1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. "İnsanın İslam Fıtratı Üzerine Doğması ve Yabancılaşma"
"İnsanın İslam Fıtratı Üzerine Doğması ve Yabancılaşma"

"İnsanın İslam Fıtratı Üzerine Doğması ve Yabancılaşma"

Uludağ Üniversitesi İnsani Değerler Topluluğu alternatif eğitim programları kapsamında yaptığı Mediko derslerinden ikincisini Aziz Avar'ın sunumuyla 'Yabancılaşma' başlığı altında gerçekleştirdi.

A+A-

Uludağ Üniversitesi Mediko Kırmızı Salon'da gerçekleştirilen programda Mahmud Batuk, açılış konuşmasını yaparak sözü Aziz Avar'a devretti.

"Bizim dönemimizde Müslümanların üniversitelerde ortaya bu şekilde bir pratik koyması, İslami faaliyetlerde bulunması maalesef söz konusu bile değildi " diyerek sözlerine başlayan Avar; genç Müslümanların üniversitelerde sürdürdüğü mücadelenin kendisini oldukça duygulandırdığını ifade etti.

Avar;  insanın İslam fıtratı üzerine doğduğunu ancak ilerleyen süreçte çevrenin, kültürün ve ideolojilerin etkisiyle hedonizmin kulu haline geldiğini ve milliyetçi, ulusçu, ırkçı, faşist, her şeyi madde çerçevesinde gören sosyalist, hümanist veya liberal bir şekilde bireyci kuşatmalarla bozulmaya meylettiğini belirtti. Bu noktada Rabbimizin bizi fıtratımızla baş başa bırakmadığını dile getiren Avar; Allah’ın insanlığa fıtratın yanında yol gösterici olarak kitabı ve Resul'ü gönderdiğini ve böylece insanlara bozulmaya uğrayan fıtratlarını nasıl özüne döndüreceklerinin yöntemini de sunduğunu ifade etti.

İnsanlık tarihi boyunca maddeci, hedonik (hazcı), benmerkezci, ruhçu, bilinmezci tartışmaların toplumlar arasında var olduğuna ve bu toplumlar arasında bir kısım Müslümanların da konumlandığına dikkat çeken Avar;  Rabbimizin insanı yaratırken bahşettiği sorgulama yeteneğinin ancak fıtratı yakalama-anlama ve onunla hayata yön verme doğrultusunda değer kazanacağını ifade etti.

" Ve senin Rabbin, her ne zaman Âdemoğullarını sulplerinden onların soylarını çıkaracak olsa, onlara kendileri hakkında tanıklık etmeye çağırır: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Onlar, cevaben: " Elbette!" derler, "Buna tanıklık ederiz!"  Kıyamet Günü'nde  "Doğrusu, bizim bundan haberimiz yoktu" demeyesiniz yahut: " Aslında, önce atalarımızdı Allah'tan başkasına tanrısal nitelikler yakıştıranlar; biz sadece onların izinden yürüyen bir kuşağız; öyleyse, batılı ihdas edenlerin işlediklerinden dolayı bizi mi helak edeceksin?" demeyesiniz. "  (Araf 172{) ayetlerini ilke edinmemiz gerektiğini belirten konuşmacı,  " Ku'an zikirdir, zikir hatırlatmadır. Kur'an bize daima fıtratımızı hatırlatır." vurgusuyla vahiy-fıtrat ilişkisine dikkat çekti.

Konuşmacı, fıtratı değiştiren- dönüştüren etkenleri üç ana başlık altında ele alarak sözlerine devam etti.  Fıtrattaki ilk sapma noktasının, Kur’an'da bahsedilen Hz. Âdem ile İblis kıssasında yer alan İblis’in itaatsizliği olduğunu belirten Avar;  'dil, renk, soy gibi etkenlerle üstünlük addetmenin' ilk toplumlarının İblis tarafından atıldığını ifade etti. Toplumlar arasında kavmiyetçi kimliğin öne çıktığı ve bunun zamanla ırkçılık şeklini alarak büyük bir ifsada yol açtığını sözlerine ekleyen konuşmacı,  fıtrat üzerinde meydana gelen bu bozulmanın İblis’in vesvesesi çerçevesinde şekil almış bir tavır olduğunun bilincinde olmamız gerektiğine dikkat çekti.

Müslümanların tarih içerisinde -farklı nedenlerle- milliyetçiliği, ulusçuluğu ve kavmiyetçiliği İslam ile bağdaştırarak girift bir ilişki ortaya çıkardığını dile getiren Avar; insanı özüne yabancılaştıran bu sorunun fark edilip çözülebilmesinin ancak ‘iyiliği emreden, kötülükten meneden’ bir topluma dönüşmemizle gerçekleşeceğini ifade etti.

Fıtratı değiştiren-dönüştüren bir diğer önemli faktörün cinsiyetçilik olduğunu belirten Avar; "Biz Müslümanlar olarak kadın erkek ilişkilerindeki tutumlarımızda, hadiselere bakış açımızda  'mümin kadınlarla mümin erkekler birbirlerinin velisidirler. İyiliği emreder kötülükten men ederler.' çerçevesinin dışına çıkmamalıyız." diyerek bu bağlamdaki sapmayı fıtrattan uzaklaşma/yabancılaşma olarak değerlendirdi.

Son olarak tüketim kültürünü ele alan Avar; post modern dönemde toplumun büyük bir kesiminin araçsallaşmayı, marka ile var olup marka ile yok olmayı düstur edindiğini; Müslümanlar da dahil olmak üzere bu baskılarla bireylerin özüne yabancılaştığını vurguladı ve bu durumu ıslah etme anlamında Müslümanların, araçsallaştırdıkları unsurlar ile ilkeler üzerinde daha derinlikli tefekkür ederek istişare mekanizmalarını esas alan eylemler içerisinde bulunması gerektiğini belirtti.

Bu noktada Müslümanların,  toplumsal bozukluklardan kendisini soyutlamasının doğru olmadığını, onları ıslah edebilmek için yeterli donanıma sahip olması gerektiğini vurgulayan Avar;  Kur’an da geçen ‘ içinizde iyiliği emreden kötülükten men eden bir topluluk bulunsun' ayet-i kerimesinin müminlerin hayatlarında karşılık bulması gerektiğinin altını çizdi.

Avar, bu merhalelerin inşa sürecinde köklü değişimlerin istişare ehli olmakla elde edilebileceğini;  milliyetçilik, cinsiyetçilik, tüketim toplumundaki kapitalizm, liberalizm gibi kirlerden ancak fıtrata yönelik bilgiyle donanarak temizlenebileceğini ifade etti. Eşyanın tabiatına uygun kullanılması gerektiği gibi insanın da varoluş gayesine uygun yaşaması gerektiğini belirterek  bu noktada önce kendimizden başlayarak bozulan, yabancılaşan köklerimizi vahiyle yeniden uyarıp diriltmenin ve aslına yöneltmenin Allah’ın rızasına uygun bir tavır olduğunu vurgulayan konuşmacı;  bütün bunları istişare ile desteklemenin sağlam bir yola ulaşma noktasında elzem olduğunu bir kez daha ifade ederek sözlerini tamamladı.

Soru-cevap kısmıyla interaktif bir şekilde devam eden program, Mahmud Batuk'un topluluk bünyesinde ilerleyen süreçte yapılması planlanan programlar hakkına bilgi vermesi ile son buldu.

12310659_542836739213533_1755126438094461389_n.jpg

12311320_542836705880203_863287653561885009_n.jpg

12359906_542836725880201_459883169259792777_n.jpg

Haber: Halime Örs  / Gülsüm Güneş

 Fotoğraf: Ali Ekber Keserci

HABERE YORUM KAT

1 Yorum