Yasemin Çongar

Yasemin Çongar

Yazarın Tüm Yazıları >

IRA dersleri

A+A-

Akşam’dan Şenay Yıldız çok iyi gazetecilik yapmış; Belfast’a gidip Ulster Barışı’nın mimarlarından Knock Baronu Alderdice’le konuşmuş.
Alderdice, İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) ile yürütülen barış müzakerelerinin anahtar isimlerinden...

Bugün, Lordlar Kamarası üyesi ve Kuzey İrlanda İttifak Partisi Genel Başkanı.

Alderdice, temmuzda Polis Akademisi’ndeki çalıştaya katılıp IRA’ya silah bıraktırma sürecindeki deneyimlerini yetkililere aktardı.

Daha sonra, Kürt açılımı konusunda sohbet etmek üzere buluştuğumuz İçişleri Bakanı Beşir Atalay,IRA deneyimini de incelediklerini söyledi bize...

Alderdice’in tavsiyeleri Ankara’da dikkatle not edilmişti.

Kürt meselesini ve PKK olgusunu yakından takip eden Alderdice, Akşam’daki açıklamalarında da, Türkiye’de savaşı bitirmeyi isteyen her yetkilinin bence zaten bildiği zorluk ve zorunluluklara işaret ediyor.

Özetle, “Kuzey İrlanda’da barış için IRA ile konuşmak şarttı” diyor ve Ankara’ya “PKK ile iletişim kanalı açmalısınız. Tamamen yok saymanız, çözümü kolaylaştırmayacak” uyarısında bulunuyor.

Bu uyarının temelinde IRA dersleri var:


“İngiliz hükümeti yıllarca ‘Biz teröristlerle konuşmayız’ diye açıklamalar yaptı. Sonradan gizli görüşmeler yapıldığı ortaya çıktı. Buna mecburlardı. İnsanları dışlayarak çözüme ulaşamazsınız. Biz bu nedenle, 15-20 yıl kaybettik. Eğer onlarla konuşmazsanız, silahlardan nasıl kurtulacaksınız? PKK kendisini tehdit altında hissederse, dünyanın en iyi açılımı bile olsa, işe yaramayabilir onlar kabul etmeyecekleri için.”


Alderdice’in sözlerini yerli yerine oturtmak için, Türkiye’deki Kürtlerin demokratik taleplerinin karşılanması ile PKK’nın dağdan indirilmesi çabasının birbirine paralel ama iki ayrı “açılım” kulvarı olduğunu aklımızda tutmalıyız.


Bir yandan, “Kürt kimliğine saygı, Kürtçeye özgürlük, Kürtlere eşitlik ve katılım hakkı” hedefiyle kapsamlı bir demokratik açılım yapabiliriz ve yapmak zorundayız.


Ama bir yandan da, akan kanı durdurmamız, PKK tehdidini ve devlet şiddetini bitirmemiz, dağdaki silahlı adamları evlerine döndürmemiz gerekiyor.


Bu durum, birbirini yakından etkileyecek, birinin işlememesi diğerini de dinamitleyebilecek iki ayrı sürece işaret ediyor.


Ve Ankara, bu süreçlerden sadece biri değil, her ikisi için de ayrı ayrı kollarını sıvadı.

İlk kulvarda, yani bu ülkenin Kürt vatandaşlarının eşit, özgür, müreffeh ve katılımcı kılınması çabasında, Ankara’nın PKK’yı muhatap almasına hiç gerek yok.

Meşru zeminde siyaset yapan DTP’li milletvekilleri ve belediye başkanları var; Güneydoğu’da odalar, barolar, dernekler halinde örgütlenmiş bir sivil toplum var; meseleye kafa yoran Kürt ve Türk aydınlar, yazarlar, akademisyenler var.


Ama akan kanı durdurma, yani PKK’ya silah bıraktırma hedefinin teknik, hukuki, psikolojik ve evet, siyasi dinamikleri, Alderdice’in “Onlarla konuşmalısınız” tavsiyesini sadece haklı değil, kaçınılmaz da kılıyor.


Ulster sorununun çözümünde iki aşamalı politika izlediklerini söylüyor Alderdice:

“Siyasi aşamada eski IRA üyelerinin oluşturduğu Sinn Fein muhatap alındı ki kendilerini şiddet değil, siyaset düzleminde ifade edebileceklerini görsünler.”

Bu, AKP hükümetinin nihayet DTP’yi muhatap almaya başlamasının doğruluğunu da teyid eden bir söz.

Ama yine Alderdice, “askerî bölümde IRA’nın silahsızlandırılması ve silahlara geri dönmeyeceklerinden emin olmak gerekiyordu. Şiddete karıştığı için içeride olan kişilerin serbest bırakılması ve bırakıldıkları zaman ne olacağı gibi sorunlar vardı. Bunlar için IRA ile hareket etmek zorundaydık” diyor.

Bu da, PKK’nın dağdan inmeye ikna edilmesinin yolunu yordamını hatırlatan bir ders cümlesi...

PKK’yla iletişimin tek yöntemi “doğrudan masaya oturmak” değil tabii; zaten İngiliz hükümeti de bunu yapmamıştı.

“Bunun çeşitli yolları var,” diyor Alderdice, “Öcalan’ın bir açılım yapma isteği, onun dahi artık eski yöntemlerden kurtulmak istediğini gösteriyor. Bunlar çok önemli göstergeler, yok saymayın. Ona yakın kişilere, ‘Öcalan ile konuşmanıza karşı değiliz’ cesaretlendirmesi yapmak bile büyük bir adım. Bu durumda onunla konuşmamış ama dinliyor olacaksınız.”

Şundan emin olabilirsiniz; Ankara’da Alderdice’in tavsiyelerine hak veren yetkililer de var.

Ve bu topraklarda yaşayan Türk-Kürt hepimizin kaderi, o yetkililerin sabrına, sağduyusuna, siyasi olgunluğuna bağlı.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT