1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. İnşaallah, Söylenen Söze, Amelen de Bağlı Kalınır
İnşaallah, Söylenen Söze, Amelen de Bağlı Kalınır

İnşaallah, Söylenen Söze, Amelen de Bağlı Kalınır

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL gündemi yorumluyor:

A+A-

Başbakan Davudoğlu 17 Ekim gecesi  Kanal 7 ve Ülke  tv.larının ortak yayınında bir saatten fazla süren ve dolu dolu geçen bir sohbete katıldı. Bu sütunlarda daha önce de değinildiği üzere, Davudoğlu’nun meydanlarda, kitleler huzurunda yaptığı konuşmalarda daha çok hamâset hâkim olmaktayken; daha dar çerçevede ve kapalı mekanlarda yaptığı konuşmalarda yılların hocalığının özelliklerini ve bilgilerini dirayetli şekilde ‘konuşturuyor’.

Davudoğlu’nun, özellikle yeni hazırlanan bir kanun tasarısı konusunda söyledikleri üzerinde durulması gerekiyor. Çünkü, bir yıl öncesine kadar Erdoğan ve ekibine övgüler düzen kimileri, ‘herkesi suçlu gösterecekler..’ gibi tuhaf iddialar geliştiriyorlar. 

Halbuki, yapılmak istenen düzenlemeler, AK Parti’nin geç kaldığı bir konulardan bazıları.. ‘Molotof kokteyli’nin nelere mal olduğu ve hattâ İstanbul’da 3 sene öncelerde bir belediye otobüsüne atılan ve ‘molotof kokteyli’ denilen alev bombasının, patlayıcıların alevleri içinde yanan gencecik bir kızın hayatını kaybetmiş olmasına rağmen, o konuda bir  kanun düzenlenmesinin bu zamana kadar yapılamamış olması yanlıştı.

Modern denilen toplumlarda molotof koyteyli atılarak, bombalar patlatılarak, etraf ateşe verilerek, tahrib edilerek gösteri yapılmasına güvenlik güçlerinin seyirci kaldığı gibi bir husus tasavvur bile edilemez. Nitekim, geçen haftaki gösteriler sırasında, bir kadın, yurt dışındakilere de Kobani’ye destek mahiyetinde gösteriler yapmaları çağrısında bulunduğu tweet’inde ‘yurt dışında molotof kokteyli, sağa-sola zarar veren gösterilerden kaçınılması gerektiğini’ emredercesine kesin bir dille hatırlatıyordu. Anlaşılıyordu ki, o kişi, dışarda, yurt dışında bu gibi tahrib edici, yakıp yıkıcı veya maskeli gösterilere asla müsamaha edilemiyeceğini biliyordu. Bu hatırlatmanın tersinden bir diğer okunuşu da, bu gibi eylemlerin, saldırıların, Türkiye’de yapılabileceği ve yapılması gerektiği şeklindeydi. Zâten, yapılan da oydu. Hem de Kurban Bayramı günlerinde neler yapıldığı, ne alçaklıkların, IŞİD savaşçılarına nisbet olunan barbarlıklardan geri kalmıyacak şekilde sergilendiği görüldü..

Geciken bir diğer düzenleme çabası da, gösterilere katılanların yüzlerini kapatmalarına güvenlik güçlerinin müdahale edememesi, seyirci kalması durumu idi. Halbuki, gösteri yapmak isteyenler, kendilerini, eylemlerinin sorumluluğunu kabullenecek kadar kimliklerini ortaya koyabilecek bir medenî cesaret sahibi olmalıdır. Çünkü, aksi halde, yüzü kapalı bir protestocunun kim olduğu, kim adına hareket ettiği ve hattâ bir takım karanlık odaklarla irtibatının olup olmadığı da anlaşılamıyacaktır. Ve günümüzde modern denilen hiçbir ülkede, yüzlerini kapayan göstericilere müsamaha ile yaklaşılmaz. Bu gibilere, o modern denilen ülkelerdeki güvenlik güçlerinin nasıl haşin davrandığı hatırlanabilir.

Bu açıdan, Davudoğlu’nun Molotof kokteyli ve benzeri diye kanuna bir yasaklama şeklinde girecek. Silahlı bir saldırı neyse o da odur.  Bu kanunla, Kolluk Denetim Kanunu'nu getiriyoruz. Bu hakları istismar eden polis de cezalandırılacak. Hiçbir özgürlük kısıtlanmayacak, vatandaşımız mağdur edilmeyecek. Özgürlükleri teminat altına alıcı tedbirler olacak.’ sözleri de yeteri kadar açıktır ve bu düzenlemeler hattâ çok daha önceden yapılmalıydı. 

Yazının Devamı >>>