1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. “İnsanlık” 2013’te Sonlandı, Farkında Değilsiniz...
“İnsanlık” 2013’te Sonlandı, Farkında Değilsiniz...

“İnsanlık” 2013’te Sonlandı, Farkında Değilsiniz...

Aylan’ın gerçek katilini bulmak mı istiyorsunuz, söyleyeyim: Esed'in katliamlarını örtbas eden Putin ve Obama. Tabii destekçileri de var: İran, Çin, İsrail, bugün mülteci çaresizliği yaşayan Avrupa, bir de bizim Baasçılar...

A+A-

Ardan Zentürk / STAR

Minik Aylan’ın Bodrum sahilindeki cesedi karşısında travma yaşanıyor, düne kadar, “ne işi var bu kadar Suriyeli’nin buralarda” diyenler bile ortalığa dökülmüş durumdalar. 

Geçiniz...

Ya, yaşamakta olduğunu çağın gerçeklerinden kopuk bir şaşkınsınız, ya da, günü birlik çıkarlar doğrultusunda koşturan omurgasız bir iki yüzlü...

Adına sosyal medya mesajlarınızda “insanlık” dediğiniz kavram, aslında, 21 Ağustos 2013 günü sabaha karşı, Şam’ın Ghuta banliyösünde sonlandı, sizler, o kavramın hala varlığını koruduğunu sanıyorsunuz.

İnsanlığı Obama-Putin bitirdi...

İnsanlığı sonlandıran gelişmenin başlangıç noktası, Beşar Esed’in ordusunun 21 Ağustos 2013’te kimyasal silah kullanarak 1.729 masum kadın ve çocuğu, bebeği öldürmesidir.

Baas’çı bir diktatörden beklenen bir katliamdı, Irak’taki benzeri Saddam da aynı işi Halepçe’de yapmıştı. Hepimiz açısından “son”, Ghuta katliamından sonra Moskova-Washington hattında yaşanılan gelişmeyle başladı. Dünya, “tek süper güç” Amerika’nın “kırmızı çizgileri” geçildiği için Beşar’a gereken cevabı vereceğini düşünüyordu, Obama, Putin’in diplomatik önerisini kabul ederek, o masum çocukların cesetleri üzerinden Suriye’yi “kimyasal silahtan arındırma” manevrasını başlattı.

Yan yana dizilmiş yüzlerce çocuğun cesetleri unutuldu, İsrail’in güvenliği açısından daha önemli görülen “Beşar’ı kimyasaldan arındırma” diplomasisi devreye girdi, Beşar kaldı, söylenene göre kimyasallarını verdi, şimdi, çocukların üzerine klor gazı atmakla yetiniyor!..

Bakın, tam iki yıl önce bu sütunda ne demişim:

“Yaşanılan süreç, meselenin özünü kaçırmamıza neden oluyor. Eğer, bütün mesele, Baas rejiminin elindeki kimyasal silahlara el koymaksa, bu, 100 bin insanın ölümüne değer miydi? (Not: Şimdi ölü sayısı 300 bin, anladınız siz beni...) Bütün bu kan gölünün sonucunda dünya açısından “rahatlatıcı” tek sonuç, “kimyasalsız Baas” olacak ve bu ülkede süren savaş devam edecekse dünyanın geleceği açısından durum vahimdir. Rusya’nın öne sürdüğü, ABD’nin de önemsediği formül, Baas rejiminin elini yıkamasından ve katliamlarına başka silahlarla devam etmesinden başka bir anlam ifade etmiyor. Bu arada, dünya, “demokrasi dışı” rejimlere sahip iki büyük gücün, Rusya ve Çin’in desteğinde varlığını koruyan, bir başka “demokrasi dışı” güç İran’ın giderek kontrol altına aldığı Baas rejimi ile baş başa kalıyor.”(STAR, 13.Eylül.2013, Dünya sistemi çöküyor!..)

Aylan’ın gerçek katilini bulmak mı istiyorsunuz, söyleyeyim: Vladimir Putin ve Barack Obama. Beşar’ın kimyasal katliamını ört-bas ettikleri gün, Aylan gibi binlerce çocuğun da ölüm fermanını imzalamış oldular. Tabii destekçileri de var: İran, Çin, İsrail, bugün mülteci çaresizliği yaşayan Avrupa, bir de bizim Baasçılar...

Aşağılık ihanet süreci...

İnsanlığın sonlandığı son 2 yıl bizim için de ihanet süreci oldu...

Kimyasal kullanmış diktatörün elini sıkanları gördük. Diktatörün medyada borazanlığını yaptılar. İran’ın Suriye’yi işgal planını görmezden gelip, kendi ülkesini “Sünnici” diye suçlayanlarla karşılaştık. İşi DAEŞ’i destekliyor algı operasyonlarına vardıran ihanet şebekeleriyle de tanıştık. Kırmızı ışıkta mendil satmaya çalışan Suriyeli mülteciden iğrenen Beyaz Türk kafaların yorumlarıyla da...

Yetmedi... Kalaşnikofu bir sazın arkasına saklayanlarla buluştuk...

Dün, TSK’nın şerefli bir komutanını tek başına “terör örgütü lideri” suçlamasıyla mahkum edenlerin bugün, yurt dışına kaçtıklarına şahit olduk. Gerilla kamplarını dolaşıp, sakın silah bırakmayın çocuklar diyenleri gördük...

Mısır darbesini “meşru” görüp, ülkesinde de tekrarlanması gerektiğini, tekrarlanırsa, bu ülkedeki kadronun “yargılanan” Mursi kadar şanslı olmayacağını buyuran ruh hastalarıyla tanıştık...

Artık yüreğim kaldırmıyor...

Midem bulanıyor...

HABERE YORUM KAT

1 Yorum