“İnsani İhtiyaçlarımız ve Düşünce Eylemimizde Hududullah”

06.04.2015 00:18
“İnsani İhtiyaçlarımız ve Düşünce Eylemimizde Hududullah”
Özgür-Der Ereğli Temsilciliği’nde, her ayın ilk haftası yapılan usul derslerinin bu ay ki konu başlığı “İnsani İhtiyaçlarımız ve Düşünce Eylemimizde Hududullah” idi.

Hamza Türkmen tarafından sunumu yapılan proğramda; İnsanın düşüncelerini oluşturan, hayatını şekillendiren temel etkenler açıklanmaya çalışıldı. Doğru bir İslami bilincin üremesi için düşünce usulünde sahip olunması gereken özelliklere dair önemli açıklamalarda bulunan Hamza Türkmen,  konuşmasında özet olarak şu değinilerde bulundu;

“İnsan ilişkilerimizde ölçü nasıl olmalıdır? Olaylara karşı göstermiş olduğumuz duruşumuzu bir anlamı ile fıkhımızı belirleyen kaideler nasıl şekillenmektedir? İnsanlar nasıl ve neye göre tavır alır? Kavgalar niçin çıkar? vs. gibi soruların nihai cevapları, insani ihtiyaçlarımızla ilgilidir. Marksizm, Liberalizm, Milliyetçilik, Emperyalizm, Din, Mezhep, Kabilecilik vs. gibi nizamlar bu sorulara verdikleri temel cevaplar ile hayat ve toplum tasavvuru oluşturur. Kimine göre insanı harekete geçiren temel iç dürtü ekonomik bir mücadele azmi iken, kimine göre kavmi, bazısına göre dini, mezhebi etkenler olabilmektedir.

İnsanın nihai ihtiyaçlarını genel olarak iki başlıkta tasnif edebiliriz. Bunları zorunlu ihtiyaçlarımız ve temel ihtiyaçlarımız olarak isimlendirebiliriz. Su içmek, açlığımızı gidermek, uyumak gibi isteklerimizi karşılamak zorunluluktur. Zorunlu ihtiyaçlarımıza sevk eden şey, iç yapımızdan doğal bir şekilde gelir.

İnsanın psikolojisini ihtiyaçları doğrultusunda anlamlandırma çalışmaları, İslam dünyasında çokça fazla araştırılmış bir alan olmamakla beraber, nitelikli bir değerlendirme olarak görülebilecek Takiyyuddin Nebhani’nin 15 temel ihtiyaçtan bahsettiği görüşler önemlidir. Nebhani, bu temel ihtiyaçları da genel manada Beka duygusu, Nevi (Cins) duygusu, Kutsama-Yüceltme duygusu şeklinde 3 başlık altında değerlendirmiştir. Temel ihtiyaçlar iç bünyeden ziyade dışarıdan gelen bir etki ile oluşur.

Beka Duygusu; İnsan bir şeylere sahip olma, sahiplenme duygusu barındırmaktadır. Herkes kendi şartlarına göre ihtiyacına binaen bu sahip olma duygusu ile hareket eder.

Nevi(cins) Duygusu; İnsanın anne babasına olan alakası, bayan ve erkeğin birbirine olan ilgisi, boğulmak üzere olan bir insanı kurtarma arzusu gibi istekler, insanın insana olan ilgisini göstermektedir ve bu tabii bir duygudur.

Kutsama-Yüceltme Duygusu; İnsan kendinden daha büyük olana yönelmesi onu yüceltmeye çalışması bu duygu ile alakalıdır. Mesela Hz. İbrahim’in ay ile güneşe olan yüceltici ifadeleri bu doğrultudadır. Hinduların ineği kutsaması, Rusların ayıyı yüceltmesi, Bozkurtçuluk, futbol takımlarının yüceltilmesi bu duyguların yansımasıdır.

İnsanın hayatını bu temel ve zorunlu ihtiyaçlar şekillendirmektedir. Bir anlamı yaşam seyrimizi özetleyen zaruret, haciyat ve tahsiniyyatı oluşturan temel etkenler bu istekler ile şekillenir. Burada asıl sorulması gereken soru; bu temel ihtiyaçların hangi ölçülere göre şekillendirileceğidir.

İnsanın nefsi ile, toplumla, doğayla, yaratıcımız ile olan ilişkilerini sınırlı aklımızın belirleyeceği ölçülere göre mi düzenleyeceğiz? yoksa, her şeyin yaratıcısı, sahibi olan, her şeyi hakkı ile bilenin ölçüleri ile mi düzenleyeceğiz? Allah insanı yaratandır. O’nun hakkında en doğru ölçüyü de bilen O’dur. Hayat nizamımızı belirleyen ölçüyü iyi kavramalıyız ve doğru olanın kaynağını yerli yerince tespit etmeliyiz. Bilginin kaynağı olan yani Hak olanı, yakin(kesin) olan ölçülere bağlamamız gerekir ki doğru olan gerçekleşmiş olsun. Zorunlu ölçüleri Rabbimizin ölçüleri ile belirleyen tavır, doğru tavırdır. Bu anlamı ile Allah’ın (c.c) bildirdiği ölçü bizim için temeldir.

 Rabbimiz her şeyi “hak üzere” yarattığını belirtir. Yine aynı şekilde insanı da yarattı ve O’nu başıboş bırakmadı. Rabbimiz kitabı da hak üzere yarattığını beyan ederek, tüm insanları indirmiş olduğu bu kitap üzerinde düşünmeye, akletmeye çağırır ve onda herhangi bir çelişki olup olmadığını idrak etmeye davet eder. Böylece kendisinde hiçbir çelişki olmayan, kesin olan kitap(vahiy) ile tüm alem üzerinde de akledip düşünmeye, tefekkür etmeye davet eder. Bizler yaratılmış varlıklarız, bu alem üzerine düşünürken de, Allah’ın bildirdikleri aracılığı ile düşüncelerimizi oluştururuz.

Düşüncenin oluşumunda dört temel unsur gereklidir. Buna göre;

1- Vakıanın olması gerekir ki, vakıa dediğimiz şey de; kendisi(zatı), eseri(yansıması) ve haberi ile oluşur.

2- Vakıayı algılayacak  duyuların olması gerekmektedir.

3- Duyular aracılığı ile gelenin ulaştığı dimağ (kalp, beyin vs. gibi izahını tam manası ile yapamadığımız içsel şey) gerekmektedir.

4- Son olarak da öncül bilgi olması gerekir. Öncül bilgi; Rabbimizin Adem’e kelimeleri öğretmesi durumudur. İnsan öncül bilgiyi anne, baba, çevre, toplum vs. etkenler ile alır. Fakat insan için asıl olan, kendini inşa ettiği düşüncelerini tam manası ile şekillendirdiği, inancını oluşturduğu haldir ki, buna rüşt hali denmektedir.

İnsan, düşüncelerini oluştururken bu dört etkenin devreye girmesi ile nihai bilgisini şekillendirmektedir. İnsan, vakıayı görür , duyar onunla bağını kurarak dimağından öncül bilgisi ile geçirip temellendirerek inanç haline getirir. Burada öncül bilgi vakıa ile ne kadar uyumlu ise, hakikate olan taalluk da o derece doğru olarak ortaya çıkar. Düşüncede birçok bid’atler de olabilir. Düşüncenin teşekkülünde bahsettiğimiz vakıanın zatı, eseri ve haberi ki, haberin kaynağı vahiy olmalıdır. İşte burada haber, vahiy değil de zan ifade ediyor ise, vakıa ile olan irtibat hakikatten bir pay taşımayacaktır. Bu anlamı ile itikadimizi şekillendiren vahiy ile vakıa arasındaki bağın kurulması, bizler için hakikate taalluk etmedeki hududumuzu da göstermektedir.

Rabbimiz muhkem olan vahyi bilgiyi vakıa ile irtibatlandıran bir ölçüyü bizlere öğütler. Öyle ki buradaki bağların doğru ölçülerle,  güçlü bir şekilde inşa edilmesi, modern dünyanın tüm insanlığı ve nihayetinde Müslümanları da ifsat eden kirliliğine karşı, sağlam bir duruşun üretilmesini sağlayacaktır. Rabbimiz, bahsettiğimiz zemin üzerinden üreyen ve şura temelli istişareler ile şahitleştirilen örneklikler ile, güçlü bir toplumsal bünyeye kavuşacağımızı bizlere haber vermektedir.”

İlgi ile takip edilen Program, dinleyicilerin soruları ve cevaplar ile geç vakte kadar devam ederek sona erdi.

hamza_turkmen-20150405-02.jpg

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim