buldu. Süleymaniye bölgesinde oyların yarısını alan Değişim hareketi hem Talabani’nin partisine büyük darbe vurdu, hem de partinin varlığını tartışılır hale getirdi. 2006’da KYB’den ayrılan Nuşirvan Mustafa’nın KYB’nin liderliğine talip olduğu, ancak reddedilince Talabani’ye bayrak açtığını yani siyasi rant peşinde koştuğunu söyleyenler de var. Açılan bu bayrağın ileride KYB’nin sonunu getirip getirmeyeceğini zaman gösterecek. Ama KYB ve Talabani’nin büyük prestij kaybına uğradığı da bir gerçek. Hatta KYB’nin dağılacağını düşünenlerin sayısı da hiç az değil.

KDP-TYB arasındaki stratejik ittifak devam ediyor. Ancak ittifakın KDP kanadı alınan sonuçtan pek hoşnut değil. Çünkü onlar aylarını korurken diğer kanadın çökmesi ittifakın yeniden gözden geçirilmesi, hükümetin kurulması, bakanlık paylaşımı konularında sorun çıkarabilecek. Hatta dönüşümlü başbakanlık için sıranın KYB’li Berham Salih’te olması bile tartışma yaratabilecek gibi görünüyor.

Türkiye’nin Kürt açılımı girişimine denk düşen bu süreçte Irak Kürt bölgesindeki bu değişim Türkiye-Irak Kürt bölgesi ilişkilerini çok fazla etkilemeyecek olsa da parlamentoda sert tartışmalara sahne olacağı söylenebilir. Bu tartışmalar, belki de, Türkiye’nin yıllardır ilgilenmediği, bilmediği ama Kürt açılımı ile çokça gündeme gelen Mahmur Kampı ile ilgili olabilir.

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim