Irak işgali Esad’a yaradı

06.08.2008 05:16

Robert Fisk

Suriye, Irak işgali sayesinde tek kurşun sıkmadan yerini sağlamlaştırdı. ABD Irak’ta kalmak istiyorsa Şam’ı yardıma çağırabilir!

Suriye Devlet Başkanı Esad bir kez daha Ortadoğu’daki ‘üç sac ayağından biri’ konumunda. Bundan hazzetmiyor olabiliriz. Bush da Irak’ı işgal ettiği güne lanet okuyor olabilir, zira işgal Şam Halifesi’nin iktidarını sağlamlaştırdı. Fakat Esad’ın son İran ziyareti (hem de Sarkozy’yle kadeh kaldırdıktan üç hafta sonra) tarihteki yerini mühürlüyor. Esad tek bir el ateş etmeden, Ortadoğu’da bir şeyler olmasını isteyen herkesi Suriye’den söz etmek zorunda bıraktı. Hiçbir şey yapmadı ve kazandı.

Avrupalılar (en azından Sarkozy) Esad’ın İran’a, Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ı nükleer faaliyetleri sürdürmemeye ikna etmek için gittiğini düşünmeyi seviyor. Suriye’nin resmi haber ajansı Sana bile daha dürüst. Ajansa göre ziyaretin amacı şu: “Nükleer meseleyi ve barışçı uranyum zenginleştirme hakkını istişare etmek; İran’ın uluslararası anlaşmalara tabiyetini açığa kavuşturmak için fikir teatisinde bulunmak.” Esad Sarkozy’nin keşif koluydu. Kaçınılmaz olan gerçekleşti. Ahmedinecad nükleer çıkmazdan diplomasiyle kurtulabileceğimize inancını ifade etmekle kalmayıp, bizi Esad’ın Sarkozy’ye yaptığı açıklamayla baş başa bıraktı. İran’ın nükleer silah geliştirmeye çalışıp çalışmadığı sorusuna Esad şu yanıtı verdi: “Bunu İranlılara sordum, öyle bir çabaları olmadığı yanıtını aldım ve bu benim için kâfi.”

İlginç olan şu ki, Esad muhtemelen buna inanıyor. Gerçekten de doğru olabilir. Güvenin (veya güvensizliğin) ne olduğunu herkesten iyi biliyor ve babasının başlıca dış politika başarısı belki de Suriye’nin İran’la ilişkilerini sürdürmekti. Tahran’dan kopması yönündeki bütün talepleri geri çevirmişti. Genç Esad’ın Türkiye üzerinden İsrail’le görüşmeleri ABD’de en azından nihayet İran’dan vazgeçiyor olabileceği ve Golan’ın geri verilmesinin Beşar için Şam’ın İran’ın postacısı sıfatıyla herkesi kucaklayıcı rolünden daha önemli olduğuna yoruldu. Kazın ayağı öyle değil.

Zira hafta sonu Tahran’da, İran-Suriye ilişkilerini göklere çıkaran ve İsrail-ABD ‘komplosu’ hakkında konuşan bir Esad vardı. Esad Şam destekli Hizbullah’ın iki İsrail askerinin cesedi karşılığı İsrail’den yaşayan esirleri almasını ‘direnişin başarısı’ diye tarif etti. Bir yanıyla öyleydi de. Hizbullah’ın hükümetteki müttefikleri artık veto yetkisine sahip ve Suriye’nin gücü asker yollamadan Beyrut’a döndü.

Yani Suriye kendisine hâkim oldu. ABD Irak’ı işgal ettiğinde tankların soldaki Şam’a mı, yoksa sağdaki Tahran’a mı yöneleceği merak ediliyordu. Bugün hâlâ Irak çölünde yatıyorlar ve Amerikalı generaller İran ve Suriye’yi direnişi teşvik etmekle suçluyor. ABD Irak’tan çıkmak istiyorsa, Şam’ı yardıma çağırabilir. Ve bedeli? ABD Şam’la tam ilişkileri yeniden tesis etmek, İran’la görüşmeleri sürdürmek, İran’a Irak’taki ‘yardımından’ dolayı teşekkür etmek zorunda kalacak - şu anki Irak hükümetinin büyük bölümü ABD’nin Saddam’ı tuttuğu İran-Irak savaşında Tahran’da gizlenmişti. ABD İran’ın nükleer silah yapmadığını da kabullenmek zorunda kalacak. Ve İsrail’in İran’a diplomatik girişim umudunu yok edecek bir saldırı düzenlemesini engellemek, adil bir Ortadoğu barışı ortaya koymak zorunda kalacak. Peki ya üç sac ayağı? Biri elbette Esad. İkincisi çatlak Ahmedinecad. Üçüncüsü? Vaktiyle Bush’tu. Onun yerini kim alacak? Esad tabağındaki İran havyarını beğenmiş olmalı.

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim